MEB, uzman öğretmenlik  ve başöğretmenlik süreçlerinin nasıl yürütüleceğine ilişkin paylaşımlarda bulundu.

Öğretmenler, heyecanla ve merakla bekledikleri bu sürecin detaylarına nihayet vakıf oldular.

Öğretmenleri şimdi de bu süreçlerden alınlarının akıyla çıkma yani muvaffak olma telaşı sardı.

Eeee serde hem rütbe atlama var hem de maaşın düz öğretmen maaşından daha yüksek olması… Düz öğretmenler, düz öğretmen maaşından o denli muzdarip ki lakin işiten yok.

Tabii rütbe atlama ve maaştaki yüksek farklılığın bir havası da olacak onlar zaviyesinden.

Bakınız, ben ne kanununda ne yönetmeliğinde ne yönergesinde ne şununda ne de bununda bir eşitsizlik görmedim.

Nasıl eşitsizlik olabilir ki!

Katiyen, zinhar…

Hukuksal belgelerde zaten bunu beklemek abesle iştigaldir.

Olsa dahi hemencecik müdahale edilir.

Bakınız, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası önünde hepimiz eşitiz.

Öyle değil mi?

Ama gelin görün ki yaşadıklarımız, gördüklerimiz bambaşka…

İşte zurnanın zırt dediği yer burası zaten…

Kağıt üstünde her şey tastamam…

Amenna…

Lakin kağıttan sahaya yani gerçeklere doğru yol alınca kanun, yönetmelik, yönerge maddeleri çığrından çıkıyor.

Hiç umulmadık haller alabiliyor.

Dananın kuyruğu ondan sonra kopuyor.

Saha ve gerçeklerle yüzleşme dediğimiz ‘‘fiili durum’’ aslında…

Evet, bardağın dolu tarafından bakarak ponçikleşelim.

Öğretmenlik kariyer basamakları, motivasyona dönük…

Öğretmenlik kariyer basamakları, ekonomik teşvik paketleri gibi…

Öğretmenlik kariyer basamakları, öğretmenlerin üzerindeki ölü toprağından kurtulup uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik süreçleriyle şifa bulma adeta…

Gelin görün ki sahanın halihazırdaki şartları ve durumu göz önüne alındığında bu süreçlerin kağıtta durduğu gibi ya da hayal edildiği üzere neticeler vermeyeceği bir hakikattir.

Görmemek için gaflet icap eder.

Bu bağlamda ciddi, net, tavizsiz ve keskin tedbirler alınmalıdır.

Yuvarlak ve havada kalan önlemler değil yani.

Yoksa bu süreçlerin mağrurları ve mağdurları diye iki sınıfın oluşma riski vardır.

Bunu şimdiden söyleyeyim.

Mağrurlar, idari alanda at koştururken…

Mağdurlar, mahkeme kapılarını aşındıracaklardır.

Her zamanki gibi Türkiye’den manzaralar misali…

Gördüğüm kadarıyla MEB kervan yolda düzelir kafasıyla sahadaki hali gözlemleyecek.

Yani bu geniş çaplı yeni uygulamanın yansımalarını…

Mağdur ve mağrur hallerini…

Nasıl olsa kendileri mağdur olmayacakları için rahatlar...

Tepkileri de ölçecekler, akabinde problemleri çözme yolları arayacaklar.

Bakınız müdahale ediyoruz, izlenimi gereği…

Göstermelik velhasılıkelam, her daim olduğu gibi…

Su akar yolunu bulur nasıl olsa.

Onlar hiç yerinden kalkmasa da…

Onlar hiçbir şey yapmasa da…

İşler zaten böyle yürüyor ya…

Tabii bu süre zarfında atı alan üsküdar’ı geçecek.

Kimisi için de iş işten geçecek.

Lakin MEB’in, baştan ciddi ve gerçekçi planlamalarla tüm bunları asgari düzeyde tutması işten bile değildi. Bunu talep eden yok ki… Herkes kanıksamış böyle halleri.

Ne yazık ki bizim genlerimizde kervan yolda düzelir var, yumurta kapıya dayanınca mevcut.

Bunları özümsemişiz biz.

Ve bunlara göre işlerimizi yürütüyoruz.

Bakışımız, anlayışımız, ufkumuz, her şeyimiz bunlara göre şekil alıyor.

Bir türlü kurtulamıyoruz.

Yineleyeyim o zaman:

1-    Bu uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik süreci sahada ciddi hasarlara yol açabilir.

2-    Bilhassa haksızlığa ve adaletsizliğe yol veren taşra bürokrasisi elinde…

Söz gelimi bir okul müdürü tutar, başöğretmenler-uzman öğretmenler ile düz öğretmenler odasını ayırırsa ne yapacaksınız? Al sana fiili durum, ben yaptım oldu uygulaması…

Dikkat ettiniz mi biz yazarken bile öğretmene düz öğretmen demek zorunda kaldık.

O zaman başöğretmenlik ve uzman öğretmenlik uygulamalarına beslediğiniz hayaller ters yüze dönecektir. Bilin isterim.

Misal bir okul müdürü tutar, ders dağıtımı yaparken ya da ders programlarını hazırlarken başöğretmen ve uzman öğretmen ile düz öğretmen arasında ayrımcılık yaparsa…

Örneğin bir okul müdürü de tutar, DYK’leri daha yetkin ve rütbeli diye uzman öğretmenlere ve başöğretmenlere verirse… O zaman görürsünüz okuldaki barış ve huzur ortamının nasıl paramparça olduğunu…

Ayrıcalıklarla yani imtiyazlarla okullarda başöğretmen-uzman öğretmen oligarşisi ya da zümresi oluşursa… Başöğretmen ve uzman öğretmenler düz öğretmenlere parmak sallayarak had bildirir, ahkam keser, onları ezdikçe ezerse… Düz öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmenin adeta terzi yamağına dönerse… O zaman görürsünüz öğretmenliğin başına ne çoraplar ördüğünüzü…

Resmi hakların, çiçeği burnunda fiili ayrıcalıklarına ve buram buram hissedilen ayrıcalıklarına tanıklık edersiniz mesela. Zaten kendi insanımızın genlerinde üstünlük kurma, baskın olma halleri var. Bence bu gibi süreçleri ince eleyip sık dokumak elzemdir. Sonuçlar hakikaten ağır olabilir. Hem de her alanda…

En ağrı şu olacaktır bence. Esnaf ile muhatap oluyorsunuz. Mesleğinizin öğretmen olduğunu söylüyorsunuz. Esnaf yeniden soruyor size:

-       Hangi öğretmen?

-       Düz öğretmen…

İşte böyle bir diyalog bile nasıl bir ayrıma maruz bırakıldığınızın yüzünüze vurulması için yeter de artar bile.

Yani başöğretmensen, uzman öğretmensen hayat sana güzeldir; düz öğretmensen hayatı zehir edebilirler. İliklerinize kadar ayrımı hissedebilirsiniz.

Başöğretmen ve uzman öğretmen baş üstünde tutulan…

Düz öğretmen günah keçisi… Vur abalıya…

Öğretmenler kurulu toplantılarında dahi bu durum kendini gösterebilir.

Kaymakamların, valilerin, diğer taşra bürokrasisinin yaklaşımları ve uygulamaları da rütbeye göre pozisyon alacaktır.

Hülasa artık öğretmen dediğimiz kişi daha da kendini kötü ve düşük hissedecektir.

Kaş yapayım derken göz çıkarmak dedikleri tam da bu olsa gerek…

KEŞKE ÖĞRETMENE ÖĞRETMEN OLARAK DEĞER VERSENİZ, SALT ÖĞRETMEN RÜTBESİ EN YÜKSEK RÜTBE DESENİZ, O ÖĞRETMENE HAK ETTİĞİ MAAŞI VERSENİZ. ONLARI UZMANMIŞ, BAŞÖĞRETMENMİŞ VS. YOLLARA SOKMAYA MECBUR VE MAHKUM ETMESENİZ. KEŞKE…

Amannn bizimki boş hayal işte…

Ehlisünnet mübareklere sorsan:

-        Hz. Muhammed’in ‘Zorlaştırmayın, kolaylaştırın.’ sözünü mü tutuyorsunuz?

Cevapları:

-       Evet, olacaktır.

Saygılarımla…

Yusuf SEVİNGEN