Öğretmen Belge Değil Çözüm Odaklı Kanun İstiyor

Milli Eğitim Bakanlığında öğretmenlere en çok dokunduğu düşünülen  fakat “öğretmen yük” cümlesi ile noktayı koyan Ziya Selçuk’un yardımcısı olan Mahmut Özer bakanlık koltuğuna oturmuştu. Bakan Özer; “Bakanlık olarak tüm öğretmenlerimiz ve idari personelimize okullarımızın yüz yüze eğitime devam etmesindeki kararlı duruşları, sorumlulukları paylaşmaları ve emekleri nedeniyle teşekkür etmek için başarı belgesi düzenleyerek ilettik.” Açıklaması ile tüm öğretmenlere başarı belgesi verildiğini açıkladı.

Öncelikle belirtmek gerekir ki bakan beyin lütfu ile verilen belgeyi bir öğretmen olarak kabul etmiyorum. Bu mevzuatın lafzına da aykırıdır. Tüm öğretmen ve yöneticilerin tamamına belge verilmesi  daha çok çalışan, daha çok özveride bulunan öğretmenlere de haksızlıktır. Ve bu ödül sisteminin ruhuna aykırı olacaktır.

Kaldı ki ben kendimi başarısız bir öğretmen olarak görüyorum ve istemiyorum bu ödülü.

Daha  geçen hafta intihar eden Tıp öğrencisi çocuğumuza sahip çıkamadığım, anlatamadığım,  hayatın zorluğunu ve mücadeleyi öğretemediğim, güçlü kılamadığım için başarısızım.

Atatürk devrimlerini daha çok savunamadığım, hakim kılamadığım ve geleceğe aktaramadığım için başarısızım.

Ben okulu sadece öğretim olarak gören meslektaşlarıma eğitim boyutunu anlatamadığım için başarısızım.

Ben göreve yeni başlayan meslektaşıma öğretmenlik mesleğinin onurunu ve korunmasını işleyemediğim için başarısızım.

İlkokul, ortaokul, lise derken yüksek öğrenimi de bitirip KPSS engelini de başarı ile aştığı halde sözde mülakatlarda elenen meslektaşıma sahip çıkamadığım için başarısızım.

İşte bu nedenle hak etmiyorum bu ödülü.

Tabi ki, her meslekte ya da toplulukta olabileceği gibi çürük elmaların (meslek ile bağdaşmayacak anlayışa sahip ya da davranışta olanların) da alacağı bir ödülü kabul etmeyi kendime zül görürüm.  Peki öğretmen ve yöneticilere ödül verirken aynı öğretmenler odasını paylaştığımız ücretli öğretmenlere ya da eğitim öğretim süreci için birlikte mücadele ettiğimiz diğer çalışanlara (memur, hizmetli…) neden ödül vermiyorsunuz? Diye de sormak gerekir.

Verilen bu ödül bakan Özer’in “Yaklaşık bir buçuk yıllık uzaktan eğitimden sonra tüm sınıf seviyelerinde haftada beş gün yüz yüze eğitime geçebilmek, gerçekten kararlı adımlar ve kurallara titizlikle riayet edilmesini gerektiriyordu. Geliştirdiğimiz sistem ile süreci tüm paydaşlarımızla başarılı bir şekilde yönettik.”  Açıklamasından da anlaşılacağı üzere Bakan Selçuk 1,5 yıl okulları kapattı, açtığı zamanlarda da tam zamanlı açamadı biz açtık minvalindedir. En azından ben böyle algıladım.

Sayın bakan bir adım atacaksa öğretmenlere içi boş şekilde ödül vermeyi değil, öğretmenlik mesleğini onurlandıracak, hak ettiği yere gelmesini sağlayacak, ekonomik ve özlük hakları noktasında güçlü kılacak adımlar atmalıdır.

Profesör ünvanlı bir akademisyen olarak sayın bakan da kabul edecektir ki; eğitimin tüm aşamalarında laiklik, bilimsellik, demokratik yaklaşım öncü olmalı, parasız ve kamusal eğitim sağlanmalıdır. Ve öğretmenlik mesleğini yakından ilgilendiren allanarak pullanarak kamuoyuna müjde olarak sunulan ve içi tamamen boş öğretmenlik meslek kanununun amaca uygun çıkarılmasını sağlamalıdır.

Bunun için öncelikle öğretmenlik mesleğine yaklaşım yani felsefe değişmeli, öğretmenlik meslek kanununun, sadece 3600 ek gösterge ya da kariyer basamakları(uzman, başöğretmenlik) ile sınırlı olmadığına inanılmalıdır.

Kaldı ki;

3600 ek gösterge;

Okun yaydan çıktığı bir konudur. Bu konu; 18.06.2018 de Cumhurbaşkanının meclis kapanmadan düzenleme yaptık ve verdik dediği, Yine 2018 de Cumhurbaşkanının ikinci 100 günlük icraatına aldığı, yine aynı yıl Bakan Ziya Selçuk’un 24 Kasım’da müjde olur dediği, yine 31 Mart 2019 seçimleri öncesi seçimden hemen sonra öncelikli ele alacağız dediği bir konudur ve diğer kamu emekçileri dahil hemen verilmelidir.

Kariyer basamaklarına gelince;

İşte burada hata büyüktür, Felsefe, yaklaşım yanlıştır. Öğretmenler odasını ücretli, aday, kadrolu, sözleşmeli diye ayıranların 2005’te de yaptıkları ve bir FETÖ projesi olduğunu düşündüğüm baş/uzman öğretmenlik uygulamasının yeniden denenerek öğretmenler odasını bölmeye çalışmak, veliler üzerinde ayrı bir etki, etiket bırakmak kabul edilebilir değildir.

Bu nedenle 8 yılını dolduran tüm öğretmenlere uzmanlık, 15 yılını dolduranlara ise başöğretmenlik için düşünülen ek ödemeler koşulsuz ödenmeli, öğretmene apolet takar nitelikteki unvanlar kaldırılmalıdır.

İşte sayın bakanın öğretmenlere verebileceği ödüller bunlardır.

Meslek Kanunu

Gözden kaçırmayın

Bakan Mahmut Özer, 'Tüm öğrencilere 'yaz okulu' geliyor!' Bakan Mahmut Özer, 'Tüm öğrencilere 'yaz okulu' geliyor!'

Ayrıca çıkarılacak meslek kanunu öyle hazırlanmalıdır ki; öğretmenlik mesleğine ilişkin tüm özlük, ekonomik, sorumluluk… alanları tek kanunda yer almalıdır.

Bir öğretmen; ek ders için 439 sayılı yasa, Türk Milli Eğitiminin amaçları için 1739 sayılı yasa, sorumluluk, görev, mesai, izin, yükselme, ödül, 3600 .. için 657 sayılı yasa, yer değiştirme, liyakati hiçe sayan proje okullarına atamalar, yöneticilikler için 652 sayılı KHK, İlksan için 4357 sayılı yasa, bazı konularda 222 sayılı yasa ve yine bazı konular için Cumhurbaşkanı Kararnamelerine bakmak zorunda kalacaksa çıkarılacak yasanın anlamı yoktur ve öncelikle öğretmenlik mesleğine haksızlıktır.

Bu nedenle sayın bakan başarı belgesi dağıtarak öğretmenleri ödüllendirmek yerine öğretmenlerin var olan ve son 20 yılda had safhaya çıkan sorunlarını çözmeye yönelik bir meslek kanunu mücadelesi vermesini yeğlerim. Bakan bey ne düşünüyor bilmiyorum ama bakanlık bürokratlarının dahi içine sinmeyen bir kanun teklifi ile karşı karşıya olduğumuz bilinmelidir. Kanun teklifinin adı “Öğretmenlik Meslek Kanunu” olsa da öğretmene sorulmadığı gibi, öğretmenlerin kabul edebileceği bir kanun teklifi de değildir. Öğretmenlik mesleği kadrolu olmalıdır bu nettir. Kanun; bu güvenceyi dahi sağlamamakta olup öğretmenlik mesleğinin tamamını kapsayacak, tanımlayacak, hakları güvence altına alacak bir düzenleme olmalıdır. Öğretmenin ücretli, sözleşmeli, özel okul, devlet okulu, gibi ayrımı olamayacağı açıktır ve tamamını kapsayacak bir düzenleme şarttır. Kaldı ki kadrolu öğretmenler arasında dahi ayrım yapan düzenlemeler vardır ve maaş karşılığı  kültür öğretmeni için 15, sınıf/okul öncesi öğretmeni için 18, meslek öğretmeni için 20’dir. Bir de buna uzman/baş ayrımı getirmek mesleğe ihanettir.

Tüm bu gerekçelerle 25 yıllık bir öğretmen olarak bakanlıkça tarafıma Başarı Belgesi düzenlendiği taktirde tebligat yapıldığında iade edeceğimi de ayrıca  belirtmek isterim.

Maksut BALMUK