Bir kandil yazısı...

Elton John'dan 'Candle in the wind' dinlerken bu satırları kaleme aldım.

 Mirim, diyor ki ;'Nezaket mahrem bir şey değildir, herkese gösterebilirsiniz.'

 Sosyal medyanın asosyal ergenleri olarak unuttuğumuz adab-ı muaşeret , görgü kurallarını, bir peygamber zarafetiyle bir kandil günü kendime de hatırlatmak istedim;

 O kadar çok ihtiyacımız var ki saygıya, hoşgörüye ve nezakete..

 Birbirimizi incitmenin sahte zaferlerinden yaptığımız kumdan kalelerini bir an önce yıkmak temennisiyle yazıyorum;

 *Arkanızdan gelen biri varsa kapıyı tutun ve bekleyin.Yüzüne bırakmayın.

*Sizin için  kapıyı tutan birine teşekkür edin, görevi olarak görmeyin.

*Tanımasanız da asansörde, sosyal alanda, yakın mesafede selam verin ve size verilen selamı alın.Size selam verenlere projektör görmüş tavşan gibi bakmayın.

*Dinleyin, dinliyor-MUŞ gibi yapmayın.

*İnsanların sözünü kesmeyin, mecbur olursanız “kusura bakmayın” diyerek lafa girin.

*Birisi hapşurduğunda “iyi yaşa , çok yaşa” deyin, herkes bundan hoşlanır.

*Yolculuk için yan yana oturduğunuz insanlardan bir selamı esirgemeyin,çay- kahve  alacaksanız ikram teklif edin.  

Uçaklarda hostesin ta cam kenarına uzatmaya çalıştığı şeyleri yanınızda oturan yolcuya vermek için yardımcı olun.

*Bir davet alırsanız icabet etme durumunuz yoksa, kibarca gelemeyeceğinizi bildirin.

*Esnerken ağzınızı kocaman açıp “huuuuuuu” diye bir ses çıkarmak yerine ağzınızı kapatıp daha usturuplu olun.

*Toplulukta yemek yerken “şarp şurp,hüpürt hüpürt” sesler çıkarmayın.

*Bir şey rica ederken,LÜTFEN demeyi öğrenin,yapıldığında TEŞEKKÜR etmeyi bilin.

*Ne kadar samimiyet olursa olsun ziyaret edeceğiniz kişiyi arayıp bilgilendirin.Çat kapı samimiyet gösterme yöntemi değildir.

*Davet edilmediğiniz toplantılara iştirak etmeyin. Davet edilmediğiniz için küsmeyin de.

*Sizin için yapılan irili ufaklı her detay için teşekkür edin.Her şey için teşekkür ederim değil, her biri için tek tek teşekkür edin.

*Trafikte yayalara karşı,diğer sürücülere karşı anlayışlı olun,durum uygunsa yavaşlayıp yol verin.

 Kabalaşmayın,insanların karakterlerini en çok belli ettikleri platform trafik.Yaya iken size yol veren sürücülere teşekkür edin.

*Elindeki ağır çantayı taşımakta zorlanan insana, bebeği ile x-ray’dan geçecek kadına, iki çocuğuyla seyahat etmeye çalışırken cebelleşen anneye kısacası zorlanan kimse mühim değil yardıma hazır olun, gerekirse hızır olun.

  O kadar içten duayı alma fırsatı her zaman gelmez.

(Bazı insanlar bu tarz durumlarda yardım teklifleri ile yanlış anlaşılma endişesi taşıdıklarını ifade ediyorlar. Kibarca teklif etmesi bizden, ısrara hacet yok.)

*Gebelere,yaşlılara,bebekli kadınlara, engellilere  ve hastalara öncelik vermek,yardımcı olmak,iki elimiz kande olsa şarttır. Sadece toplu taşımada değil, sokakta, kuyruklarda, markette.

Bu konuda toplumsal duyarlılığın giderek azaldığını görmek üzücü.

*Her tanışmada, takdimde karşınızdakinin kim olduğu fark etmeksizin mutlaka ayağa kalkalım.

*Bir hediye kabul ettiğinizde alan kişiyi mutlu ve motive edecek tepkiler verin, gelen hediye tarzınız olmayabilir, ihtiyaç duymadığınız bir şey olabilir ama bunu hissettirmek büyük nezaketsizliktir.

*Hediye alana “ay ne gerek vardı, inan evde bir sürü var bundan gibi” şeyler söylemeyin.Lüzum hasıl olmuş ise buna siz değil alan karar verir .Size onun kibarlığından dolayı kendisini iyi hissettirmek düşer.

*Randevularınıza zamanında gidin,sizi bekleyen birileri varsa önemseyin.Türkiye’de özellikle belirli konuma gelmiş kişilerin kendisinde gördüğü bir hak halini almış, BEKLETMEK!

BEKLETMEYİN!

*Söz verdiyseniz tutun.

*Birisi sizi evine davet edip ağırladı ise siz de benzer bir teklifte bulunun. Evinin kapılarını açanı evde ağırlamak gerekir.

*Yatılı misafirlikleri birkaç günden uzun tutmayın.Yatılı bir misafiriniz geldiyse ev sahibi olarak hemen bunalıma girip tavırlarınızla belli etmeyin.Konuk ağırlamayı bilmek de adab-ı muaşeretin kurallarındandır.

*Son dakikada plan değiştirmeyin,hele bunu daha iyi bir alternatif yakalayınca yapıp muhatabın zekasını küçümseyen yalanlara hiç girişmeyin.

*Telefondaki özel görüşmelerinizi umuma açık alanlarda cümle aleme duyurmayın,toplu taşımada,açık ofislerde kimse sizin özelinizi dinlemek durumunda değil.

*Hemen en küçük hadiseyi krize çevirip,arıza çıkarıp,kavga etmeyin, had bildirme meraklısı olmayın.

*Size iltifat edilirse “her zamanki halim” gibi gereksiz kibir yerine,”Çok naziksiniz” diyerek tevazuyla kabul edin.

*İnsanlara iltifat edin ama iltifatta ölçüsüz ve samimiyetsiz olmayın.Aksi halde nahoş bir tanımlama olan “yalaka” tanımlaması sizin için yapılır.

*Zahmet ettin, sıkıntı oldu, bizim için yoruldun tarzı geri bildirimlerde ya da sizi fazlasıyla onurlandırdıklarında bir doz “estağfurullah” her yere güzel gider.

*Gelirinizi,sosyal statünüzü göstermek amaçlı açık veya kapalı mesajlar vermeyin.

*İnsanlara tanışır tanışmaz nerede oturuyorsun,sendeki araba ne diye sormayın.Bu sorular sosyo-ekonomik durumu anlamaya çalışmanın bir göstergesidir, gerek yok.

* -Sorması ayıp olmasa neden boşandın?

-Ayy peki neden evlenmedin?

-Kocan çocuğunu arıyor mu gibi özel sorular sormayın.Ayıp diye bir şey var.

*Ve son değil;

Lütfen deyin

Özür dileyin.

Teşekkür edin.

GÜLÜMSEYİN.

VE SELAM OLSUN....

-Kuşlar yem yerken korkup kaçmasınlar diye yolunu değiştirenlere

-Elindeki çöpü çöp kutusu bulana kadar elinde

 gezdirenlere

-Tanımadığı insanlara nezaket gösterenlere

-Bağışlamayı ve özür dilemeyi bilenlere

-Sürekli kendinden bahsetmeyenlere

-Başkalarının adına utananlara

-Her şeyi bilmeyenlere

-Her konuda ahkâm kesmeyenlere

-Her konuda haklı çıkmaya çalışmayanlara

-Ben mi kurtaracağım bu dünyayı demeyenlere

-Nerede konuşulacağını bilenlere

-Nerede susulacağını bilenlere

-Bir yetimin, bir öksüzün gözyaşını silenlere

-Nefsinin değil vicdanının sesini dinleyenlere

-Adaletten ayrılmayanlara

-Mazluma kalkan olanlara

-İnsan olarak geldiği dünyadan insan olarak gidenlere

-Hırs ile gözü kör olmayanlara

-Ve sevgiyi , iyiliği yayanlara..

Selam olsun.

...