Kitabın ortasından yazmak istiyorum.

Mübarekler, siz değil miydiniz ilk atama için öğretmenlere,  yazılı sınav puanından düşük mülakat puanı vermeyeceğini söyleyen?

Ben değildim, sizdiniz.

Sizdiniz yahu...

Ne çabuk unuttunuz...

Mülakatlardaki adil olmayan olası sonuçları böyle bertaraf ediyordunuz bu zamana değin.

İyi de ediyordunuz.

Çok çok iyi ediyordunuz.

Bakınız sizi övüyorum işte.

Tarkan gibi yemininizi yani teamülünüzü niye bozdunuz yahu?

Sürdürebilirdiniz.

Devlette devamlılık esas değil mi?

İşinize gelince tabii...

Çünkü biliyorsunuz ki Türkiye’deki mülakat mekanizması kişilerin inisiyatifine bırakılırsa ortaya korkunç adaletsiz tablo çıkacak.

Mülakatlar, tasfiye ve eleme mekanizması gibi çalışıyor.

Adam; yeğeni, gelininin arkadaşı, arkadaşının akrabası öne geçsin diye mülakatı kullanıyor.

Nepotizmin kitabını yazıyor mülakatlarda.

Sen, alnı secdeye giderken adil olacağını düşünüyorsun ama eline yetki geçince onu kendine yontuyor. Yani seni ve bizi aldatıyor.

Mülakat puanını teamüle bırakmamak gerekmiş, mülakatı kaldırırsak işi sağlama alırız bence. Ya da mülakat puanlarını, teamül korumalı mülakat puanı yasasına bağlamamız elzem... Yazılı sınav puanı ile mülakat puanı arasında mülakat farkı olmaması için bu şart... Ve ivedi...

Yoksa ona yalvar, buna yalvar, ona dil dök, buna dil dök, derdini anlat dur. Birileri anlayacak da ölme eşeğim ölme... Millet kendine dokununca ağlıyor. Başkasına dokununca görmüyor, duymuyor ve konuşmuyor.

Onun için yazılı olmayan böyle bir teamül ile milletin çocuklarının yazılı puanları korunuyordu.

Güncel teamül ile de mülakat puanları bir sünger işlevi görerek yazılı puanları adeta emiyor, yani yazılı sınav puanlarının değerini düşürüyor, böylelikle binbir zahmetle çalışıp çabalayarak, gecesini gündüzüne katarak yüksek puan almış kişilere inanılmaz haksızlıklar yapılıyor.

Görülüyor ki bu teamülü de sürdüremediniz.

Bu teamüle de sadık kalamadınız.

Bal tutup parmağınızı yalamak daha cazip geldi.

Mübarekler, adaletiniz sınanıyor habire ve kaybediyorsunuz.

Sizin yüzünüzden yıllar yıllar sonra muhafazakar camia adalet konusunda ağzını açıp bir kelam edemeyecek.

Etse bile hemen sizlerin uygulamaları önlerine konacak ve başlarını öne eğecekler.

Bunu düşünüyor musunuz?

Tabii ki hayır, diyeceksiniz.

Zira anın tadını çıkarmak, günü yaşamak, ileriyi düşünmemek daha çok hoşunuza gidiyor.

DURMADAN GERÇEKLERDEN KAÇIYORSUNUZ, GÖZLERİNİZİ BİLE GERÇEKLERDEN KAÇIRIYORSUNUZ.

Mübarekler, ama nereye kadar böyle gidecek?

Her şeyin bir sınırı var.

Ve her şey bir yere kadar...

Dünyaya bakınız.

Birilerine çamur atarken Yahudi dersiniz, İngiliz dersiniz...

İngiltere teamülleri ile yasalarını yüzyıllardır koruyor, teamülleri anayasa hükmünde...

Hiç kimse de milim sapma yok.

Neyse o...

Allah’ın bildiğini kuldan saklama yok.

Takiye yok, eyyamcılık yok.

Gerçekler var, gerçeklerle yaşıyorlar.

Çünkü kendi halklarına layık oldukları ne ise onu yaşatıyorlar.

Bu konuda hassaslar ve özenliler.

Çok da dikkatliler, teamülü bozana af yok.

Ya bizler?

İşimiz gücümüz hamaset, eyyam, takiye, kandırma...

Yazılı puanı 91 olup mülakat puanı 51 olan Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı bir insana ve onun ailesine hangi masalı anlatacaksınız acaba?

Toplumla beraber mışıl mışıl uyusun diye...

Alimallah biz de İngiltere’deki gibi teamül anayasa hükmünde olsa yandı gülüm ketan helva valla...

Anayasa hükmündeki o teamülleri günlük kaç kere çiğneriz?

Baksanıza atanmayan öğretmenler, bir bir yazılı sınav puanları ile mülakat puanlarını paylaşıyorlar.

Gözyaşları ile...

Alın terleri ile...

Kiminin yazılı sınav puanı 91 mülakat puanı 51, kiminin yazılı sınav puanı 85 mülakat puanı 55, bu durumda olan onlarca hatta yüzlerce ekran görüntüsü formunda yazılı sınav ile mülakat puanını kıyaslayan paylaşımlar gördüm.

Mübarekler, milletin çocukları teamülünüze o kadar güvendi ve inandı ki bu duruma düşeceklerini hiç düşünmediler.

Ama geldiğimiz noktada tam bir fiyasko ile bitti mülakat puanı yazılı puandan düşük olmayacak teamülü ya da sözü...

Hadi teamülü unuttunuz.

Sözü de mi bu kadar çabuk unutuyorsunuz?

Kimler, neden yaptı böyle bir şeyi?

Kesinlikle açıklanması gerekiyor.

İsmail Koncuk, eski bir sendikacı sorumluluğu ile milletvekili olarak hamlede bulunmuş ve Sayın Bakan’a sormuş.

Böyle bir tablonun ortaya çıkışının nedenlerini...

Yoksa güvenlik ve arşiv soruşturmasından dolayı mı?

Bilmiyoruz.

Bakalım ne diyecekler?

İnşallah Sayın Bakan, teamül korumalı mülakat puanları uygulamasını uygulayarak bir gece o arkadaşlarımızın mülakat puanlarını normale döndürür.

Mağduriyet giderilir böylece.

Saygılarımla...

Yusuf SEVİNGEN