Almanya'da, Frankfurt Belediye Başkanı ile ilgili bir referandum gerçekleştirildi. Nedeni ise bir hayli ilginç... Gerçekten duy da inanma türünden... Gör de gözlerine inanama cinsinden... Eee, bizler böyle olaylarla pek karşılaşmadığımız için bu tür ve cins olaylar bizlere epey tuhaf geliyor.

Olayın hülâsası şuymuş:

Alman Belediye Başkanı, Türk kökenli eşine yüksek maaşlı bir iş ayarlamış. Ne var canım bunda, dediğinizi duyar gibiyim. Ayrıca işin içinde bir Türk olunca "bizden birisi" diye alnı secdeye değiyor yaklaşımına benzer bir tutumla bu hadiseye alkış tutanlarınız da olabilir. Garipsemiyorum. Çünkü Türkiye'de yaşıyorum.

Açık söylemek gerekirse ben bu olayda Almanların bahse konu nepotizmi referanduma götürmesine hem imrenerek hem de kıskanarak baktım. Üstüne üstlük referandum sonucuna göre söz konusu Belediye Başkanı görevden alınmış. Bu da bana "Berlin'de hakimler var." sloganını, "Almanya'da halk var." biçiminde uyarlamamı sağladı. Halk, nepotizme tokadı amma okkalı yapıştırmış.

Düşünün ki Alman sistemi böyle bir adamı bünyesinde barındırmayıp sistemin dışına atıyor. Yani nepotizmin içindeysen siyasetin dışındasın... Alman kanunu, doğanın yasası misali...  Nepotizmi seven böyle bir sona katlanmak zorunda orada anlaşılan. Atıl ve atık olmaya... Allah'ım ne güzel ve özel bir son... Eften püften değil, asıl meselelerde affın ve gıdım tavizin olmamasına şapka çıkarılması gerekiyor. Bir kerecik olmuş, affedin diye de adama sahip çıkılmıyor.

Öte yandan Türk nepotizminin sınırları aşarak Almanya'da kendini göstermesi ise genlerimizdeki bu kötülüğün sınırsızlığını gözler önüne seriyor. Ne yazık ki genlerimize yerleşmiş bu kötülüğü, ülkemizde hiçbir dönem bir sınıra çekemedik, bastıramadık ve zapturapt altına alamadık. Tavizle yol alarak hep kullanılageldi.

İnsan sormadan edemiyor. Almanya'daki bu olayda yengeden dolayı nepotizmi ihraç etmeye mi yeltenmişiz acaba? Almanlar, buna taviz verseydi işte o zaman Zülfü Livaneli'nin "Son Ada" kitabındaki akıbetlerle karşılaşırdı Almanlar. Onlar son adayı savundular. Bir kötülüğe, geçit ve yüz vermediler.

İfade etmeliyim ki ülkemizde siyasette, kamu kurumlarında vs. öyle bir nepotizm bataklığı var ki bu bakımdan inanınız Almanların nepotizm referandumu bizlerin ağzını açık bırakmaya yetiyor. Nepotizm, bu durumda Almanya'da kendine yaşama olanağı bulabilir mi? Elbette, bulamaz. Bu konudaki netlik, keskinlik ve toleranssız tutum hakikaten model olmalı. Gelin görün ki bizim ülkede zor...  Bizde hiçbir şey, göründüğü gibi değil ve işin içinde başka işler çevriliyor. Bir olay, özünden ya da aslından iki saniyede uzaklaşıyor.

Düşünün ki Almanya'daki bu olay gibi nepotizm örneklerinin binlercesine hatta aile boyu akraba kayırmacılığına bizler ülkemizde sürekli tanık oluyoruz. Kimi aleni... Kimi ailevi...  Ve hepsi üç aşağı beş yukarı şöyle bahaneli: "Bal tutan parmağını yalar."

Şimdi sormak istiyorum. Almanlar, şu vaziyette bizi kıskanır mı, bize imrenir mi?

Bir an için böyle bir olay bizim ülkede hasıl olsa... Nepotizm referandumu hadisesi... Yoksa nepotizmin beşiği bir ülke olduğumuz için yukarıda da dediğim gibi birisinin eşini, oğlunu, kızını, gelinini işe sokması İlber Ortaylı tabiri ile yüz yıllardır süregelmekte ve kanıksanmaktadır. Öyle ki kanımızda nepotizm akıyor. Yani nepotizm kanımıza girmedi, zaten kanımızda vardı. Neyse çok uzatmayayım.

Nepotizm referandumu ülkemizde  olsa nepotizm şüphelileri referandum sürecini bir siyasi iklime dönüştürür. Referandum propaganda sürecinde nepotizm referandumu, nepotizm referandumu olmaktan çıkıp bambaşka bir şekil alır. Yukarıda da söylediğim gibi asıl ve özden uzaklaşılır. Siyasi ilişkiler, siyasi oyunlar hemen hepsi devreye girer. Halk da ne yapsın 1980'lerdeki Anayasa referandumunda olduğu üzere yüzde doksan oy ile sonradan pişmanlık yaşayacağı, dizlerini döveceği ya da arkasından sövüp sayacağı kararlara imza atar. Sonra nepotizm şüphelileri, referandum sonucu ile aklanıp "bal tutan parmağını yalar" minvalinde davullu zurnalı bir kutlama yaparlar. Hem de bir güzel... Şaka gibi değil mi? Ama öyle...

Efendiler, demem o ki aman ha Almanlar gibi nepotizm referandumu falan yapmaya kalkışmayın. Nepotizme hem meşruiyet kazandırırsınız hem de nepotizmi ayyuka çıkarırsınız. Nepotizm, referandum sonucu ile bir masal olur çıkar başımıza. Mutlu son ile biter nepotizm şüphelileri için. Kim bilir nepotizm referandumunun iklimini kullanarak bu şüpheliler milletvekili bile olabilir. Jet Fadıl deneyimini unutmayınız... Olmaz, demeyiniz bence.

Son olarak demem odur ki aman ha, sakın ha...

Bize nepotizm referandumu bol ve ağır gelir. Nepotizm ile demokrasimiz gül gibi geçinip gidiyor işte. Bir de eski köye yeni adet getirmeyin.

Saygılarımla...

Yusuf Sevingen