Moda İlkokulu...

Modası geçmeyen tek okul.

 Yılların Galatasaraylı Erhan Hocası Fenerbahçe'nin merkezinde Moda İlkokulu müdürlüğü yapıyor.

Sarı kırmızı tonlarla yatar kalkarken sarı lacivert tonlarla Moda'da eğitime hizmet ediyor.

Nasip kısmet ya da kesin Fenerbahçeli öğrencilerimden bir tanesi dua etti .

Çünkü her gün Fenerbahçe Stadını tam turlayıp, Aleks Heykeline selam çakarak oradan okuluma doğru gidiyorum .

Biz büyüklerimizden doğduğu ve doyduğu yere ihanet etmemeyi, doyduğu yere hizmet etmeyi öğrendik. Dün Beşiktaş'ta çocuk gülümsemelerini koleksiyonuma eklerken şimdi Kadıköy Moda semtinde, Moda Tramvay Durağında Erhan Öğretmen evlatlarını bekliyor.

Barış Manço'nun, Erol Evgin'in ,Çiğdem Tunç'un,  Öztürk Serengil'in, Hamza Yerlikaya'nın, Ajda Pekkan'ın, Kemal Belgin'in, Seren Serengil'in , Gönül Çaylı Öğretmenin koridorlarından, sınıflarından geçtiği bu Yüzyıllık Çınar'da okul müdürü olarak görev yapmanın onurunu taşıyorum.

Okulumun ön cephesinde "Bu kapı çocuk tebessümlerine açılır." yazıyor.

Mottomuz çocuk mutluluğuna açılan yeni yollar bulmak..

 Şairin dediği gibi;

Mutlu değilsen, ünlü olmanın bir anlamı yok, unvanların bir anlamı yok, servetinin bir anlamı yok ,paranın bir anlamı yok.

Mutlu değilsen hayatın bir anlamı yok.

 Mutlu değilsen mutlu edemezsin. Allah bizi mutsuzluklarına ortak ederek mutlu olmaya çalışanların egosundan korusun.

 İlkokul müdürü olarak eğitime bakış açım, temel eğitimde olmazsa olmazım, çocuk mutluluğuna iradeli bir yolculuğa kaptanlık yapma hedefidir.

Kendi kozasını kendi yırtabilen, tırtıllıktan kelebekliğe evrilebilen çocuklar düşlüyorum.

 Düştüğünde ayağa kalkabilecek, zorluklarla kendisi baş edebilecek güçlü bireyler yetiştirme arzusundayım.

Annelerin ve babaların gölgesinde çocuklar yetişkin olamaz.

 Hayatları boyunca çocuk kalırlar, kendileri de çocuk yetiştiremezler.

 Mutlu bireyler istiyorsak, güçlü bir nesil istiyorsak artık rehber ebeveyn sistemine geçmemiz gerekiyor.

 Çocuklar için yol açan, kar küreyen ebeveynlerden ,helikopter anne babalardan yalnızca bağımlı asosyal bir nesil inşa edebiliriz. Aksi takdirde çocuklarda sadece antidepresan tebessümleri görürsünüz.

 Zaman çocukların zamanı ise bu gerçeğin farkına varmalı, çocukları çağın gereklerine göre yetiştirmeliyiz.

Hep yazdım, yazıyorum, yazacağım.

 Çocuklar test ile tost arasında sıkışmamalı.

Çocuklar sürekli birbiriyle yarışmamalı.

Çocuklar çoktan seçmeli testlere mahkûm edilmemeli.

Çocuklar çocukluğunu yaşamalı.

 Düşmeli.

 Kalkmalı.

 Düştüğü yerden doğrulmasını bilmeli.

Koşmalı, terlemeli.

Dondurma da yiyebilmeli.

Kahkahalar atabilmeli.

Gerektiğinde ağlayabilmeli.

Yanlış yaptığında pişmanlık duyabilmeli.

Sevilirken saygıyı da ıskalamamalı.

Büyüğüne   saygıyı küçüğüne sevgiyi bilmeli.

 Utanmayı bilmeli.

Ve benim sevgi tomurcuğu annelerim;

Ve benim toplumca ihmal edilmiş, değeri bilinmemiş çocuklarını ıskalayan kocaman yürekli babalarım;

 Sizler birbirinizden ayrılabilirsiniz.

 Yetişkinler boşanabilir,  anlaşamayabilir ama bir karar verip çocuk yaptıysanız , aile olmanın gereklerini yerine getirmelisiniz.

 Yetişkinler birbirinden boşanabilir ancak çocuklarından boşanamazlar.

 Ömrünüz boyunca sevmeseniz bile çocuğunuzun babasına saygı duymak zorundasınız .

Çocuğunuzun annesine saygı duymak zorundasınız.

 Çocuğunuzun karakterinin oturması için, çocuğunuzun geleceği için bir araya gelmek zorundasınız . Hiçbir yetişkin çocuğuna babasını ya da annesini kötülememeli.

Biliyorum;

Mutluluk zor bir yolculuk.

 Mutluluk huzurlu bir yolculuk.

 Mutluluk ilahi bir yolculuk.

 İnanmazsanız başaramazsınız.

 İnanmazsanız mutlu olamazsınız.

Mutlu ederek mutlu olacağımıza delil küçük bir öykü ile bitirelim.

500 kişi bir seminerdeydi.

 Birden konuşmacı durdu ve bir grup çalışması yapacağız dedi.

Herkese bir balon vererek başladı işe.

 Herkes gazlı kalemle balonuna adını yazmalıydı. İsimler yazıldı.

Sonra bütün balonlar toplandı ve bir odaya kapatıldı.

Katılımcılar odaya alındı ve 5 dakika içinde üzerine isimlerini yazdıkları kendi balonlarını bulmaları söylendi.

 Herkes deli gibi kendi adını aramaya başladı, insanlar çarpıştılar, birbirlerini ittirdiler, tamamen bir kaos ortamı oluştu.

5 dakikanın sonunda kimse kendi balonunu bulamamıştı.

Konuşmacı bu sefer herkesin bir balon almasını ve üzerinde adı yazan kişiye o balonu vermesini söyledi. Birkaç dakika içinde herkes kendi balonuna kavuşmuştu.

Konuşmacı dedi ki: "Yaşamımızda da bunu görüyoruz. Herkes deli gibi mutluluğu arıyor ve nerede olduğunu bilmiyor. Bizim mutluluğumuz başkalarının mutluluğunda gizlidir.

 Onlara mutluluk verin; sizinki size gelir.

 Ve insanların yaşam amacı da budur...

Mutluluğun peşinden gitmek." *

Vesselâm.

*Öykü: Tiffany Moore

...