Enes Kara, hayatına son vermeden evvel diyordu ki: ‘‘19 yaşımı böyle hayal etmemiştim.’’

Murat Öğretmen de 28 yaşını böyle hayal etmemişti sanırım.

Murat Öğretmen, Urfa Birecik’ten...

Atanmayan bir öğretmen...

4 yıldır atama bekliyor.

‘‘Tarihin Manifestosu’’ isimli KPSS kitabının üzerine şunları yazdı:

‘‘Hayata veda ediyorum. Üniversitemi, askerliğimi, özel sektörde çalıştım ve okudum. Abimi ve annemi çok seviyorum, babamı özledim.’’

Ve hayatına son verdi.

Atanmayan öğretmenler için 4 satırlık bir manifesto bıraktı ardında.

Evet, yalnızca 4 satırlık...

Herkes duysun diye bu çığlığı...

Bilhassa ilgililer ve yetkililer...

O zaman soralım:

Bu manifestoya kulak verirler mi ilgililer ve yetkililer?

Bu manifestoya kulak kesilir mi ilgililer ve yetkililer?

Bu manifestoya hiç değilse kulak kabartırlar mı ilgililer ve yetkililer?

Bu manifestoya hiç değilse kulak misafiri olurlar mı ilgililer ve yetkililer?

Bu manifesto hiç değilse kulağına çalınır mı ilgililerin ve yetkililerin?

Bu manifesto hiç değilse kulağına gelir mi ilgililerin ve yetkililerin?

Bu manifestoya hiç değilse kulak asar mı ilgililer ve yetkililer?

Bu manifestoyu hiç değilse kulağına küpe eder mi ilgililer ve yetkililer?

Yoksa bu manifesto onlar nazarında görünmez, duyulmaz mı?

Yoksa bu manifesto kulak ardı edilecek bir çalakalem mi?

Tüm sorular şöyle bir köşede dursun.

Soruların cevapları aslında besbelli...

Benim bildiğim ve hissettiğim ise ya bir iş kazası sonucu ya da bir intihar notu ile hayata gözlerini kapatan atanmayan öğretmenler...

Acı, kahredici...

Ne diyelim?

4 satırlık bu manifesto kulaklarınızda çınlasın dursun.

4 satırlık bu manifesto kulaklarınızı çınlatsın dursun.

28 yaşında gencecik bir insanın kaleminden:

‘‘Ben hayata veda ediyorum.’’ diye bir cümle düşüyor.

‘‘Hem okudum hem çalıştım.’’ diyor devamında.

‘‘Abimi ve annemi çok seviyorum.’’ diye devam ediyor.

Düşünün ve hissedin ki çok sevdiklerini geride bırakıyor 28 yaşında bir genç.

Ona çok sevdiklerini geride bırakmayı göze aldırıp onu ölüme iten şey nedir ey ilgililer ve yetkililer?

Siz bunu çok iyi biliyorsunuz.

İnsan düşündükçe ve hissettikçe gerçekten kahroluyor.

Kendine gelemiyor.

Ama yetkililer ve ilgililer kendi istikbal planlamalarından önce bu gençler için bir planlama yapmaları gerekmez miydi?

Plan dahilinde olsaydı her bir şey bu gençlerimiz işlerinin başında yani öğretmen olacaklardı.

Gelin görün ki ilgililer ve yetkililer kendi istikballeri uğruna birçok gencin istikbalini karanlığa gömüyor.

O gençler güneşi göremiyor.

Güneşi göremedikleri için de düştükleri o kör karanlıkta yaşayamıyorlar.

İlgililer ve yetkililer, şu an sizlerin çocukları yanlarınızda...

Ağzınız kulaklarınıza varıyor onlarla oyunlar oynarken...

Ne güzel, Allah mutlu etsin her daim.

Lakin bu gençlerin anaları ve babaları çocuklarını hayallerinde büyütecekler artık.

Hayallerinde sevecekler.

Hayallerinde oyunlar oynayacaklar.

Hayallerinde yaşatacaklar, hayallerinde yaşayacaklar.

İlgililer ve yetkililer artık bu halkın çocuklarını ve gençlerini de düşünün, hissedin.

Kulağınızın üzerine yatmayın.

Gözlerinizi kapatmayın.

Siz bunları yaptıkça karanlığa düşen her gencimiz hayata gözlerini kapatacak.

Daha kaç Murat’ı KPSS illetine ve melanetine kurban vereceğiz?

Daha kaç pırıl pırıl gencimizi?

Saygılarımla...

Yusuf SEVİNGEN