İkarus diyor ki ;Fazla yakınlığın getirdiği uzaklıktayız.

Bir Türk atasözü ise ; 'Fazla muhabbet tez ayrılık getirir.' diyor.

Schopenhauer’a göre, çok soğuk bir kış gününde bir araya gelen yalnız kirpiler ciddi bir ikilem ile karşı karşıya kalacaktır.

Ya birbirlerinden uzak durarak tek başlarına soğuktan ölecek ya da birbirlerini ısıtmaya çalışırken birbirlerine dikenlerini batırarak canlarını acıtacaklardır.

Kirpiler önce donmamak için birbirlerine bir hayli yaklaşırlar, yaklaştıkları anda dikenlerinin farkına varır ve ayrılırlar.

Pek çok bir araya gelme ve dağılma döngüsünden sonra nihayet kirpiler birbirlerine ne fazla uzak ne de fazla yakın olmanın hem soğuğa hem de karşındaki kirpinin dikenlerine karşı korunmada en iyi yol olacağını keşfederler.

Bu “mükemmel” mesafenin hem öğrenilmesi hem de muhafaza edilmesi zordur.

İkili ilişkilerin bütün problemi bu.

“Mükemmel mesafe” eksikliği.

Çünkü insan insanın kara sularına girdikten sonra daha fazlasını ister.

Diş fırçasını yerleştirerek başlar işgale sevdiğinin dünyasını..

Daha fazlasını ister.

 Daha çoğunu.

Daha fazlasını ama insanın da dikeni vardır.

 Yaklaştıkça batar,girdikçe boğar,uzaklaşmak zaten dondurucu.

İlişkilerin huzursuzluğu burada tezahür eder.

 Uzaklaştıkça donma, yaklaştıkça can yakma acıtma.

Mükemmel mesafeyi yakalayanlar zaten mutlu.

 Yakalayanların içinde lirik bir sessizlik.

Bir adam çok sevdiği  kadına şiirler yazıyordu.

Sonra kadın ansızın onu terk etti.

 Adam kadının ardından şiirler yazmaya devam etti.

 Daha çok yazdı.

Ve günün birinde çok ünlü bir şair oldu.

Yıllar sonra kadının yaşadığı kente gitti ve büyük bir şiir dinletisi sundu.

Dinleti bittiğinde kadın kolunda kocası ile çıkışa geldi ve adama ''merhaba'' dedi.

Adam ona sıradan bir insana bakar gibi baktı.

 Kadın,''Beni tanıdın mı '' dedi.

 Adam, ''Hayır tanıyamadım'' dedi

"Nasıl tanımazsın! Uğruna şiirler yazdığın kadınım ben, seni şair yapan kadın'."dedi kadın.

Adam kadına baktı ve şöyle dedi:

''Keramet sende olsaydı, kolundaki adam da şair olurdu..*

Adamı şair yapan kavuşmak değil kavuşamamaktı.

Adamı şair yapan mükemmel mesafeydi.

Günümüzde herkes kendine aşık olunca, kimse kimseyi sevemiyor galiba.

 Biz de mesafeleri unuttuk,azizim.

Her şeyin hazır ve nazır olması gerektiği yanılgısı, konforun ağır ve yağlı kokusu, yüreklerimizi çürüttü.

Halbuki br hayatın tanığı olmanın güzelliği yok mu?

 Var işte.

Onu var etmeli.

 Yaşatmalı.

Tükeniyoruz, Mirim.

Her harfinde bir parçamızı bırakarak bir cümleden diğerine geçiyoruz.

Tüketiyoruz, Mirim.

Mükemmel mesafe yeterli kelâm

Bu haftada yazı bitti vesselâm.

Erhan Ziya SANCAR

Eğitimci Yazar

*Pablo Neruda