Eski fotoğrafları karıştırırken, rahmetli Eşref Müdürle fotoğrafımı görünce yaşadıklarımız gözümün önüne geldi. Eşref Hocayı komşu okulda görev yaparken tanımıştım. Çok candan, sevimli, hoşsohbet bir kardeşimizdi. Kendi okulunda birçok toplantımız olmuştu. Bir keresinde okulunda şiir dinletisi yapmıştım. Program sonrası, çocuksu bir içtenlikle ve alçak gönüllükle yanıma yaklaştı; bir buket çiçek verdi ve bana, 

-Sevgili Müdürüm, arka arkaya 4-5 şiiri nasıl aklında tutuyorsun, ben bir tane bile ezberleyemiyorum? 

-Kıymetli Müdürüm, mütevazı olma, sen bir Hafız olarak yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’i ezberlemişsin, 4-5 şiirden ne olacak deyince, mahcubiyetle başını eğmişti. 

2013 yılı sonunda benim o ilçeden ayrılmam sonucu iletişimimiz pek kalmamıştı. Bir gün telefonum uzun uzun çaldı. Biraz geç açtım. Eşref Hoca, korku ve panikle; 

-Müdürüm, otopark mafyaları ile başım dertte, beni sürekli tehdit ediyorlar. Sen çok tecrübeli bir müdürsün, ne yapayım, nereye gideyim? 

-Müdürüm İlçe Milli Eğitime durumu bildirdin mi? 

-Evet, bir şey yapmadılar. Yazıyı okudular, evraka gönderdiler. 

-O zaman yazıyla birlikte Kaymakama git, netice alamazsan Valiye bizzat anlat. Oradan da netice alamazsan, durumu Cumhuriyet Savcılığına dilekçe ile bildir.  

Birden aklıma kendi yaşadığım bir olay geldi. Yerleşim yeri dışında bir lisede, müdürlüğüm sırasında, okul girişine beni tehdit amaçlı bir kanlı gömlek asmışlardı. Öğretmen arkadaşlar, hepimiz çok tedirgin olmuştuk.  

Ben de tedbir alınması için, durumu İlçe Milli Eğitim Müdürüne, Kaymakama. İl Müdürüne bildirmiş, hatta bizzat hepsinin yanlarına gitmiş, ancak, kimse okula gelip de arka vermemişti. Çaresiz, bir şey olmamış gibi tedirgin bir şekilde devam etmiştim. 

Yine başka bir ilde bir görev yaparken, okul müdürüne, okul bahçesinin arazisini geçen bir şahıs tarafından saldırıda bulunulmuştu. Zavallı müdüre ne veliler ne okul koruma derneği ne de mülki amir arka vermişti. Gün boyu karakolda kalmıştı. Kısa süre sonra da istifa etti. 

Bir başka okulda, aynı bahçede görev yaptığım lise müdüre, öğrencileri rahatsız eden üç beş serseri bıçakla saldırıyorlardı. Oradan geçerken müdürü bıçaklanmaktan kurtardım. Ona da arka çıkan olmamıştı. Yaka paça dağınık odasına girmişti. 

Bir özel eğitim okulunda çocuğu ücretli öğretmen tarafından itilen bir veli, müdürle tartışırken üzerine yürüdüğü yetmiyormuş gibi bir de şikâyette bulunmuş. Muhakkik olarak geldiğimde, kameradan, velinin Bayan Müdürün üzerine yürüdüğü görünüyordu. Kurnaz veli kanaatimi anlayınca,  konuyu basına, yargıya intikal ettirmişti. Bayan Müdür, adliyede aylarca korku ve stres yaşadı, görev yeri değiştirildi. 

Yine başka bir okulda bir velinin hakaretine maruz kaldığı yetmiyormuş gibi, bir de savcılığa da şikayet edilen bir bayan müdürü,  kurumunun avukatı değil, kendi parası ile tuttuğu bir avukat savundu. Aklandı ama, olay yüzünden aylarca depresyona girdi. 

Geçen hafta yaramazlık yapan iki öğrenciyi kulaklarından tuttuğu için bir ilkokul müdürü basında ve kamuoyunda linç yerken, aynı hafta içerisinde bir veli tarafından darp edilen müdüre kimse sahip çıkmadı. 

Yeme içme olduğu zaman,  başarıyı sahiplenme olduğu zaman,  en önde fotoğraf çektiren sıralı amirler, müdürlerin başlarına bir iş geldiği zaman maalesef hiç yanlarında olmazlar. 

Olmak için yarışılan, hatta tavizler verilen, arkaları çok sağlam gibi gözüken, başına bir iş geldiğinde yanında kimseleri olmayan kişilerdir okul müdürleri. En basit bir olayda müfettişlere, adli makamlara hesap veren kişilerdir okul müdürleri. 

Görevde iken etrafında pervane kesilen, düşünce yüzüne bakılmayan, aslında gariban kişilerdir müdürler. Hepsine selam olsun. 

Şemsettin CERAN 

Eğitimci-YAZAR-ŞAİR /ANKARA