“Sussam Gönül Razı Değil Söylesem Tesiri Yok.”   Edebiyatı çok seven, gerçekte matematikçi, şiire gönül vermiş biriyim. Bir deli hasretle 
yakılan bir mısra, bazen köy çocuğunun gözlerinde bir sevinç gözyaşı, bazen de Anadolunun bir köyünde bir MEÇHUL ÖĞRETMEN.  Kaç yanlışı yan yana 
koyarsanız koyun ister alt alta toplayın ister yan yana çarpın, bir doğru etmez. Eski müdürler mi iyiydi?  Yoksa yeni müdürler mi? Bu sorunun cevabını 
tartışacak değilim. Elbette görevini çok iyi yapan eski müdürler olduğu gibi mevcut düzenleme ile görevlendirilen ve görevini çok iyi yapan müdürler de vardır.  
           
  Bu sürece nasıl gelindi kısaca özetleyecek olursak, Milli Eğitim Kanununda yapılan değişiklik ve yeni yönetici atama yönetmeliği ile dört yılını 
dolduran müdürler değerlendirmeye alınmıştır. Diğer taraftan yasa anayasa Mahkemesine taşınmıştır. Yasa, Anayasa Mahkemesinde esastan görüşmeyi 
bekleye dursun, uygulamada maalesef korkulan olmuştur. Maalesef korkulan diyorum, Çünkü dört yılını dolduran müdürlerin değerlendirilmesinde tam 
anlamıyla bir kıyım yaşanmıştır. Burada sendikal ayrım, siyasi düşünce ve kişisel husumetler dahi değerlendirmede etkili olmuştur. Hâlbuki objektif olması 
gerekenler kendilerinden beklenileni gösterememiştir. Elbette bu konuda objektif davrananlar olmuştur. Ancak onlarda sayıca azınlıkta kalmışlardır. Bazı 
müdürlerin çok başarılı olmasına karşın, hatta verilen başarı belgeleri olmasına karşın yine de düşük puan verilerek elenmeleri sağlanmıştır.
           
 Müdür değerlendirmesi ilden ile hatta ilçeden ilçeye dahi farklılıklar göstermiştir. Bazı ilçeler mevcut müdürlerin tamamını yeterli görüp, kimseyi 75 
altında bırakmazken bazı ilçeler %50'lere varan hatta %75 ve %90'lara varan oranda 75 altında bırakarak müdür kıyımı yapmışlardır. Öyle ki bazı ilçeler 
kendinden önceki kendi makamında oturan kişiyi dahi düşük puanla elemiş, kimi yerde de müdürlük görevinde bulunmayan kişiler 75 üstü alarak başarılı 
sayılmışlardır.
         
    75 altı kalanlar konuyu idari mahkemelere taşımış, ancak idari mahkemelerin verdiği iptal kararı sonrası yapılan tekrar değerlendirmelerde tekrar 75 
altı verilerek mahkeme kararları sözde uygulanmıştır. İkinci değerlendirmeleri de mahkemeye taşıyanlar olmuştur. Ancak bu mahkemeye taşımanın sonucunda 
durum ne olacak diye soracak olursanız? Tekrar 75 altı verilecek ve 3. 4 ve 5,6… diye devam edecektir. Peki doğru mu ? Elbette yanlış yanlış ve küllü yanlış…
     
       Kıyıma uğrayan, elenen müdürlerin büyük çoğunluğu yeniden atamaya başvuru yaparak mülakata girmişlerdir. Ancak mülakat daha başlamadan 
değişik yerlerden gelen haberlerle güvenirliğini yitirmiş ve sonuçlar maalesef puanlandırmadaki durumu aratmamıştır. Müdür değerlendirmesinde 35-
40 puan verilen müdürler mülakatta bir anda 80-90 alabilmiş veya 70 altında bırakılarak burada da şans tanınmamıştır.  Ancak mülakatta kamera kaydının 
olmayışı, iptal edilmesi için yeterli bir unsurdur. Ancak yazık günah değil mi o kadar eğitimcinin günlerce haftalarca meşgul edilmesi.
   
         Mülakat sonraları ise ortalık neredeyse toz duman olmuştur, kimi dinlesek kendine göre haklı. Nerdeyse herkes durumdan şikâyetçi ve 
neredeyse herkes Anayasa Mahkemesinin yasayı iptal ederek bu karmaşık durumun son bulmasını istemektedir. Öyle ki Taşra teşkilatında 
görevli müdürler dahi sanırım bu durumu öngöremediklerinden olsa gerek, İnşallah iptal olur diye düşünmektedirler. Bu durumdan fayda sağlayan az sayıda 
kişi de sanırım bu durumdan memnundur.
   
         Aslında bakanlığımız uygulama öncesi yasayla şube Müdürleri hariç taşra teşkilatındaki müdürleri havuza almıştı ancak bazen ne kadar havuza 
alırsanız alın yüzmesini çok iyi bilen Meb’in  skolyozları  ne tarafa yüzmesi gerektiğini çok iyi bildikleri için tekrardan 
görevlendirilmişlerdir. Acaba bunlar bakanlığımızın iyi niyetle çıkardığı mevzuatları sabote mi etmek istiyorlar, diye düşünmeden edemiyorum.
Yine “Müdürler makamlarından uzaklaşmaya mı başladılar” yazımda belirttiğim önemli iki hususu aynen burada hatırlatmak istiyorum. Aynen satırları kopyala 
yapıştır yaparak ekliyorum.

Müdür görevlendirilmelerinde birtakım kriterlerin getirilmesi, elbette çok yerinde bir uygulama olmakla birlikte iki konuda stratejik hata 
yapıldığını düşünüyorum. Bunlar;

1-   Müdürü değerlendirecek öğretmenlere altı ay birlikte çalışma zorunluluğu getirilirken, bu sürenin ilçe Milli eğitim müdürü ve Şube 
Müdürlerine getirilmemiş olması. Üstelik puan açısından da aslan payının İlçe Milli Eğitim ve Şube Müdürlerinde olmasına rağmen.

2-    Değerlendirmeye maarif müfettişlerinin de katılması gerektiğini düşünüyorum. Şöyle ki Okul aile birliği başkanı, yardımcısının ve 
öğrenci temsilcisinin değerlendirme yaparken.  Maarif müfettişleri, Kurum Müdürünü eminim onlardan daha iyi değerlendirebilirdi. Hem üç 
yılda bir yapılacak kurum denetimi de daha anlamlı bir hal alırdı.

Ve gelinen nokta da maalesef Danıştayın verdiği kararla haklı çıkmış olduk. Maalesef diyorum keşke haksız çıksak da sonuçta eğitim kazansa. Kuşkusuz eğitim 
kısır çekişmelere alet edilemeyecek derece de önemlidir.

Büyük düşünür gönül adamı HZ. Mevlana'nın dediği gibi ‘'Dün dünde kaldı cancağızım bugün yeni şeyler söylemek lazım.'' 
Danıştayın verdiği kararla müdürlere dönüş yolu açılmıştır.  Eski müdürler görevine iade edilmelidir, doğru olan da budur.  
Hatta Bakanlığımız komple tüm yeni ve eski müdürleri, bilgisayara format atar gibi sıfırlayabilir ve yeni bir düzenlemeyle, yönetici atamaları yapabilir. Eğitim 
öğretim açısından hangisi sağlıklıysa o yapılsın. Hangi düzenleme olursa olsun ama sonuçta gözbebeğimiz öğrencilerimiz kazansın, sonuçta eğitim kazansın. 
Bu konuda ki tartışmalar eğitim camiasını yormuştur yıpratmıştır. Düzenlemeyi yapanları da yormuştur diye düşünüyorum. Kimseye bir fayda sağlamamıştır.
Kuşkusuz Müdürlükte Çıkmaz Sokağa girilmiştir.  Hep birlikte gelişmeleri izleyeceğiz. Umarım bu çıkmaz sokaktan en az hasarla çıkarız. Biran önce 
gerçek gündemimiz olması gereken eğitime, öğrencilerimize, akademik başarıya, değerler eğitimine odaklanmalıyız. Değerler eğitimine öyle odaklanmalıyız ki, 
sözde değil özde olmalı. Adalet kavramımızdan kimse şüphe duymamalı. Hak hukuk kavramlarımızın içi dolu olmalı. Sevgi, Saygıyı tüm 
benliğimizle yaşamalıyız.

Değerler Eğitimini Yaşamalıyız ve yaşatmalıyız. Öğrencilerimiz değerlerimizi bizde görmeliler.
Değerlerimizle kalınız, En derin saygı ve muhabbetlerimle…


Kamuajans.com/ÖZEL

Bu yazı/habere ait tüm haklar Kamuajans.com'a aittir. "Kamuajans.com" şeklinde link verilmesi kaydıyla içerik kullanılabilir. Link vermeden yapılan alıntılar için yasal takip yapılacaktır.