20.01.2021, 00:02

Muallimden Öğretmenliğe Uzanan Yolda

Muallimden Öğretmenliğe Uzanan Yolda

Bugün burada yazdıklarımın hepsini önce kendime çuvaldızı batırırcasına bir duyguyla yazıyorum. Kalanından kim ne paye alırsa, kabulümdür.

Vay be, ne muhteşem bir cümle değil mi? Öğretmene şiddeti kınıyoruz. İnsana sormazlar mı kardeşim, öğretmeni şiddetin beşiğinde sallayan kim diye!

- Evet, öğrenciler başımızın tacı

- Öğrenciler gönlümüzün ilacı,

- Geleceğimizin emanetçisi,

- Ülkemizin vazgeçilmez bekçisi,

- Analarımızın kuzusu,

- Yüreklerimizin sızısı

- Bahar mevsimlerimizin bülbülü

- Bahçemizin en nadide açan gülü,

- Okulun, toplumun merkezi,

- Yakından ilgilendiriyor herkesi,

- Üstüne hayaller kurduğumuz,

- Umut dolu yarınlara vardığımız,

- Mutlu olduklarında murada erdiğimiz,

- Canımız, cananımız, yaranımız, yarınımız

İyi, güzel de, bu kadar kıymetli sıfatları yüklediğimiz çocuklarımızın hiç mi sorumlulukları yok? Haybeden bir hayatın gelişine röveşata yapacak değiller ya! Önce kılık-kıyafetle başladık, işin cılkını çıkardık. Ayarımız yok ki bizim! Vurunca öldürüyoruz. Eleştirelim derken ulu orta ağza alınmayacak söyler söylüyoruz. Fiili eylemlerde bulunuyoruz.

Davulun sesi uzaktan hoş geliyor. Hiç, okulların öğretmenler odasında bulundunuz mu? Okul müdürlerinin dertlerine kulak kabarttınız mı? Ya da bunları ateşin ortasına yuvarlamadan bir kez olsun seslerine yönünüzü çevirdiniz mi? Bu bir isyan değil! Bu bir sitem, bu bir vazgeçiş, bu işin mutfağında olamamak, bu bir öz eleştiri! Aynı telden konuşamamak, yüreklere dokunamamak! Bütün eksik ve noksan ne varsa hepsinin telafisini öğretmenden bekleyen, velilere oy potansiyeli gözüyle bakıp onları okulların jandarması haline getirenler, durup düşünmeli! Biz, ne yapıyoruz?

30 Haziran 2014 tarihinde yöneticilik görevimden yasayla “Eğitim Uzmanı” görevine alındım. (Bütün İlçe Milli Eğitim Müdürleri gibi) O günden beridir öğretmenlerimizle, okul/kurum yöneticilerimizle, öğrencilerimizle ve velilerimizle buluşuyor öğrenme yolculuğuna çıkıyoruz. Eğitim adına, çocuklarımız geleceğimiz adına daha sağlam temeller atmanın, paylaşmanın ve öğrenmenin sevdasıyla yoğuruyoruz yüreklerimizi… Okul-İlçe ve İl yöneticilerinin talepleri doğrultusunda yaklaşık 1000’e yakın seminer, kurs, bilgi şöleni… v.b. eğitim paylaşımında 100.000(i aşkın paydaşımızla bir araya geldik. Küsmedik, darılmadık. Toplam 17 adet kitabı yazarak okurlarla buluşmasını sağladık. Üretmeye, taş üstüne taş koymaya çalıştık. Bunun yanında aklı hafsalaya sığmayacak ilginç ötekileştirme tavırlarıyla da karşılaştık. Olsun, “bunlar bir avuç çıkarcı, değerleri değersizleştiren, muhtara kızıp merayı biçen üç beş kitap düşmanı,” deyip geçtik. Otuz yıllık bir birikimle heybemizde olanı biteni paylaşıyor yorumluyoruz sadece… Tek ilkemiz vatanın bütünlüğü muvazenesinde; tek millet, tek bayrak, tek devlet anlayışı içinde eğitime ve eğitim paydaşlarına katkı sunmaktır.

Allah onlardan razı olsun ki; büyük bir gayretle, okulunu, kurumunu ayağa kaldırmaya çalışan okul-kurum ilçe-il yöneticileri gördük. Öğretmen arkadaşlarımızın büyük bir bölümünde yadsınamaz, karşılığı hiçbir maddi bedelle ödenemez gayretli çalışmalara şahitlik ettik. Şimdi öğretmene şiddeti kınıyoruz. Kınayalım, iyi de tedbir olarak ne yapıyoruz, yapacağız. Kocaman bir hiç mi? Artık yeter denmeli ve öğrenci krallığına, havzası bomboş teneke gibi ses çıkaran ve ağzına öğretmeni alarak prim yapmaya çalışan gazeteci olduğunu iddia eden zevatlara, hudut bilmeyen velilere de bir dur denmeli… Şiddetten kastım silahlı, bıçaklı saldırı değil sadece… Üretken olmayan heybesinde laf salatasından başka bir şey taşımayan, edep, adap kavramlarından yoksun, öğretmene dil uzatarak kendilerini gündemde tutmaya çalışanlardan bahsediyorum… Yeri gelmişken son zamanlarda yaşanan öğretmene dil uzatma eylemine ve sahibine bir cevap verelim yazar edamızla.

Söz söylemek senin haddine mi düştü

Yediğin naneler yüzdü, bini aştı,

Fetö ile bir olup aynı tavada pişti,

Utanmadan, öğretmene dil uzatmış.

Dediler ki, üstadım saldırı var sana,

Ne duruyorsun, gardını alsana!

Dedi üstat; topun üstünde küçük bir sinek,

Diyorsunuz ki, ateşleyip vursana…

Hiç değer mi bir sinek için koca bir mermi?

Söz söylesem o akılsız başa girer mi?

Hatırlatalım ki, öğretmene gerekli değeri vermeyen bireyler toplumun baş belalarıdırlar. Eğer bir toplum öğretmenine sahip çıkamıyorsa o toplumun da sonu parlak değildir. Şimdi büyük ecdada kulak verelim öğretmenle ilgili nasıl bir tavır takınmışlar.

Sultan Selim Hân, -“Bir âlimin atının ayağından sıçrayan çamur, benim için şereftir. Öldüğüm zaman bu kaftanı böylece sandukanın üstüne koysunlar!” deyip, sırtından kaftanı çıkarıp, saklattı. Yine II. Murat-Akşemseddin ve Cihan Padişahı Fatih Sultan Mehmet Han arasında geçen olayı hatırlatmak isterim. Bir padişahın, öğretmenden, çocuğunun önünde yediği tokatın bir anlamı olmalıydı. Belki de İstanbul’un bugün İslam diyarı olmasının kapıları açılmıştır, değil mi? Bilmeyen cühelaya azıcık arşiv araştırması yapmalarını, birazcık kitap okumalarını tavsiye ediyorum.

Konumuza geri dönecek olursak, birbirimizi kandırmayalım. Pandemi döneminde, yüz yüze eğitimden daha çok yorulan, öğrencilerinin gölgesi gibi hareket eden, canlı derslere girmeyen çocuklara, tek tek ulaşan bir camiadan bahsediyoruz. Öğretmenler elbette… Tabi ki kocaman bir meyve ağacının meyveleri içinde çürükler olacak… Binlerce meyve sağlamken üç çürük var diye ağacı mı kesiyorsunuz? Kendi maaşının dışında hiç bir gelire sahip olmayan( istisnalar kaideyi bozmaz) öğretmenlerin, aylık internet faturaları, cep telefonu masrafları, tablet, bilgisayar alım maliyetleri, harcanan elektrik ve ısınma giderleri gibi onlarca kalem işi üst üste koyduğunuzda söz söyleyenlere hatırlatalım, altında kalır ezilir gidersiniz. Bu, işin basit bir madde kısmı… Ya mana boyutu ne olacak? Bunun karşılığını sizden bekleyen öğretmenlerin olduğunu mu zannediyorsunuz? Yok, yok, öyle bir eğitimci yok bu meyve ağacında… Sen sıcacık yatağında ona buna yalakalık yaparak evine haram lokma taşıyor hak etmediğin yerleri işgal ediyorsun ya! O dil uzattığın öğretmenler her sabah erkenden kalkıp akşama kadar öğrenci avına çıkıyor. Ekranın başında yan gelip yatan aymazlara, öğrenci denmesi için bin şahit gerekecek şımarıklara, onları şımartan ebeveynlere; ders anlatmaya, geleceklerini aydınlatmaya çalışıyor. Sabahın köründen gecenin yarısına kadar whatsapp, telegram, bip gibi iletişim kanallarından bilgi ve resmi evrak işleri için cevaplar yazıyor. Yüzde sekseni boş işlere cevap veriyor. Kim için biliyor musunuz? Birilerinin biraz daha fazla idareci ömrü uzasın diye… Allah şahit, öyle komik, öyle basit ve ucuz yaşanıyor ki hayat, yazıklar olsun, diyesi geliyor insanın…Senden, benden, ondan olmayanlar, ya düşman ya da …. Anladınız işte…

“Öğretmenin kral olduğu dönemlerin çocuklarıyız biz, şimdilerde ise öğrencilerin kral olduğu dönemden geçiyoruz”. Yarın ülkeyi emanet edeceksek bu çocuklara, o zaman sorumluluklar yüklemeliyiz. Elmas çok değerli bir madendir. Ama gazın sıkışmasıyla oluşmuştur. Basınç varsa, sıkıntı varsa, emek varsa ortaya yemek çıkıyor, nimet çıkıyor, değer çıkıyor. Koruyucu kollayıcı aile olmaktan, ailelere de oy potansiyeli olarak bakmaktan vazgeçmek zorundayız. Çanakkale’yi, Sarıkamış’ı, Maraş(ı ,Urfa’yı, Antep’i bilmeli bu çocuklar…Biz bunları anlatıyoruz zaten, bilmeleri gerekiyor, demekle olmaz.Haram yenilen yerde helal konuşulamaz, ya da helal iş yapılamaz. Önce örnek olunacak, sonra söylenecek. Önce söylenip yapılmıyorsa sonumuzu Allah hayır etsin diyemeyiz, hayrolmaz çünkü…

Bu sadece öğretmenin sorumluluğunda olan bir iş değildir. Bugün cereyan eden talihsiz öğrenci, veli, öğretmen olaylarında mesleğine sahip çıkamayan kendi içinde 15-20 tane STK kuran meslektaşlarımızın da sorumluğu yok değil hani.... Yani öncelikle bizler sorumluyuz. Sonra öğretmeni öteleyen herkes ve her kesim...

Her önüne gelenle eğitim, istendik düzeye taşınamaz. Hikâye bu ya: Baba kırık notları sebebiyle evladına bağırır, hakaret eder, hırsını alamaz ve der ki” senin yaşında Fatih İstanbul’u fethetti. Sen bir baltaya sap değilsin”. Çocuk cevap verir. İyi de baba; “ sen de Fatih Sultan Han’ın babası değilsin”. Armut dibine düşer yarenler… Artık yeter, bu gidişe bir dur demenin vaktidir. Herkesin sorumluluk bilinci içinde kendisine çizilen dairede hareket etmesi beklenirken öğrencilerin sonsuz özgürlükler deryasında yüzmesine son verilmeli… Zira biz, bu özgürlük deryasında önce çocuklarımızı, sonra da toplumumuzu heba edeceğiz. Sağlıkta olduğu gibi, eğitimde de gerçek eğitimciler dümene geçmeli, adalet, liyakat ehliyet ve eşitlik ilkeleri hayat bulmalıdır. Olumlu ve faydalı işleri tetikleyen, toplumu aydınlık yarınlara taşıma ülküsü içindeki bütün idari kadroları ve öğretmenlerimi selamlıyorum. 2071 vizyonuna inanan herkesi selamlıyorum. Bir sene sonrası için sorulan soruya, “bir takdir belgesi daha alırsam burada müdür kalıyorum” anlayışını da şiddetle kınıyorum. Yazıklar olsun…

Öğretmenlerin, samimiyet yürekli idarecilerin hâsılı eğitimcilerin yakasından düşün artık ey çıkarcı popülistler, diyorum. Ve yeniden hep birlikte kapalı bilinçlerimizi açmanın derdine düşelim. Birde tren meselesi var. Trene binenler var, inenler var, indirilenler var, inmeyenler var. Bir sonraki yazımızın başlığı da bu olsun inşallah.

Ve bir Kızılderili duasıyla bitiriyorum.” Yolunuz istediğiniz yere çıksın! Güneş yüzünüzü ısıtsın! Yağmur tarlalarınızdaki toprağı kabartsın! Rüzgâr daima arkanızdan essin!». Tekrar kavuşuncaya dek Allah yolunuzu açık etsin.

İrfan Ertav

Yazar

Yorumlar (3)
Adalet 1 ay önce
EĞİTİM CAMİAMIZIN SORUNLARINI DİLE GETİRDİĞİNİZ İÇİN SİZE TEŞEKKÜR EDİYORUM.BİR YAZINIZDA DA ÖĞRETMENLERİN İL İÇİ VE İL DIŞI TAYİN KONTENJANLARINDA GÖRÜLEN BÜYÜK FARKLILIĞI DİLE GETİRMENİZİ RİCA EDİYORUM.SİZCE İL DIŞINDAN TAYİN İSTEYEN ÖĞRETMENLERİN MESLEKİ AÇIDAN YETERSİZ OLDUĞU MU DÜŞÜNÜLÜYOR?BULUNDUĞUNUZ ŞEHRİN KONTENJANLARINI İNCELEYEREK BİLGİ VEREBİLİR MİSİNİZ?
İrfan 1 ay önce
İnşAllah sevgili Adalet, inşAllah
Eğitimci 1 ay önce
Yureğinize sağlik olsun. Güzel bir yazı olmuş.
7
parçalı bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Galatasaray 25 54
2. Beşiktaş 24 51
3. Fenerbahçe 25 51
4. Trabzonspor 25 48
5. Alanyaspor 25 42
6. Hatayspor 25 42
7. Gaziantep FK 25 39
8. Karagümrük 25 37
9. Antalyaspor 25 33
10. Göztepe 25 32
11. Sivasspor 24 31
12. Konyaspor 24 30
13. Malatyaspor 25 30
14. Kasımpaşa 25 29
15. Rizespor 25 27
16. Kayserispor 25 25
17. Erzurumspor 25 25
18. Başakşehir 25 24
19. Denizlispor 25 21
20. Ankaragücü 24 20
21. Gençlerbirliği 24 20
Takımlar O P
1. Giresunspor 23 53
2. Samsunspor 23 49
3. İstanbulspor 23 43
4. Altınordu 23 41
5. Adana Demirspor 23 39
6. Ankara Keçiörengücü 23 38
7. Altay 23 38
8. Tuzlaspor 22 37
9. Bandırmaspor 23 31
10. Bursaspor 22 31
11. Ümraniye 23 31
12. Adanaspor 23 26
13. Balıkesirspor 22 23
14. Menemen Belediyespor 22 23
15. Boluspor 22 22
16. Akhisar Bld.Spor 23 19
17. Ankaraspor 22 13
18. Eskişehirspor 23 7
Takımlar O P
1. Man City 25 59
2. M. United 25 49
3. Leicester City 25 49
4. West Ham 25 45
5. Chelsea 25 43
6. Liverpool 25 40
7. Everton 24 40
8. Aston Villa 23 36
9. Tottenham 24 36
10. Leeds United 25 35
11. Arsenal 25 34
12. Wolverhampton 25 33
13. Crystal Palace 25 32
14. Southampton 25 30
15. Burnley 25 28
16. Brighton 25 26
17. Newcastle 25 25
18. Fulham 25 22
19. West Bromwich 25 14
20. Sheffield United 25 11
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 23 55
2. Real Madrid 24 52
3. Barcelona 24 50
4. Sevilla 23 48
5. Real Sociedad 24 41
6. Villarreal 24 37
7. Real Betis 24 36
8. Levante 24 31
9. Granada 24 30
10. Athletic Bilbao 23 29
11. Celta de Vigo 24 29
12. Valencia 24 27
13. Osasuna 24 25
14. Cádiz 24 25
15. Getafe 24 24
16. Deportivo Alaves 24 22
17. Eibar 24 21
18. Real Valladolid 24 21
19. Elche 23 21
20. Huesca 24 19