Modern çağda hayat o kadar hızlı ve acımasız ki yaşam çarkı istekler, ihtiraslar üzerine tekdüze dönerken yaşamaya çalışan insanlar bu sistem içinde hayat bulmaya çalışıyorlar. Bu çark arasında kalan milyonlarca insan toplum arasında eriyip gidiyor. Sistem zorlu hile, yalan, riya üzerine kurulmuş bir yapı. Bu sistem 24 saat esasına göre çalışıyor, hiç soluksuz, çarkın içinde insanları yok ediyor. Sabahın ilk ışıkları ile başlayan umut yolculuğu gün içinde kimine şans, kimine de elem getirirken yaşam durmadan devam eden bir senfoni gibi çalıp duruyor. Birey her sabah bir umutla kalktığı gün yolculuğunda başarı, mutluluk ve para kazanma telaşı ile güne başlarken karşısına nelerin çıkacağından habersizdir. Aslında bu, yaşla doğru orantılı bir durumdur. Gençler hayata daha istekli başlarken orta yaşlılar biraz daha temkinli, en yaşlı grup ise artık gerçeklerle yüz yüze gelmenin acı tecrübesiyle monotonca başlar. Düşünün, yaşadığınız şehirde kimsiniz ve ne kadar çevreniz var? Bunu düşünerek dünya üzerinde kendinizi konumlandırdığınızda ise yoksunuz. Dudaklarınızdaki düşündürücü gülüşü görebiliyorum. Birey yaşadığı çevre ile etkileşim içinde, bir de bunu metropol şehirlerde düşünür iseniz iletişim sağladığınız kişi sayısı bir elin parmakları kadardır. Sosyal çevresi olan veya tanınırlık endeksi yüksek olan bireyler biraz daha şanslı. Baktığımızda iş, ev ve sosyal ortam dışında bir dünyamız yok; çalışıyoruz, didiniyoruz, iyi bir yaşam standardı yakalamaya çalışıyoruz. Sabahları erken kalkıp iş telaşı, çocuk telaşı derken günün içinde kaybolup gidiyoruz. Bu skala yaşla doğru orantılı; genç, orta yaşlı ve yaşlı kesimde aktivite bu standartlara göre değişkenlik gösteriyor. Çağımız bizi bu sistemin içine soktu. Oysaki taşrada yaşayan kesim için yaşam şartları metropollere göre biraz daha ılımandır.
Toplumsal birliktelik etik kurallar, yasalar ve dinî kurallar üzerinden dizayn edilmekte ve bireylerin yaşadığı bölgeye göre bu kurallar baskınlık göstermektedir. Günümüzde insanlar bir devim üzerinde hareket ederler, doğumla başlayan bu serüvende, bebeklikten başlayıp ölüme kadar giden süreçte hep güdülenmiş bir yol üzerinde yürünür, bu insanoğlunun bir yaşam döngüsüdür. Hayatı boyunca birçok değişik duygular yaşayan birey iyisi ile kötüsü ile devimini tamamlar. İnsanoğlu çağa göre kendini kurguluyor mu yoksa çağ her zaman aynı döngüyü tamamlıyor mu, bunu betimlemek oldukça zor ve oldukça da kolay. İlk başta tezat gibi gelse de sonuçta bu iki düşünceyi tanıyan insanlar bulmak zor olmasa gerek. Çağın hastalıklı yapısı yalnızlık gün geçtikçe toplum üzerine yayılmış, çekirdek aile üzerinde olumsuz etkiler yaratmıştır. Aile bireyleri arasındaki iletişim kopukluğu, hayatın getirdiği yorgunluk ve görsel yayınlara bağımlılığımız ile pekişince artık bireyler tekil kişi olma yolunda hızlı adımlarla yalnızlığa sürükleniyor. Aile ortamında yalnızlaşan ve iletişimi kopan birey toplum içinde yalnızca nefes alabilmektedir
Pandemi ile artık iyice bozulan bu ilişkiler yumağı kim ne yapıyor ne işle uğraşır belli olmayan kaotik bir yapıya bürünmüş bir durumda olması geldiğimiz son noktayı betimler. Çağın getirdiği sosyolojik hastalığın yanına pandeminin de eklenmesiyle toplumsal kaymalar ve etik düşüncenin yok oluşunu birlikte izliyoruz. Artık günü kurtarmanın kaygısı içinde yarını düşünmeyen bir topluma dönüştük. Bireylerin psikolojik yorgunluğu artık kaygı ve endişeye dönüşmüş hayat mücadelesi vermeye çalışırken kendince mutlu olmanın yollarını arıyorlar. Bunu yaparken hiçbir etik düşünce ve dini kuramlara uymadan yapıyorlar. Tehlikeli bir yapıya dönüşürken siyasilerin bu durumu tespit edemeyip bu kaotik yapıya onlarında girmesi keşmekeş yapıyı daha da alevlendiriyorlar.
Gençlerimiz ve çocuklarımız için toplumsal erozyonun önüne geçip onlara düzenli bir toplumsal yapı bırakmak gerekmektedir. Hırsları, makamları ve paranın çekici cazibesi yerine ahlaki değerlerin her şeyden üstün olduğu bir düzen bırakmak gerekmez mi ? En azından çocuklarımıza maneviyatın ve ahlaki değerlerin ne kadar değerli olduğunu hatırlatalım. Dünyada ki hayat yolculuğunu tamamlarken en azından dürüstlüğün faziletini öğretmeye çalışalım ne dersiniz.?