Aylardır evde kapanmışlığın verdiği stresle ,yeni kararlar sonrası hemen bir geziye çıktım.

Tabi bizim evlerimiz öğretmen evleri olduğu için oraları kendimize mekân seçtik.

Meslektaşlarımızla tanıştık, konuştuk, onların sorunlarını dinledik. Benim köşe yazarı olmam hasebiyle de ilgi daha da çoktu. Çünkü meslektaşlarımızın Ankara'dan pek duyulmayan , gözden kaçan çok sorunları var. 

Bunların başında 696 Sayılı KHK ile MEB'de kadroya geçirilen, ancak 10 ay çalıştıktan sonra iki ay zorunlu izne çıkarılan 30 bin taşeron işçilerin sorunları gerçekten çok üzücü .

Kendimizi onların yerine koyalım. İki ay maaş almasak, halimiz nice olur. 

Bunun için Milli Eğitim Bakanı Sayın Selçuk bu arkadaşlarımızın sorununa el atalım, Maliye Bakanıyla görüşülsün, Kabine toplantısında gündeme gelsin. Yani bu sorun çözülsün.

Yine öğretmenevlerinin sorunları gözden geçirilmesi gerekiyor

 Çanakkale Öğretmenevine vardığımda nezaket gereği müdürün yanına gittim. Ancak bayan müdürü ve bayan müdür yardımcısını çay ocağında garsonluk yaparken buldum. Sebebini sorduğumda, personel yetersizliğini söylediler.

Sonra Dikili Öğretmenevine uğradım. Orada da MEB'e yakışmayan bir ortam gördüm. Yatak bölümü bir yerde, lokal bölümü başka bir yerde. Yani tertip-düzen olarak hiç uygun değil. 

Son durağım Ayvalık Öğretmenevi oldu. Burayı daha derli toplu gördüm. Her ihtiyaç düşünülmüş. Arzu edenler için öğle ve akşam için de yemek veriliyor. 

Ama hepsinde de görev yapan arkadaşların samimiyetleri, içtenlikleri teselli kaynağımız oluyor.

Ben Millî Eğitim Bakanlığımızın, sahada görevli arkadaşlarla bu konuyu tartışmalarını ve buraları öğretmenlere yaraşır kurumlar haline getirmelerini, nicelik ve nitelik olarak iyileştirilmesini meslektaşlarımız adına rica ediyorum.