Millî Eğitim Bakanı, Sözcü Gazetesi’nden Saygı Öztürk ile yaptığı mülakatta bakanlığın bazı vakıf ve derneklerle işbirliklerinin eğitimde kaliteyi artırmak gayesiyle olduğunu ve bunu yaparken de "Kantarın topuzunu kaçırmamak gerektiğini" söyledi.

Bu açıklamasından sonra İmam Hatip Lisesi mezunu Bakanın, bakanlık görevi boyunca ‘yeni kantarın topuzu ayarlamasını’ nasıl ve neye göre gerçekleştireceği her kesim tarafından merak edilir oldu.

Bakanın sözlerinden anlaşılan oydu ki, Sözcü ve benzer çevreler tarafından ilanihaye eleştirilen Eğitime Destek Platformu’nu meydana getiren Ensar Vakfı, Türkiye Diyanet Vakfı, İlim Yayma Vakfı, ÖNDER, TÜGVA, İlim Yayma Cemiyeti, İnsan Medeniyet Hareketi, TÜRGEV, KADEM, CİHANNÜMA, İHH ile yapılan çalışmalarda kantarın topuzunu kaçırmayan yeni yeni düzenlemeler gündeme gelecek.


Bakanın bu açıklamasına Memur Sen İstanbul İl Başkanı ve Eğitim-Bir-Sen İstanbul 4 No’lu Şube Başkanı Talat Yavuz’dan “Hodri meydan!” geldi.

Yavuz, sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımında, “Bugün TÜGVA Genel Merkezi önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Eğitime Destek Platformu eğitim için, kantarın topuzunu kaçırmakta kararlı” diye yazdı.

Bu ne anlama geliyordu?

Bu, Eğitim Bir Sen ile Milli Eğitim Bakanı arasında geçmişten gelen bir hesaplaşma mıydı?

Yoksa bakanın kantarın topuzu ayarına ferdi, tek kişilik bir itiraz mı?

Zaman göstererek…

Bakan yardımcılığı döneminde eşinin bir il ziyareti sırasında havaalanına yetiştirilmesi krizinin hesabını, bakan olunca il müdürünü sorgusuz sualsiz görevden el çektirerek gören Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer başka bir açıklamasında ise,

“Benim önceliğim reform değil, mevcut hizmetleri sürekli gözlemleyip geliştirmek, eksikliklerimizi gidermektir. Ayrıca şu anda eğitimde ‘reform' diye bir gereksinimiz yok. (gereksinim kelimesi bakanın tercihi mi anlaşılamadı) Okul, öğrenci, öğretmen sayımız arttı. Bazılarının ‘eğitimde kötüyüz' iddiası doğru değil. PISA ve TİMSS araştırmaları da puanını en çok artıran ülke olduğumuzu ortaya koydu” diye bir cümle kurdu.

Peki, şimdi Sayın Bakan, “Benden reform beklemeyin” diyerek hazırlık çalışmaları devam etmekte olan Milli Eğitim Şurası’nı gereksiz, olsa da olur olmasa da olur bir hale getirmiş olmadı mı?

Malumunuz Millî Eğitim Bakanlığı’nın en yüksek danışma kurulu olan Millî Eğitim Şurası, yedi yıl aradan sonra önümüzdeki ay Ankara'da "Eğitimde Fırsat Eşitliği" ana temasıyla toplanacak.

Keşke ‘Z Kuşağı’ temasıyla toplanabilseydi…

Gerçi, Bakanın bu açıklamasından sonra o tema veyahut bu temayla toplanmanın bir anlamı da kalmadı.

Hâlbuki Türkiye’nin en önemli bakanlığı, gençlerimize yön verecek, çocuklarımıza ilimle irfanla yerli ve milli bir gelecek hazırlamakla mükellef Milli Eğitim Bakanlığı reforma en fazla ihtiyacı olan bakanlıktır.

Her bakan değişiminde eğitim meselelerine neşter vurabilecek, ihtiyaçlara göre reformlar yapabilecek bir arkadaşın göreve gelmiş olması ümidiyle yeni bakanın özgeçmişini inceliyorum.

Her seferinde görüyorum ki, eğitimde beklenen köklü reformlar bir başka bahara kalıyor…

Veyahut bir başka bakana…