Öğretmenler, maaş artırımı için önlerine konan uzmanlık ve başöğretmenlik gibi hiyerarşik engellere karşı bilhassa sosyal medyada müthiş bir ses çıkarma ve söz söyleme eyleminde bulunuyorlar.

Takdire şayan...

Alkışlıyorum.

Susmayın, daha da bastırın.

Sendikalar da bu sayede uyanır belki.

Silkinip ‘‘Biz sendikayız!’’ diyerek daha cesurca atağa geçerler.

Hatta bir paylaşımda bu olayın daha da yokuşa sürülmesi, öğretmenin burnundan getirilmesi, neredeyse canının çıkarılması, burnundan fitil fitil getirilmesi için Metehan’ın onluk sisteminin uyarlanabileceği bile tavsiye edilmiş. Gülücüklerle... Şöyle ki:

1-Ücretli öğretmenlik

2-Sözleşmeli öğretmenlik

3-Öğretmenlik

4-Uzman öğretmenlik

5- 1.kademe uzman öğretmenlik

6- 2.kademe uzman öğretmenlik

7- 3.kademe uzman öğretmenlik

8- 4.kademe uzman öğretmenlik

9- Astbaşöğretmenlik

10- Kıdemli astbaşöğretmenlik

11- Üst kıdemli astbaşöğretmenlik

12- Başöğretmenlik

Ölme eşeği ölme, diyebileceğimiz bir uyarlama olmuş.

Tabii işin esprisi ve ironisi ama bir yönüyle düşünülürse öğretmenler maaş artırımı için önlerine konulan şartları şiddetle ve alay edercesine reddediyorlar.

Matruşka gibi bir mekanizmaya evrilebilir...

Ve bu hiyerarşik haliyle öğretmenlik resmen iç içe geçmiş oluyor.

Alengirli de ayrıca.

Ayrışmayı da tetikliyor.

Öğretmenlerin özlük haklarına ve atamalarına ilişkin iş ve işlemleri de iyice arapsaçına çevirecek bir potansiyele sahip.

Birçok riski de içinde barındırıyor.

Öğretmenler tepkilerinde hakklılar...

Öngörülü düşünmek lazım.

Çünkü bu tarz sınıflandırmaların meslek içinde nerelere evrileceği, nerelerde nasıl mağduriyetler ortaya çıkaracağını, nerede nasıl boşluklar meydana getireceğini bilmiyoruz.

Bürokrasi elinde istismara da açık.

Öğretmenlere aba altından bir sopa olarak bile kullanılabilir.

Etraflıca düşünülüp taşınılıp ortaya konan bir uygulama değil.

Bu durum da iyiden iyiye insanı endişeye sevk ediyor.

Yani kaygılandırıyor.

Çünkü MEB’in böyle bir hiyerarşik düzeni nerelerde ve nasıl uygulayacağını henüz bilmiyoruz.

Ayrıştırmayı ve ayrımcılığı kışkırtma potansiyeli olan uzman ve başöğretmenlik gibi uygulamalara çok temkinli yaklaşmak lazım bence de.

Mesela başöğretmenlik ve uzman öğretmenlik ile düz öğretmenliğin özlük hakları da bir ayrıma ve ayrıştırmaya maruz kalırsa...

Öğretmenler odasında huzur kaçar.

Bir çatışma ortamı hasıl olur.

Bunu sözleşmeli öğretmenlik ile kadrolu öğretmenlik ayrıştırmasında ve ayrımında görmedik mi?

Hem de iliklerimizde hissede hissede...

MEB’te bu tarz ayrımlar ve ayrıştırmalar tutmuyor.

Bence bu uygulamalar ile ortaya çıkması ihtimal dahilinde olan ileriye dönük mevzularda MEB sendikalara ve öğretmenlere teminat vermelidir.

Yoksa bu hiyerarşik düzen matruşka sorunlara gebe...

Ben de Ahmet Haşim’in ‘‘Merdiven’’ şiirini bahse konu uygulamalara ithafen uyarlamak istiyorum:

Ağır ağır çıkacaksın öğretmenlik kariyer basamaklarından
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak...

Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta,
Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...

Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller;
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller,
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?

Bu bir lisân-ı hafîdir ki ruha dolmakta,
Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...

Saygılar...

Yusuf SEVİNGEN