Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları hayat pahalılığından muzdarip...

Yani enflasyon...

Bulgaristan vatandaşları Türkiye Cumhuriyeti’ndeki ucuzluktan dolayı şen şakrak...

Yani üstüne üstlük bir de Bulgar enflasyonu ile uğraşıyoruz.

Bulgar patlaması yaşanıyor ülkemizde fiilen.

Ne günlere kaldık ya Rab?

Sizce burada bir dengesizlik yok mu?

Sanki ipin ucu kaçmış.

Kontrol edilemeyen ekonomik bir tablo hakim...

Yani kendi vatandaşlarımız şen şakrak, yabancılar muzdarip olması gerekmez mi?

Aslolan, kendi vatandaşını mutlu etmek değil mi?

Fiilen açık pazar olmaktan dolayı parasal mübadele yaşıyoruz.

Osmanlının resmen yaşadığı açık pazar olayı sanki.

Tarih, Akif deyimi ile tekerrürden ibaret işte.

Halihazırda nasıl mı?

Dolar-TL yer değiştirmesi... Bulgarlar Türkiye’ye geliyor, 1 dolar ile 15 TL mübadele ediyor ve daha sonra Bulgarlar parayı veriyor düdüğü çalıyor.

Gelin görün ki Ali Yalçın’ın öngörüsüzlüğünden dolayı şu günlerde eriyen maaşları ile memurlarımız, bırakın düdük çalmayı o düdüğü alamıyor, onun yerine ıslık çalıyor. Islıkla karınlarını doyuruyorlar. Islık ile yetiniyorlar. Kara kara düşünüyorlar. Bu da cabası... Ne acı!

Yani memurlarımız, vatanımızdaki caddelerde ve sokaklarda elleri boş ıslık çalar ve kara kara düşünüyor iken Bulgarlar parayı veriyor düdüğü çalıyor. İşte burası bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olarak insanlarımıza ağır geliyor. Bizi kıskanıyorlar, nakaratlı masallarınız ise çeliştikçe çelişiyor cadde sokakta.

Bu nakaratlı masalları terk eden Gülay SAMANCI isimli bir milletvekilimiz de memurlarımızın hep ıslık çalmaması için mülhem şu dizeleri dilimize çalıyor:

"Başaramayacaksınız.

 Milletimizi bölemeyeceksiniz.

Bayrağımızı indiremeyeceksiniz.

Vatanımızı parçalayamayacaksınız.

 Devletimizi yıkamayacaksınız.

Ezanlarımızı susturamayacaksınız.

Bu ülkeye diz çöktüremeyeceksiniz."

Bu dizeleri okuyunca insan ‘‘ne alaka’’ diyor ama o kadar işte...

Ne denebilir ki başka?

Ancak gülerken dudaklarınızı ısırıyorsunuz ağlamamak için.

Çimdiklemesini istiyorsunuz yanınızdakinin bunun bir rüya olması için.

Zannedersem Necip Fazıl’ın şu şiirini zorluyor vekil de:

‘’Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın;
Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın!..’’

Lakin ortada vekilin dediklerini yapmayı planlayan bir insan grubu yok.

Vekil, sanırım olsun istiyor ama yok işte.

Niçin zorluyorsunuz Sayın Vekil ya?

Kimsenin sizin dediklerinizle sorunu yok.

Söyledikleriniz külliyen sizin hayal dünyanız...

Lakin, herkesin bir geçim sorunu var.

Burasını düşünmek ve burası üzerine konuşmak icap ediyor.

Nasıl mı?

Biz konuşalım o zaman...

Milletten birisi olarak...

Milletvekilinin dile getiremediklerini...

Asgari ücret, 4250 TL olmuş.

Memur maaşları da asgari ücrete yakın artık.

Yani memurlar da asgari ücretli gibi...

Gerçekten inanılmaz.

Artık memurun maaşına ek zammı geçtim.

Bu sendikalarla bu işler zor...

Çünkü sendika başkanları siyasi partilerin öne çıkmayan hatta hiç görünmeyen milletvekillerinden dahi aşağıda muamele görüyor. Ve sendika başkanlarını siyasiler çantada keklik olarak telakki ediyorlar. Böyle bir telakki, maaşları terakki etmez. Etse etse ‘’ittihat ve terakki’’ diye diye atılan dava nutukları ile kendilerine bağlı kitleleri idare eder. O kadar... Çoğunluk ise mobbinglerle falan filan bastırılır.

O zaman beklentilerimi düşürüyorum ve sendikalar, ilk etapta şunları yapsınlar diyorum. Zor değil, çok kolay aslında... Biraz zorlayacaklar. Dava şuuru ile meftun oldukları siyasiler de onlara kesinlikle kızmaz. Onlarla asla karşı karşıya gelmezler. Ne şiş yanar ne kebap yani... Orta yolu bulurlar. Davaya da zarar vermezler. Gerçi memur epey zarar görecek ama göz boyamak için de bunu yapmak elzem. Yoksa insanlar iyiden iyiye tüm sendikalara sarı muamelesinde bulunabilir.

1- Asgari ücretliden damga vergisi alınmayacaksa memurdan da damga vergisi alınmasın.

2- Asgari ücretliden gelir vergisi alınmayacaksa memurun gelir vergisi yüzde 15’te sabitlensin.

3- Öğretmenin ek ders birim ücreti yükseltilebilir.

4- Birazcık da yani gıdım gıdım ek zam olsun gari... Şaka şaka, şu şartlar altında memura ek zam devletimize ağır gelir, onun için memura ek dava şuuru toplantıları ve bu toplantılarda dava masalları anlatılsın. Biraz da bu masallara gizem katılsın falan... Sizin bilmediğiniz bir şeyler var, diyerek de olay biraz daha gizeme bürünsün.

Hey Allah’ım, sen görüyorsun.

Kendi ellerimizle seçtiklerimize yalvar yakar durumdayız.

Allah’ım sen yardım et bize!

Aklıma da mukayyet ol!

Saygılarımla...

Yusuf SEVİNGEN