Son yapılan torba kanunla tüm il millî eğitim müdürleri, ilçe millî eğitim müdürleri, il millî eğitim müdür yardımcıları, görevde 4 yılını dolduran kurum müdür ve müdür yardımcılarının ( eğitim-öğretim dönemi sonu itibarıyla) görevlerinin sona ermesi gerçeğiyle yüzleşmeleri, işini layığı ile yapanları ayıracak olursak; doğaya, hayata, insana istismar edeceği malzemeler gözüyle bakan hegemonya kurmak dışında bir ilişki biçimi bilmeyen koltuk sahibi beşerleri bir hayli paniğe sevk etmişe benziyor.

 

        Rüzgârların sert estiği yurtlarda yerel siyasetçilerin önünde eğilip, ‘'Eğer lütfederseniz 4 yıl daha devam etmek istiyorum.'' Diyebilme zilletini gösterebilen sözde eğitim-yöneticisi tiplerin maskelerinin düşmesiyle ortaya çıkan tablo;

Kemal Tahir'in ifadesiyle ‘' Biri kapının içindekiler, diğerleri ise kapıdan girmek için sıra bekleyenler …'' olmak üzere iki bölümden oluşuyordu.

 

        Günümüzde buna her dönem kapının dışına atıldığında bacadan girebilmeyi başarabilen, hasbelkader muhafazakâr cenaha mensup kişi ve kurumlarla hayatının bir döneminde şöyle ya da böyle yolu kesişmiş, ömrü hayatında yemedik herze bırakmayıp, yükseklerde değişen güç dengelerine göre borsada hisse senedi takip eder gibi merkez teşkilatında güç-denge analiz raporları tanzim edip ortaya çıkan duruma göre pozisyon almaya, sendika, STK, vakıf, dernek, yerel siyasetçilerin arasında mekik dokuyup şu fani dünyada 4 yıl daha müdür kalabilmeye çalışan münafık karakterli skolyoz yönetici adayları türedi.

Bilmeyenler için açıklayalım skolyoz; omurganın göğüs veya bel bölgelerinde görülebilen, yana doğru eğriliğe verilen addır. Tıbbi olarak skolyoz rahatsızlığı olanlardan özür diliyoruz. Bizim kastettiğimiz skolyozlar siyasetçi ve bürokratları görünce rahatsızlığı ortaya çıkıp beli bükülen, Mahsun gibi boynu yana düşen, melül bakışlı, sevimli nesli koruma altında olan özel bir tür…

 

Her dönem gemisini yürütebilmeyi başarabilmiş bu skolyoz taifesi yüzünden MEB'de yapılan onca düzenleme ve değişikliğe rağmen doğru düzgün sonuç alınamadı. İstediğiniz kadar havuza alın bu skolyozlar iyi yüzme bildiklerinden asla boğulmazlar. Her defasında havuzdan sapasağlam çıkarlar. Onlar için havuz kimlik değiştirme molasıdır. Mola sonrası dönemin rengine uygun yeni bir kimlik ve yeni bir yüzle dinlenmiş olarak geri dönerler.

      

       Hayatı kanunların, yönetmeliklerin gözünden okumaya çalışma çabasında olanlar için mevzuat değişikliklerinin kendisi değil, değişikliği gerçekleştiren özne önemliydi. Ne tür bir değişiklik yapılırsa yapılsın, yapılan ya da yapılmaya çalışılan değişiklik her ne olursa olsun değişikliğin kendisinin bir anlamı yoktu… Önemli olan değişikliği gerçekleştiren öznenin kim olduğu ve siyasi kulvarın neresinde durduğuydu…

       

        Birileri kanun, yönetmelik yapıyordu, birileri de bizleri ikna etsin etmesin yapılan her şeye karşı çıkıyordu, kim haklıydı kim haksızdı tartışmasının da bir anlamı yoktu bizim için…

Çünkü biz; bize ait olmayan bir yaşamın dipnotu gibi yaşıyor, renksiz, kokusuz, tepkisiz bir şekilde bizim üzerimizden verilen kavgaların acısını sanki kendi kavgamızmış gibi çekiyorduk eğitimin öznesi eğitim çalışanları olarak…

Üç doğruya beş yalan ekleyerek beyinleri hipnotize etmeye çalışanlar yaşanılan cerbeze ve demagoji devrinde bu münafık karakterleri ile yorgun düşmüş eğitim camiası vicdanını işgale soyundular.

       

      Marjinallik toplumsallığın panzeri olarak görüldüğünden marjinalliğin her türlüsünü destekleyen bu skolyoz taifesi kaostan ekmek çıkarma noktasında oldukça mahir olup;  Milletin, vatanın iyiliği için, hayrı için gayret göstermeyi yandaşlık parantezine düşürme aymazlığını da gösterebildiler. Her türlü riyakârlığı iman tazeleme seanslarına dönüştüren her devrin adamı skolyozlar sistemden pay alma yarışında yandaşlıkla suçladıklarına rahatlıkla nal toplatırlar.

      

       Karl Marks'a atfedilen ‘' Tarihte her şey iki defa yaşanır; ilkinde trajedi, ikincisinde komedi olarak.'' İfadesindeTrajedi, sahici yaşamı, komedi ise sahte ve acınası taklitleri ifade ediyor.

 

Bugün ikinci kez sahne alanların sahte ve acınası komedisini izliyoruz. Evet, bu durum bizim için belki bir komedi ama aynı oyunu ikinci, üçüncü kez sahneleyen oyuncuların kendileri için aslında sahici, aktif bir trajediden başka bir şey değildir.

 

Mesajın adresine ulaşmış olması temennisiyle…

 

Celal DEMİRCİ/ kamuajans.com

 

[email protected]

https://www.facebook.com/demircicelal

http://twitter.com/celaldemirci