14 Mart 2014 Cuma Tarih ve 28941 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 6528 Sayılı Kanun'un  22. Maddesi ile 652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 37. Maddesine eklenen 7. ve 8. Fıkralarda aşağıdaki,

 

(7) İl Millî Eğitim Müdürü, İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı, İlçe Millî Eğitim Müdürü, İl ve İlçe Millî Eğitim Şube Müdürü, Maarif Müfettişi, Okul ve Kurum Müdürü, Müdür Başyardımcısı ve Müdür Yardımcısı olarak görev yapanların hizmet sürelerine ve/veya isteğe bağlı yer değiştirmelerine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

 

(8) Okul ve Kurum Müdürleri, İl Millî Eğitim Müdürünün teklifi üzerine, Müdür Başyardımcısı ve Yardımcıları ise Okul veya Kurum Müdürünün inhası ve İl Millî Eğitim Müdürünün teklifi üzerine Vali tarafından dört yıllığına görevlendirilir. Bu görevlendirmelerin süre tamamlanmadan sonlandırılması, süresi dolanların yeniden görevlendirilmesi ile bu fıkranın uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir. Bu fıkra kapsamındaki görevlendirmeler özlük hakları, atama ve terfi yönünden kazanılmış hak doğurmaz.”

 

ifadelerinin yer almış olması kamuoyunda kanunun Meclis'ten geçmesi sürecini de dahil edersek 1 aydan fazla bir süredir tartışılıyor.

 

       Yönetmeliğin hazırlanması safhasında mevcut müdürlerin görevden alınması veya yerinde kalması, alınacak olanların yerine yenilerinin atanmasında uygulanacak kriterler ne olacak? Sınavlı mı olacak? Sınavsız mı olacak? Soruları ciddi bir bilgi kirliliği, tedirginlik,  motivasyon düşmesi sonuçlarını da beraberinde getirdi.

 

Nietzsche;  ‘'Devlet, bir kuşağın enerjisini, ancak var olan kurumların çıkarlarına hizmet edecek bir biçimde serbest bırakır.'' Diyor.

Tabîki Devlet kendi mevcudiyetinin devamı ve işlerinin daha verimli yürümesi için gerekli tedbirleri alacaktır. Bunda şüphe yoktur.

 

       Fakat; sürekli başkalarının planlarının içinde yaşadığımız paranoyasıyla, bütün zihni çabamız o başka planların ne olduğunu çözmeye, analiz etmeye, komplo mu, gerçek mi ayırmaya çalışmakla geçtiği  bir ortamda mevcut okul/kurum müdür ve müdür yardımcıları yeterli ve sağlıklı bilgilendirmenin olmamasından kendilerini MEB'in Mültecileri gibi hissetmeye başladılar.

 

Sözlük anlamını araştırdığımızda; mülteci veya sığınmacı; dini, milliyeti, belirli bir toplumsal gruba üyeliği veya siyasi düşünceleri nedeniyle zulüm gören veya göreceği korkusu ve endişesi taşıyan, bu sebeple ülkesinden ayrılan/ayrılmak zorunda bırakılan ve korkusu nedeniyle geri dönemeyen veya dönmek istemeyen, iltica ettiği ülke tarafından endişeleri haklı bulunan kişi olarak tanımlanmaktadır.

 

       İnsanın metalaşmasından, araçsallaştırılmasından şikayet edenlerin, kılık kıyafet özgürlüğü eylemleriyle insan onurunu, haysiyetini, kendine saygıyı ifade eden süreçteki seslerinin kısıklığını  bir yana bırakacak olursak; geçtiğimiz hafta içinde internet sitelerinde Ankara'da gerçekleştirilen bir toplantıda, üst düzey bir MEB yetkilisinin öğretmen ve müdürler için de rotasyon çalışmaları yürüttüklerine ilişkin açıklamalarına yer veren haberlerin yayınlanması ''mülteci'' kapsamına giren personelin müdür ve müdür yardımcılarıyla kalmayıp, öğretmenleri de kapsayacağı endişesini taşıyan; Adalet'ten başka sığınacak, iltica edecek limanı kalmayan eğitim zümresini geri dönüşü olmayan bir şekilde kaybetmenin eşiğine getirdi.

 

       Eğitim kamuoyu aklı selim'in galip geleceği umudunu kaybetmeden, halkın iradesiyle göreve gelen her Bakan'a, vekile ‘'devletlü ulema'' tarafından adeta ikna odaları kurulup sözde devletin gerçekleri, siyasetin olmazsa olmazları diyerek; ''sizden önceki Bakanlar'ın başına gelenler sizinde başınıza gelmeden'' gerekli tedbirleri almalıyız yaklaşımıyla yaklaşık bir asırdır aynı filmin seyrettiriliyor olması geleneğine son verilmesini bekliyor.

 

Çünkü; biz hep aynı filmi seyretmekten sıkıldık.

 

       Eğitimciler, 30 Mart'ta oy kullanma işlemi sırasında kendisine önerilen sıra verme teklifini reddederek o yaşında 45 dakika sıra bekleme nezaketini gösteren iletişim hocası Sayın Bakan'ın gösterdiği nezaketin kendilerine de gösterileceğinden şüphe duymuyorlar, duymak ta istemiyorlar.

 

 

 

Celal DEMİRCİ/ kamuajans.com

 

[email protected]

 

https://www.facebook.com/demircicelal

 

http://twitter.com/celaldemirci