Gün geçmiyor ki Meb'de yeni bir görevden alma haberi yayınlanmasın. Ziya Selçuk'un yardımcılığı yaptığı dönemde yanından ayrılmayan bakan Mahmut Özer'in adı, sadece görevden almalarla anılacak gibi duruyor. 

Özer, göreve geldiği gün devr-i sabık yapmayacağız demesine rağmen yaptığı birbirinden ilginç icraatlar ve görevden almalar ile Meb'i sanki başka bir parti adına tek başına değil de bir koalisyon ile yönettiği izlenimi veriyor. Hatırlanacağı üzere Ziya Selçuk'un birlikte çalıştığı genel müdürleri görevden alarak işe koyulan Özer, Şelçuk'un giderayak yaptığı tüm atamaları görevden alarak yoluna devam etmişti. Eğitimin niteliğinin artırılması için çaba göstermesi beklenen Özer, artan vaka sayılarına rağmen okulları açık tutarak birlikte görev yaptığı selefinden farklı hareket edeceğini de her ortamda üstüne basarak dile getirdi. Önceki dönemde başlanan ve onbinlercesi yapılan, Özer'in de başında olduğu, bakan Selçuk'un gözbebeği Tasarım Beceri Atölyeleri eğitim proje tarihinin çöplüğünde yerini aldı bile. 

NİTELİKLİ EĞİTİM SORUNU ARTARAK DEVAM EDİYOR.

Önceki yıllarda oluşan eğitim kayıplarının telafisi ve okullarda artan öğrenci devamsızlıkları hala gündeme gelmezken bakanlık merkez teşkilatında önceki dönem görev yapan şoförler bile görevlerinden alındı. Atama bakanlığına dönen Milli Eğitim Bakanlığı'nda görevden alınanların bir iki hafta sonra başka görevlere getirilmesi ya da yeni atananların görevden alınması rutin bir hal aldı. Bu durum öyle bir noktaya geldi ki, bakanlıkta sadece Pergel kaldı esprileri yapılmaya başlandı. Özer'in yaptığı atama ve görevden almalarla neyi amaçladığı, ne yapmak istediğini kendisinden başka bilen yok. Milli Eğitim Bakanlığı'nın erken okul terkinden eğitim kayıplarına, öğrencinin kaynak sorunundan eğitime erişimine bir çok sorunu bulunurken sadece atamalara yoğunlaşmış bir bakanlık görüntüsü vermesi gelecek adına korkutucu bir hal almış durumda.

İKTİDAR DEĞİŞİMLERİNDE BİLE YAŞANMADI

İktidar değişim dönemlerinde olağan karşılanan görevden alma ve atamaların, birlikte çalışmış, aynı partinin iki bakanı arasında hesaplaşma görüntüsünün bu denli öne çıkması gerçekten düşündürücü. Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ni, Mansur Yavaş'ın Ankara Büyükşehir Belediyesi'ni almasıyla belediyelerde yönetim değişmiş ve sınırlı sayıda işten çıkarmalar görevden almalar olmuştu. Bu durum gelişmiş ülkelerde önemli bir sorun olsa da Türkiye'de hayatın olağan akışı gibi karşılanabilir. Yirmi yıldır iktidarda olan partinin yönettiği bir kurumda hala benim adamım olsun anlayışına anlam vermek gerçekten zor.

Eğitim kamuoyu ve eğitimciler nitelikli eğitim adına Milli Eğitim Bakanlığı'ndan umudu kesmiş olsa da kalıcı çözümler içeren kararlar alınması için adımlar atılması gerekiyor. Özel okullar ile devlet okulları arasındaki uçurumun giderek artması eğitime erişim sorunları ve daha bir çok konu biran önce sayın bakanın esas gündemi olmalıdır. Yoksa sayın Bakan Pergel'i de göndererek yarım kalan işine devam edebilir.