Milli Eğitim Şurası, 'Her 3 yılda toplanır' hükmüne rağmen 7 yıldır toplanmıyor. 

Milli Eğitim Bakanlığı'na Mahmut Özer'in atanmasının ardından Şura'nın toplanmasına karar verildi. Toplantının başlığı ise, "Eğitimde fırsat eşitliği" oldu. 

CHP’DEN SERT TEPKİ: SALTANATI SAVUNAN “HİLAFETİ GETİRECEĞİM” DİYEN BİRİ

Eğitimden sorumlu CHP Genel Başkan Başdanışmanı Yıldırım Kaya, Milli Eğitim Bakanlığı'nın 1-3 Aralık'ta Ankara'da düzenleneceği Milli Eğitim Şurası'nı tanımadıklarını belirterek, "Milli Eğitim Bakanı, utanmadan, sıkılmadan 'Tarikatlarla yapılan protokollere devam edeceğiz' diyor. Talim Terbiye Kurulu'na atadığı Mustafa Gündüz, saltanatı savunan, 'Hilafeti getireceğim' diyen biri. 'Biz, hilafeti savunanlar, tarikatlarla yol yürüyenler bir şura yapacağız' diyorlar. Biz, o şurayı tanımayacağız. O şura, eğitim sorunlarına çözüm üretmekten yoksundur" dedi.

Türk milli eğitim sistemini geliştirmek, niteliğini yükseltmek için eğitim ve öğretimle ilgili konuları inceleyip tavsiye kararları hazırlayan Şura’ya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından atanan Mustafa Gündüz, yaptığı çıkışlarla kamuoyunun gündemine gelen bir isim. Gündüz aynı zamanda Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu üyesi... 

ZAMAN’DA DERSHANELERİ SAVUNDU

Mustafa Gündüz’ün 18 Kasım 2013’te FETÖ'nün yayın organı Zaman gazetesine, AKP hükümetinin FETÖ’nün dershanelerini kapatma girişimine karşı bir yazı yazdı.

Dinci eğitimi savunan Gündüz’ün “Eğitim Reformuna Doğru Yerden Başlayamamak” adıyla kaleme aldığı yazının içeriği ise tamamen kaldırıldı. Gündüz’ün yazıda dershanelerin neden kapatılmaması gerektiğini anlattığı biliniyor. Gündüz’ün yazıda, “Elverir ki eskiden olduğu gibi dürüst mefkûre sahibi adamlar gene söz sahibi olsun. Bu olmazsa hiç iyi şeyler beklemiyor bizi. Maalesef eğitim sistemimiz büyüyen Türkiye’nin öncüsü değil, ona ayak uydurmada zorlanıyor. Onun gelişimini köstekleyen bir iç engel gibi duruyor” ifadelerini kullandığı da belirtiliyor.

Öyle ki Mustafa Gündüz, “Türk basınında sekiz yıllık zorunlu eğitim” başlıklı yüksek lisans tezinde sekiz yıllık zorunlu eğitime karşı tavır almasıyla da dikkat çekti. 

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ KARŞITI

İstanbul Sözleşmesine de karşı çıkan Prof. Gündüz, Türkiye’nin girişimleriyle yaratılan sözleşmenin Batı taklitçiliği olduğunu belirterek, “Tanzimat'tan beri bu ülke kendi meselesini kendi kavram ve metotlarıyla çözmek yerine taklit kolaycılığına gidiyor/batıyor. Sırf bu yüzden bile ‘İstanbul Sözleşmesi’ iptal edilmeli ama bu meseleyi kökünden çözecek bir tedvin de yapmalıdır” dedi.

HİLAFETİ VE MEDRESELERİ SAVUNUYOR

Hilafetin savunulduğu paylaşımları da sosyal medya hesabından aktaran Mustafa Gündüz, Osmanlı siyasal modernleşmesinin hilafet ile mümkün olduğuna dair fikirleri öne çıkarıyor. 

Aynı zamanda medreseleri de savunan paylaşımlar yapan Gündüz, bir tweetinde “Medresenin amacı: ‘İnsan aklını, bilincini ve bilgisini korumak’” ifadeleriyle de görüşünü açıklıyor.

HARF DEVRİMİNE KARŞI

Gündüz’ün tek savunduğu görüş bu da bu değil.

Cumhuriyet devrimlerine karşı açık bir tavır alan Prof. Dr. Mustafa Gündüz Harf Devrimi’ne ilişkin açıklamaları ile gündeme gelmişti. 

AKP'ye yakınlığı ile bilinen Eğitim Bir-Sen’in, “Eğitime Bakış” isimli dergisinde Mustafa Gündüz imzalı yazıda, Harf Devrimi ile geçmişin unutturulmaya çalışıldığı savunularak, “Alfabe devriminden sonra yeni neslin ancak iktidar yanlılarının yazdıklarını okuyacak olması, gelecek adına büyük bir avantaj ve güven vermişti” denildi.

Gündüz, 2019 yılında yöneticileri arasında AKP’lilerin bulunduğu Mavera Vakfı’nca düzenlenen bir etkinlikte de benzer şeyleri savunarak Harf Devrimi’ne ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Dünyada hiçbir milletin başına gelen bir şey değil. ‘Okullarda okuma yazma zordu’ gibi şeyler hikaye… Arap harfleriyle ne kadar sürede okuma yazma öğreniliyorsa Latin harfleriyle de o kadar sürede öğreniliyor. İnkılabın asıl amacı, geçmişle irtibatın kesilmesidir. Geçmişte olup bitenlerin yeni nesiller tarafından okunmamasıdır.”

KARMA EĞİTİME DE KARŞI

Gündüz, “Eğitime Bakış” dergisinde yer alan bir başka yazısında ise karma eğitimi eleştirdi. 

Karma eğitime 19. yüzyılda zorunlu olarak geçildiğini belirten Gündüz, bunun nedeninin ise “ulus devlet modelli modern devletlerin kolay bir yönetim için sadık vatandaşlar üretmek, herkese aynı bilgileri en kısa zamanda ve en az maliyetle aktararak tek tip vatandaşlar oluşturmak, herkesi iyi tüketiciler ve üreticiler haline getirerek modern ekonominin çarkını döndürmeye uygun bireyler yetiştirmek” olduğunu savundu. 

“Cinsiyet, din, mezhep, zenginlik ve fakirlik gibi ayrımların yok sayıldığını” söyleyen Gündüz, “Bütün toplumun eşit, sınıfsız ve imtiyazsız, kaynaşmış kitleler olarak tasavvur edildiğini” kaydeden Gündüz, “Bir arada yaşayan insan toplumunun tabiatına aykırı bu ideolojik tasarım, uzun süre katı bir şekilde uygulanmıştır” dedi.

Karma eğitime karşı çıkanların ise “din, mezhep ve ahlaki duyarlılıklar” ile “bilimsel veriler” olmak üzere iki temel argümanı olduğunu iddia eden Gündüz, “farklı cinslere hitap eden eğitim ortamlarının düşünülmesinin, ideolojik önyargılara boğulduğunu” belirterek “Karma eğitim iyi midir, kötü müdür, gerekli midir, değil midir ve benzeri sorulara bilimsel yöntem ve imkânlar kullanılarak verilmiş cevap olmadığını” öne sürdü. Gündüz, Türkiye’de karma eğitimin “toplumda değişiklik yapmak, duyguları yönlendirebilmek ve kontrol altında tutabilmek” anlamına gelen “toplum mühendisliğinin özgün örneklerinden biri olarak uygulamaya konulduğunu” savundu. 

“Eğitimin olgusunun toplumu biçimlendirici, bireyleri sosyalleştirici bir aygıt olarak görmekten vazgeçilmesi” çağrısı da yapan Gündüz, “bu yapılabildiğinde, ebeveynlerin çocuklarına nerede ve nasıl bir eğitim aldıracakları yönünde verecekleri kararın önünün daha sağlıklı açılmış olacağını” ileri sürdü.

Odatv.com

şurameb