Masumiyet her insanın anne karnından dünyaya gelip ergin olana kadar geçen sürede ki tasviri olarak betimlersek yanlış olmaz. Masumluktan gelen bu söz saf olan temiz olan olarak usumuzdan dilimize dökülüverir. Masumiyetin en önemli özelliği kötülük düşünmeden insanlık için yaşayan ve düşünen bir his demetidir. Bu his demeti ussal ve ruhsal bütünlüğe yayılmış kötülük içermeyen saf bir yaşam şeklidir. Hiçbir zaman kötülük ve hile içermeyen bir tinsel yaklaşımdır. Âdemin yaratılışın da insanoğluna Rabbi tarafından verilen en güzel armağandır. İnsanoğlu o kadar saf ve tertemiz bir hal üzerinde yaratıldı ki kötülük ve çirkinliği bilmiyordu. Habil ile Kabilin çatışmasıyla başlayan en iyisini kendine isteme hırsı ile masumiyet dünya üzerinde artık erozyona uğramaya başlıyordu. Gün geçtikçe çağlar ilerledikçe insanoğlunun bitip tükenmeyen erg, para ve mal mülk hırsı onu bambaşka bir kişiliğe büründürüyordu. Rabbin verdiği en değerli parça olan masumiyet ise gün geçtikçe tükeniyor yok olma sancısı çekiyordu. Birde şeytanın Âdemoğluna kurduğu tuzaklarda tam yerin buluyor insanoğlu iyice yoldan çıkıyordu. Kin, nefret ve hırs duyguları tüm insanoğlunun usuna, tinine ve bedenine virüs gibi yayılıyor esir alıyordu. Masumiyetten eser kalmamıştı dünya olan bitene şaşkınlıkla baka dursun insanoğlu bu duygularla bir birlerini boğazlıyordu. Ta ki vaat edilene kadar bu süreç böyle devam edecekti.
Vaat Edilen
Rab, vaat edileni dünyaya gönderdiğinde âdemin saflığının kaynağı olan âlemlerin efendisi Hz Muhammet (S.A.V) dünyanın umut kaynağı olmuştu. Masumiyetin kaynağı tertemiz saflığın aşkın kaynağıydı. Dünya derin nefes alarak rahatladı Âlemlerin yaratılış gayesine ev sahipliği yapıyordu. Rab son peygamberle son kez insanoğluna uyarılarda bulundu. Yaratılış gayesine uygun yaşamaları hususunda uyarılarla birlikte masumiyetin sebebi olan peygamberimizi insanoğluna örnek olsun diye her türlü güzel vasıflarla yüklemişti. İnsanoğlu bu güzellik karşısın da şaşırıp Rabbin emirlerine dönerken azgın olan kısım yalanlayarak kendi yolunu çizmişti. Rab buna sessiz kalmayacaktı. İnsanoğlu için biçilen zamanda artık kendi hayatlarını ve yaşamlarını çizmeleri için mühlet verilecekti. Âlemlerin efendisi bu dünyadan göçerken geride Rabbin kelamı ve yaşamıyla örnek bir yaşam bırakmıştı Âdemoğluna.
Hırsın Kölesi İnsanoğlu
Zaman hızla çağımıza geldiğinde insanoğlunun bitip tükenmeyen doyumsuz yapısı gün geçtikçe alevleniyor hep ben merkezli bir yapıya sürüklüyordu kendilerini. Artık ne vicdan nede masumiyet kalmıştı koskoca tortu kalmıştı içlerinde, daha fazla kazanma isteği erg sahibi olma çabası mal mülk edinme kaygısıyla benliğinden uzaklaşmış gözü dönmüş halde bir birlerini sömüren bir hale büründüler. Artık hedefe ulaşmak için her yolu deneyen insanoğlu bazen din referansı ile bazen ezilen halk formun da karşımıza çıkması olağan bir hal aldı. İnsanların üzüntüleri ile beslenen yamyam bir yapı oluştu oysaki Rab bu gibi fenalıkları men etmişti âdemoğluna. Birey artık makam için mevki, para ve halk üzerinde söz sahibi olmak için her türlü fenalığı düşünen yapıya gelmiş olması bunu yaparken de dini referansları ve ezilen toplum demagojisini kullanması insanlık açısından çok acı bir görünüm sergilemektedir. Hele bir de dinin yerine bilimsel olguları hayatlarına sığdırma çalışan entelektüel geçinen tipler var ki, hayatta bir insanın kalbine dokunamadan bu dünyadan göçüp giderler. Bu tip insanların ne kendilerine nede topluma faydası olur. Dünya üzerin de saf olan temiz olan Masumiyet sahibi insanlar bu vahşet dolu yaşamda hep av olurlar. Ama biliriz ki Rabbin mühlet verdiği gün bittiği zaman bütün örtüler açılacak o zaman Masumiyet sahi insanların alınları parlayacaktır. Buradan tüm siyasetçilere ve yöneticilere sesleniyorum gelin göstermelik olmayın masumiyet sahibi bireyler olun ki hem toplumu hem de kendinizi kurtarın.
‘’Eğer söz sahibi isen, hak ile söyle, hak ile hükmet. Heva ve hevese uyma. ‘’ Muhyiddin Arabi