Bir öğretmen adayı,

Elinde bir buket çiçek,

Bekliyor maarif bakanını,

Atanmak tek derdi,

Bir öğretmen adayının en büyük derdi başka ne olabilir ki,

Her mihnet kabulü,

Atansın yeter ki,

Onun için kontenjan önemli,

Çekiyor politik plansızlığın neticesini,

Bunca şeye katlanıyor sevince öğretmenliği,

Gülü seven dikenine katlanır misali,

Bakan sökün etti,

Arkasında büyük bir eğitim ordusu,

Öğretmen adayının yüreğini heyecan kapladı illaki,

Karşılaşma anı için ne çok prova yapmıştı halbuki,

Teklemedi,

Sözcükleri ağzından akıp gitti,

Gel gör ki,

Ehemmiyeti karşılık bulamadı,

Trafik işareti ya da lambası kadar dikkate alınmadı,

Kadim zamanlarda öğretmeni görünce sunulan inceliğin düşleri de suya düşmüştü,

Söz gelimi:

Bakan öğretmen adayını görünce kulak ardına götürdü ellerini,

Öğretmen adayının söylediklerini "kulak ardı ediyorum" dercesine ve onu gösterircesine,

Kör göze parmak sanki,

Öğretmen adayı içini dökmek için konuştu durdu ayaküstü,

Kendisine tanınan süre içinde,

Bakan Bey'in beden diline takılmadı,

Kafasına taktığı tek mesele: "atanmak" idi,

Tüm öğretmen adayları için oradan seslendi,

Ve atama istedi,

Sadede geldi,

Geldi gelmesine lakin ne gören ne işiten hak getire,

Yani Bakan Bey ne söylediklerini işitti,

Ne de öğretmen adayını görebildi,

-mış gibi yaparak es geçti,

Elindeki çiçeği alma nahifliğini de göstermedi,

Bakan Bey öğretmen adayını hissetmedi,

Derdiyle hemhal olamadı,

Görünen köy kılavuz istemez ki,

Bizimkisi durum tespiti,

Bakan Bey bir an önce  bu hatasını telafi etmeli,

Bir daha da böyle bir hale mahal vermemeli,

Öğretmene elden bırakmamalı saygıyı ve değeri,

Of, of, of,

Öğretmen adayı Bakan Bey'in ardından bakakaldı,

Bilemezdi ki bu denli basit ve önemsiz görüleceğini,

Aklına gelen Ziya Hoca'nın yüce nezaketiydi,

O an anladı MEB için bir kayıptı Ziya Hoca,

Mahmut Özer'i görünce Ziya Hoca'yı anladı,

Herkes Ziya Hoca olamazdı,

Bu da su götürmez gerçekti...

Saygılarımla...

Yusuf Sevingen