TOEG Tokatlı Eğitim Gönüllüleri Dernek Başkanı olarak bugün bir öğretmenimizle sohbet ettik. Bir dokunduk bin ah işittik. Ziya Özer isimli öğretmenimiz dedi ki ; biz hala Erbakan Hoca döneminde verilen öğretmen zammını övgüyle konuşuyoruz.

 Sağlıkçılar çok şanslı .Camiadan birine bir zarar geldiği zaman sağlık Bakanı tüm bakanlık teşkilatı yanlarında duruyor. Maaş ve özlük haklarında iyileştirmeye gidiyor. Bir arkadaşları şiddet gördüğünde tüm camia kenetlenerek sağlıkçıların yanında duruyor.

 Ne yazık ki milli eğitimde durum pek böyle değil. Herkes öğretmenliği öğretmenden daha iyi biliyor. Çiklet çiğnerken Müge Anlı programı izler gibi bizi izliyorlar. Mutfakta bulaşık yıkarken bizi eleştiriyorlar. WhatsApp gruplarında acımasızca eleştiriliyoruz. Evlatlarına 15 dakika zaman ayıramayanlar ne yazık ki bizi sosyal medyada linç etmek için hazır bekliyor.

- Hocam öyle diyorsunuz ama pandemi döneminde değerinizin anlaşıldığını düşünüyorum. Gerçekten veliler de bu anlamda bir mağduriyet yaşadılar. Bakanlık sizleri başarı belgesi ile taltif etti. Sn. Ziya Selçuk döneminde ve mevcut Sn.  Bakan döneminde öğretmenlikle ilgili gerçekten güzel cümleler kuruldu. Öğretmenlik kariyer yasası çıktı .Buna rağmen karamsar mısınız?

-Mirim, biz artık şarkı dinlemek değil şarkı söylemek istiyoruz. 

Kariyer basamaklarında yükselme sınavı ile ilgili öğretmenler olarak çok dertliyiz. Sayın Bakanın öğretme ve öğretmen odaklı yaklaşımını takdirle karşılıyoruz ancak sağlık bakanının camiasına sahip çıktığı gibi Sayın bakanın da öğretmenlere ve milli eğitim personeline bütüncül olarak sahip çıkmasını bekliyoruz.

 Bakanımız alandan gelen sesleri duymalıdır. Cumhuriyetimizin 100. yılında bakanımızdan müjdeler bekliyoruz.

 Bununla ilgili bir analiz yapmak gerekirse alandan gelen sorunları ve çözüm önerilerini naçizane sizlerle paylaşmak isterim.

-Sizi merakla dinliyorum.

-Eğitimde aslolan öğretmenliktir.

 Bürokratik yapı eğitim-öğretim işlerinin yönetimini gerçekleştirir. Öğretmenin üzerinde güç yoktur. Öğretmenin gücü aldığı eğitimden, uzmanlığından ve yapılan işin kutsallığından gelir. Uzman ve başöğretmenlik sınavı bana göre gereksizdir. Çünkü öğretmen zaten uzmandır. Sınavla teyide gerek yoktur. Öğretmenlik değer üreten, bilgi üreten, yayan, öğrenci yetiştiren saygın bir meslektir. Öğretmene saygı duymak, geleceği kucaklamaktır.

-Peki süreç nasıl olmalı?

-Öğretmenler sözlü, yazılı, test ile seçilip uzman-başöğretmen yapılamaz. Öğretmenlik mesleği içsel güdülenme, adanmışlık ve fedakarlığı gerektirir. Öğrencileri için çırpınan, çalışkan, mesleğe değer katan öğretmenleri rencide etmeyin. Uzman-başöğretmenlik sınavını iptal edin.

“Meslekte aslolan öğretmenliktir.” İbaresi varsa, il-ilçe milli eğitim müdürleri, şube müdürleri, bakanlık yöneticileri de uzman ve başöğretmenliğe müracaat edebilmesi gerekirdi. Sınav iptal edilmelidir."

-Sınav iptal ise kariyer süreci nasıl olacak öğretmenim?

-Bana göre 10 yıllık öğretmen uzman 20 yıllık ise başöğretmen olmalıdır. Ölçme ve değerlendirme yöntemleri sürece yayılarak gözlemlere dayanarak alanda yapılmalıdır.

600 bin öğretmenin sosyal medyada verdiği mücadeleye sayın cumhurbaşkanımız da sayın bakanımız da sessiz kalmayacaktır. Sınav iptal edilecektir, şeklinde düşünüyorum. Hiçbir parti ve ittifak toplamda 10 milyonluk kitleyi yok saymaz.

-Nasıl yani 10 milyon?

-Şöyle ki özel okul ve devlette çalışan 1 milyon 400 bin, atanmamış 600 bin toplam 2 milyon öğretmen var. Eşleri, çocukları, ebeveynleri ile birlikte 10 milyon eder. 60 milyon seçmenin yaklaşık %17’si eder. İktidarı belirleyecek potansiyel var bizde.

-Peki sayın bakandan talepleriniz nedir?

-Çok değil, inanın;

1. Sınav iptal olsun.

2,10 yıllık öğretmen uzman, 20 yıllık öğretmen başöğretmen olsun.

3. Yüksek lisans mezunları uzman, doktora mezunları başöğretmen olsun.

4. Uzman-başöğretmenlik emeklilikte sayılsın

5. Ücretli-sözleşmeli ayrımı kalksın kadro verilsin.

6. Mesleğin itibarı artsın.

-Sn.  Bakan sosyal medya hesabı olmasa da alandan geri bildirimleri takip ediyor diye düşünüyorum, kendisine mesajlarınız var mı?

-Evet, tabii ki..

Öğretmen yetişkin ve elit bir insandır. 

Öğretmenlerin önceliği, ekonomik durumlarının iyileştirilmesi ve mesleğin itibar sorununun çözülmesidir. Uzman ve başöğretmenliğin ekonomik katkısı olmasa, mevzubahis dahi edilmez. Bu uygulama eşit işe adaletsiz uygulama getirecektir. Öğretmen odalarındaki barışı bozacaktır.

Öğretmenleri uzman ve başöğretmen olarak bölmek, 25 yıllık öğretmeni, sınavı geçememesi halinde öğretmen olarak istihdam etmek haksızlıktır. 10 yılını dolduran öğretmen uzman 20 yılını dolduran öğretmen başöğretmendir. Öğretmenlerin arasına nifak sokulmasına izin vermesin sayın bakanımız.

Şunu da belirteyim ki;

Öğretmenler, uzman-başöğretmenlik sınavı da dahil hiçbir sınavdan korkmaz.

 Öğretmen olana kadar yüzlerce sınava girmiş ve başarılı olmuştur. Mesele sınava girmek değil, sınavın gereksizliği ve örgütsel barışı tehdit etmesidir.

“Sorular çok kolay olacak.” ifadesi, öğretmenlerin sınavda başarısızlık yaşama korkusu içinde olduğu yönündeki yanlış inançtır. Bu ifade öğretmeni küçümser. Mevzunun yönetim tarafından anlaşılmadığının, yanlışta ısrarın tezahürüdür.

 Öğretmenlerin kariyer sorunu yoktur. Öğretmenlerin düşük maaş, yetersiz ek ders, konut, ulaşım, öğle yemeği, psikolojik ve fiziksel şiddet, örgütsel adaletsizlik, liyakat, mesleğin gittikçe itibar kaybetmesi ve her geçen gün kuşa dönen eğitim-öğretim tazminatı sorunu vardır.

Kariyer sisteminin özünde, emeklilik için katkı vardır. Emekli olunca işe yaramayacak uzman-başöğretmenlik bir oyalamadır. 10 yılını dolduran uzman, 20 yılını dolduran başöğretmendir. Özlük hakları emeklilikte de geçerli olmalıdır.

Milli Eğitim Bakanımız “10 yılını dolduran öğretmenler uzman, 20 yılını dolduran öğretmenler başöğretmendir.” açıklamasını yapmalı, tüm tartışmaları sona erdirmelidir.

-Peki süreç nasıl olmalıydı?

MEB öncelikle uzman-başöğretmenliğin tanımını yapmalı daha sonra yeterliklerini saptamalı, görev, yetki ve sorumluluk alanını belirlemeliydi. Aynı sınıfa giren, aynı işi yapan, aynı yetkiye sahip olana 3 kuruş daha fazla vererek kariyer sistemi oluşturamazsınız. Kaos yaratırsınız

5 seçenekli 100 sorudan 70 ve üzeri doğru yapan uzman ya da başöğretmen olacak. 69 doğru yapan olamayacak. 1500-2000 arası, ödeme alacak, öğretmen statüsünde olanlar alamayacak. Bu uygulama eşit ve adaletli, eğitim sistemini geliştirebilir, nitelikli bir uygulama değildir.

-Peki hocam, Bakanımız Sn Mahmut ÖZER'e iletmek istediğiniz son bir mesaj var mıdır?

- Tabii ki Sayın bakanımıza işlerinde kolaylık dilerken eğitim ordusunun lideri olarak kendisinden beklentilerimizin çok fazla olduğunu iletmek istiyorum ve son cümlem; "Sayın Mahmut Özer bu sorunu da çözer." olacaktır.

- Teşekkür ederim Ziya Özer hocam .

Biz de eylül ayına kadar merakla bu sorunun takipçisi ve sürecin gözlemcisi olacağız, vesselam.