Gülşen diyor ya: ‘Yatcaz, kalkcaz, yatcaz, kalkcaz, hop ordayız.’

Bizim İslamcı mübarekler de Lozan ile yatıp Lozan ile kalkıyor.

Yatcaklar, kalkcaklar, yatcaklar, kalkcaklar ve 2023 göz açıp kapancıya kadar gelmiş, Türkiye Cumhuriyeti devletinin miladı Lozan’ın miadı dolmuş. Tabii onlara göre...

Düşünün ki dile kolay tam 100 yıllık bir antlaşma...

Devletin tapusu...

Ama gelin görün ki İslamcı mübarekler, Gülşen gibi yatcaz, kalkcaz diyerek Lozan’ın bitişini iple çekiyorlar, Tarkan gibi geççek diyerek de Lozan’ın biteceğine ilişkin kendilerini avutuyorlar. Lozan geççek-Lozan geççek-Lozan geççek, diye boncuk çekmiyorlardır inşallah. Yok ya, o kadar da değildir, tabii, tabii, o kadar da değildir.

Gelin görün ki hiçbir şey ne onların baktığı gibi ne de söylediği gibi...

Onlarınki minnak ve ponçik fanteziler...

Bir dönem ideolojilerini er meydanlarında gösterirken şu anlarda konfor alanlarında ideolojileriyle fantezi peşindeler... İdeolojiler tuzu kuru olunca akıbetleri hep böyle oluyor.

Onun içindir ki eskinin kudretli ideolojileri gibi ideolojik fanteziler sonucu sınırsız zırvalama özgürlüğü kervanına kudretli olunca İslamcılar da katılmış oldular. Biraz da bunun kurumu onlardaki... Cefa çektiler ya, biraz da onlar ideolojileriyle sürsünler sefa... Lakin onlar da geççek... Ve herkes onların ardından bir dönem de bunlar vardı ya, diyecek. Yani çok da abartmayın kendinizi mübarekler... Hayat, bir varmış bir yokmuş... Neden bu kadar kasıyorsunuz? Kastıkça sinirinizi Lozan’dan çıkarıyorsunuz.

Ayrıca bu mübareklere birazcık ya da azıcık yüklenin hemencecik toplanıp aba altından sopa gösterir gibi İslami kılıfların altından Silivri’nin soğuk duvarlarını gösteriyorlar sizlere. Ödünüz kopuyor valla. Göz boyadılar bir dönem, şimdi göz korkutuyorlar.

Sezen Aksular, Tarkanlar, Gülşenler, bilimum onlara ters hareket, davranış ve sözleri olanlar bu mübareklerden nasiplerini aldılar. Ama garaz, gazap ile mukabele ediyorlar. Bilesiniz! Valla nasıl diş biledilerse artık...

Son zamanlarda Lozan’a abayı iyice yaktılar valla.

Lozan’a vururken İsmet İNÖNÜ’ye ve Atatürk’e vurur gibi hissettiklerinden olsa gerek daha bir Lozan’a vuruyorlar. Ve müthiş deşarj oluyorlar.

Ve şöyle vuruyorlar, işte Lozan vurguları, vurgunlar Lozan’a ya:

Ekonomi kötü, Lozan de...

İşler yolunda değil, Lozan de...

Doğal gaza zam gelsin, petrole zam gelsin, sebebi Lozan...

Ah bu Lozan olmasa daha özgür, daha ahlaklı, daha dindar olacağız, de...

Lozan pranga, de...

Her şeyin müsebbibi Lozan da Lozan diye çocuklar gibi tuttur.

Lozan dedikçe mübarekler çocuklar gibi şenler... Emine ŞENlikoğlu da öyle zannedersem... Birazdan ona geleceğiz. Kısa geççez.

Lozan’ı kazanda kaynatıyorlar, yiyorlar habire...

Ama Lozan’ın eti ne budu ne, bu kadar kaynatmaya ve yemeye dayanamaz.

Gerçi siz Lozan’dan Ozan diye birisini çıkarırsınız ve ona yüklenirsiniz biraz da...

Biraz da dediysem 100 yıl kadar işte...

Lozan’a son abayı yakan İslamcı mübarek: Emine Şenlikoğlu...

MEB’in Lozan’dan dolayı ABD pençeleri altında olduğunu ifade etmiş.

Lozan geçince MEB bu pençelerden kurtulacakmış.

Sayın Emine Şenlikoğlu, beceriksizliğimizi de mi Lozan’a yıkıyorsunuz?

O zaman kurumlardaki tüm unvanları lağvedip ‘‘Layüsel’’ unvanı takalım herkese.

Böylece Lozan’a yıkınca her şeyi, aklanırız.

Bir güzel kirlerimizden de temizleniriz.

Lozan en sonunda gassalımız da olur.

Recep Tayyip Edoğan gibi diyelim o zaman:

‘‘Lozan kadar taş düşsün başınıza!’’

Belki bu taş kendinize getirir sizleri.

Yeter, gına geldi artık.

Saygılar...

Yusuf SEVİNGEN