Konuyla alakası bağlamında kısa bir Kızılderili deyimiyle başlayalım. Eğer bir derede balıkların birbirleriyle münakaşa ettiğini görürseniz bilin ki oradan az evvel uzun bacaklı bir İngiliz geçmiştir.

Bu tespiti, Birinci Dünya Savaşı’nda; İngilizlerle savaştığımız sıralarda özellikle Millet-i Sadıka’nın ve Kavmî Necip’in bize olan düşmanlıklarında gördük ve şahit olduk. Bir yandan düşmanlarımızla savaşırken diğer yandan da aynı derede yüzen balıklar misali aynı coğrafyada yüzyıllarca beraber yaşadığımız milletlerle de mücadele etmek zorunda kaldık.

Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’nda İngilizlere karşı savaştığı cephelerden biri olan Irak cephesinde Kutu’l Amare zaferiyle kesin bir galibiyet kazanmıştır.
Kutu-l Amare zaferi sonraları “Kut Bayramı” olarak 1952 yılına kadar kutlanmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında, NATO ve Varşova Paktı üzerine kurulu iki kutuplu bir dünya siyaseti oluşunca, Türkiye yenidünya düzeninde NATO’ya katılmış ve tarafını seçmiştir. NATO’ya üyeliğimizle birlikte Kut Bayramı kutlamaları, İngilizlerin isteği mi, yoksa baskısı mı orası bilinmez NATO müttefikimizi rencide edilmemesi uğruna sonlandırılmıştır.

Yalnız burada dikkat çeken kutlamaların sonlandırılmasından ziyade Kutu-l Amare zaferinin ders kitaplarımızdan, müfredat programlarımızdan da çıkarılmak suretiyle tamamen unutturulmasına yönelik adımların atılmasıdır. Şunu da rahatlıkla söyleyebiliriz ki, son yıllara kadar yükseköğretimden mezun olan birçok tarih bölümü öğrencisi bile bu zaferin ne adını duymuştur ne de varlığından haberdardır.

Geldiğimiz noktada Kutu-l Amare zaferinin bugünden başlamak üzere kutlanacağı Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından deklare edilmiştir. Geçmişte ecdadımızın kahramanlıklarıyla kazandığı bu zaferin kutlanması elbette çok önemlidir. Herhangi bir baskı altında kalmadan bu kararı alan ve alınmasında pay sahibi olan herkes takdire şayandır.

Bunun ötesinde tam da Bakanlığımızın tarih dersi öğretim programıyla alakalı bir çalışma yapmasına denk geldiği için söylemekte fayda var. Kutu-l Amare zaferi bu çalışmalarda görev alanların da dikkatini çeker ve inşallah bu zafer, kutlamalarla sınırlı kalmayıp hem öğretim programlarında hem de ders kitaplarında da yerini alır.
Kutu’l Amare zaferinin anılmasını; sınır boylarımız Kızılderili’nin tasviri hesabı derede ki balıkların haline benzemişken alınan bu kararı; uzun bacaklı ve yandaşlarına fitneni, fesadını bu topraklardan uzak tut mealinde bir uyarı olarak da anlamak gerekir. Uçak düşürülmesi olayından sonra gururu incimiş Rusya, bizi Azerbaycan üzerinden Ermenilerle vurmak isterken uzun bacaklı ve yandaşı olan emperyalist güçler de başka bir yerde, başkaca nifak işleriyle meşgul olabilir. Lakin devletimiz öngörüsüz siyaset üretmez. Oyun bitip uzun bacaklılar bu diyarlardan gittiğinde, onların elinde oyuncak olanların da başlarına neler geleceğini de etraflıca hesap etmeleri gerekir.
Bu vesileyle de tüm şehitlerimizin ruhları şad olsun. Rabbim askerlerimizin, polislerimizin bileğine güç, kalplerine Allah korkusu dışında korku vermesin.