Bazı insanlar üstünlük kurmak için, öne geçmek için karşısındakilerin yaptıklarının kusurlu olduğunu ,kendi yaptıklarının hep doğru,  hep güzel olduğunu söylerler. 

Bir nevi mükemmeliyetçi bir tavır ortaya koyarlar. Böylelikle karşısındaki üzerinde psikolojik bir baskı, bir otorite kurmuş olurlar. 

Bu durum sadece iş hayatında değil, aile içerisinde de ,çocukların yanında da karı koca ilişkilerinde de yaşanır. 

Daha sonra bunun adı "dır dır, vır vır, kafa şişirme" olur. Ve karşısındakini canından bezdirir. 

Ama çoğu zaman da ters teper. Yuvaların yıkılmasına, boşanmalara neden olur. 

Böyleleri kendisinde var olan huzursuz  yapıyı, yanındaki herkese aşılamış olur. 

Sanırım bu, bir şekilde  egosunu tatmin etme işidir. 

Hele bir de söyledikleri doğru çıkarsa, zevkten dört köşe olurlar. 

Söze, “zaten ben demiştim” diye başlar; “sonunun böyle olacağını size söylemiştim” diye bitirir. 

Halbuki karşısındaki insanları kusurlar ile baş başa bıraksalar,  yanlış yapa yapa kendileri doğruyu öğrenseler, sanırım daha huzurlu bir ortam oluşur. 

Hatta kusurlu iken, övseler, pof poflasalar," Sen çok daha iyisini yaparsın." diye teşvik etseler , amaçlarına daha iyi ulaşırlar. 

Hele hele çocukluk, gençlik dönemlerini geçirmiş, yaşını başını almış insanların kusurlarını düzelttirmeye çalışmak , deveye hendek attırmak demektir. 

Huzur için zaman zaman üç maymunu oynamakta büyük yarar vardır.  

Huzur arıyorsan, kusur aramıyacaksın. 

Şemsettin CERAN
Eğitimci-Araştırmacı/YAZAR