Bu günlerde halkta bıkkınlık, yılgınlık çıplak gözle görülecek kadar berrak ve net, neler oluyor demeden geçemiyor. İnsanın kısa sürede ne çabuk tükettik her şeyi diyesi geliyor. Pandemi süreci halkı yorduğu doğru ama ekonomik parametrenin kötüye gitmesi halk üzerinde olumsuz etki yaratmış ve gençlerin çoğu yurt dışında yaşama isteğine sebep oluyor. Orta yaş ve yaşlı grubun böyle bir seçeneğinin olmaması zor ekonomik koşullarla savaşması bu yaş grupları üzerinde ruhsal, ussal bir baskı oluşturduğu açık ve net bir şekilde görülmektedir. Ülkemiz de yaşam şartlarının her geçen gün kötüye gitmesi iş olanaklarının sınırlanması halk üzerinde olumsuz etki yaratmakta buda yakınmalara sebep olmaktadır. Bir de kamu kurum ve kuruluşlarda yönetici olarak seçilen makam koltuğu sevdalılarının birleşmesi ile yara daha da derinleşmektedir. Bu olumsuz tablo ülkenin her yerine dağılmış bir vaziyette bundan iki yıl önce sorunları dile getirdiğimizde problemin yerel kaynaklı olduğu buralara neşter atılması gerektiğini dile getirirken maalesef yara kangrene dönüşüp tüm vücuda yayılmış bir vaziyette olduğu görüyoruz. 

Siyasilerin ve bürokratların yanlış sentezi halkın sorunlarını doğru analiz edememesi bekleyen sosyal beklentilerin karşılanmaması ile sorunlar büyüyerek bugüne gelmiş artık içinden çıkılmaz bir hal almıştır. Sorunların zamanında çözülmesi halkın güvenini kazandıracakken ötelenmesi artık güven endeksini yerle bir etmiştir. Referans ile atanan bürokratların yanlış ve egoları ile sorunlar görmezlikten gelinmiş siyasiler bu düşünce ışığında halkı ötelemiştir. Ne yazık ki kendi seçmenine bile sırt döner bir vaziyete gelen iktidar bu kafa karışıklığını bir adım öteye geçirmiş seçkinler üzerinden siyaset yapar bir hale bürünmüşlerdir. Cumhuriyet tarihimizde halktan kopuşların sonuçlarını görmekteyiz. Cumhuriyet Halk Partisinin yıllarca seçkinler üzerinden yaptığı siyaset sonucu yıllardır iktidar yüzü görmemesine sebep oluşu aşikârdır. Uzun süreli iktidarın olumlu tarafları yanında olumsuzlukları da olduğu görülmekte. Belli bir süre sonun da içe kapanma ve aynı kişiler üzerinden siyaset yapma duygusu gelişirken bürokrat seçiminde kast yapıya dönüşü ile halktan kopuşun hızlı bir seyir izlediğini görmekteyiz. En büyük handikap ise kast yapı üzere kuran iktidarın sorunları görmezden gelişidir. Bu süreç onların hızlıca halk nazarın da değer kaybına yol açmıştır. 

Yeni düzen hızla yaklaşırken kamu kurum ve kuruluşlarda ki yıpranma kendini iyiden iyiye belli eder oldu. Liyakatsız yöneticilerin yönlendirmesi ile sorunlar ötelenir olmuş bir vaziyette beklerken sonradan gelen adalet hiçbir işe yaramayacağını çok kısa sürede öğreneceğiz. Özellikle bazı yöneticilerin kendine ekip kurma çalışması altında çıkarlarına uygun kişiler seçmesi ve kendi tabanına zıt bireyler seçmesi iktidarın kan kaybına sebebiyet vermektedir. İktidara gönül veren kesimden uzaklaşılması ile küskünler ordusu oluşmuştur. Yanlış yönlendirme ile siyaset yapmak halk nazarında erimeye sebebiyet vereceği alelade ortadadır. İktidar sarhoşluğu ile her şeyin eskisi gibi olacağını düşünmek artık çaresizliğin kanıtıdır.
 
Artık ülkemiz için yeni bir düzen geleceği apaçık ortada iken yöneticilerin kendi rant ağını kurması halk nazarında deformasyonun ve tiksinmenin başlangıcı olduğu görülmektedir. Sosyal sorunları çözecek ihtiyaçları giderecek bir iktidar arayışı başlamıştır. Halkın feryadına kulak verecek sorunlarını giderecek dürüst bir yapının gelmesi halk nezdinde arzu edilmektedir. Maalesef son üç yıllık dönemde sosyal beklentiler karşılanmamış hatta kendi kitlesinin mağduriyeti göz ardı edilmiş yıllar geçirdik. Ülkemizde göçmen sorunu yaşanırken, göçmenlerin birinci sınıf bir yapıya taşınması artık toplumda infiale yol açmış kanayan yara daha da büyümüştür. Ülkenin ekonomisi halkın refahı yerine göçmenlere harcanmış halk görmezlikten gelinmiştir. Toplum artık genel seçimleri bekler olmuş sorunları çözmeyen iktidarla hesaplaşma vaktini bekler olmuştur. Kendi tabanını bile ötekileştirmiş kendinden uzaklaştırmış bir iktidarın erk’i kaybetmesini izleyeceğiz yakın zamanda. 

Oysaki sosyal beklentiler çözülseydi ve halka hak ettiği değer verilseydi bugünkü deformasyonlar oluşmayacak halk hükümeti ile kucaklaşır bir pozisyonda kalacaktı. Ama öyle bir seçkinler yapısı oluştu ki kendi tabanını bile ötekileştirirken karşısına küskünler ordusu çıkıverdi. İktidarın bu düzenden de vazgeçeceği görünmüyor. Gün geçtikçe küskünler ordusuna binlerce nefer katılırken bu kitlr görmezlikten geliniyor. Bilinen tek gerçek ise toplumun refah içinde olması ama artık o günleri mumla arar olduk. Her kurum da gün geçtikçe kötüye giden bir yönetim anlayışı her yeri sarmakta. Zaman bize her şeyi gösterecektir. Küskünler ordusu zamanı gelince bedeli ne olursa olsun bu gidişe dur diyecek mi zaman gösterecek.

Yasin Erdem