29. Cüz Oku/Dinle - 29. Cüz'ün Arapça ve Türkçe Okunuşu, Meali

29. Cüz; 11 adet sureden oluşup, Kuran-ı Kerim’in 561. sayfası ile 580. sayfaları arasında yer almaktadır. 30 ayetten oluşan Mülk Suresi'nin 1. Ayetinden başlar 30. Ayetinde sona erer. 52 ayetten oluşan Kalem Suresi'nin 1. Ayetinden başlar 52. Ayetinde sona erer. 52 ayetten oluşan Hâkka Suresi'nin 1. Ayetinden başlar 52. Ayetinde sona erer. 44 ayetten oluşan Me’âric Suresi'nin 1. Ayetinden başlar 44. Ayetinde sona erer. 28 ayetten oluşan Nûh Suresi'nin 1. Ayetinden başlar 28. Ayetinde sona erer. 28 ayetten oluşan Cin Suresi'nin 1. Ayetinden başlar 28. Ayetinde sona erer. 20 ayetten oluşan Müzzemmil Suresi'nin 1. Ayetinden başlar 20. Ayetinde sona erer. 56 ayetten oluşan Müddessir Suresi'nin 1. Ayetinden başlar 56. Ayetinde sona erer. 40 ayetten oluşan Kıyâme Suresi'nin 1. Ayetinden başlar 40. Ayetinde sona erer. 31 ayetten oluşan İnsan Suresi'nin 1. Ayetinden başlar 31. Ayetinde sona erer. 50 ayetten oluşan Mürselât Suresi'nin 1. Ayetinden başlar 50. Ayetinde sona erer.

Kur'an-ı Kerim Cüzleri 06.04.2021, 14:07 06.04.2021, 14:06

Mülk Suresi, Kur'an'ın 67. Suresidir. Sure 30 ayetten oluşur. Sure ismini birinci ayetinde geçen "el-Mülk" kelimesinden almıştır. Ayrıca Tebareke, Münciye, Mücadele, Mani'a, Vakiye adlarıyla da anılır. Sure Allah'ın her şeye hakim olduğu her şeye gücünün yettiği ifadesiyle başlar.

Kalem Suresi Kur'an-ı Kerim'in 68. suresi. Sure 52 ayetten oluşur. İkinci iniş sırasına sahip olduğuna inanılmaktadır. Sure ismini birinci ayetteki “kalem” kelimesinden almıştır. Bu sure Alak suresinin vahyen devamıdır. Alak suresinde kısa, öz olarak verilen bazı değinmeler bu surede detaylandırılmıştır. 

Hakka Suresi; Kur'an'ın 69. suresidir. Sure, 52 ayetten oluşur. Mekke devrinin ilk yıllarında indirildiğine inanılan olan Sure ismini hakikat, gerçek anlamına gelen el-Hakka kelimesinden alır.

Me'aric Suresi Kur'an'ın 70. suresidir. Sure 44 ayetten oluşur. Mekke'de indirildiğine inanılan Sure ismini 3. ayette geçen ve merdivenler, çıkılan yerler, yükselme dereceleri anlamına gelen mearic kelimesinden alır.

Nuh suresi, Kur'an'ın 71. suresidir. Sure 28 ayetten oluşur. Kur'an'da Mekke döneminde indirildiğine inanılan sure Nuh peygamberin kavmini doğru yola davetinden ve Nuh tufanından bahsetmesinden dolayı Nuh suresi ismini almıştır. 

Cin Suresi, Mekke’de inmiş ve 28 ayetten oluşmuştur. İniş sırasına göre 40. suredir. Genel olarak cinleri konu edindiği için bu ismi almıştır. Tevhit, öldükten sonra diriliş ve peygamberlik gibi konulardan da söz edilmektedir.

Müzzemmil Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 73. suresi. Sure 20 ayetten oluşur. Mekke'de indirildiğine inanılmaktadır. Sure ismini ilk ayette geçen ve örtünüp bürünen anlamına gelen el-Müzzemmil kelimesinden alır.

Müddessir Suresi Kur'an'ın 74. suresidir. Sure 56 ayetten oluşur. Mekke'de indirildiğine inanılan sure ismini ilk ayette geçen ve örtüsüne bürünen anlamına gelen el-Müddessir kelimesinden alır. Müddessir suresi bazı rivayetlere göre ilk inen surelerden birisidir. Bununla birlikte namazdan bahsetmesi ilginçtir.

Kıyamet Suresi, Kur'an'ın 75. suresidir. Sure 40 ayetten oluşur. Mekke'de Kari'a Suresi'nden sonra indirildiğine inanılan sure ismini ilk ayette geçen ve ölümden sonra dirilme anlamına gelen "kıyame" kelimesinden alır.

İnsan Suresi, Kur'an'ın 76. suresidir. Sure 31 ayetten oluşur. Medine'de indirildiğine inanılan sure ismini birinci âyettinde geçen “insan” kelimesinden almıştır. Surede insanın yaratılışından, inanmayanların durumundan, inananların cennette kavuşacakları nimetlerden bahsedilir.

Mürselat Suresi Kur'an-ı Kerim'in 77. suresi. Sure 50 ayetten oluşur. Mekke'de indirildiğine inanılan sure ismini ilk ayette geçen ve gönderilenler anlamına gelen mürselat kelimesinden alır. Mürselat Suresi'nde kıyamet gününden ve bu günde inkarcılar ile inananların durumlarından bahsedilir. 

Mülk Sûresi

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla

Hükümranlık elinde olan Allah, yücedir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

﴾1﴿ O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.

﴾2﴿ O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahmân'ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Bir kere daha bak! Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun?

﴾3﴿ Sonra tekrar tekrar bak; bakışların (aradığı çatlak ve düzensizliği bulamayıp) âciz ve bitkin halde sana dönecektir.

﴾4﴿ Andolsun biz, en yakın göğü kandillerle donattık. Onları şeytanlara atılan taşlar yaptık ve (ahirette de) onlara alevli ateş azabını hazırladık.

﴾5﴿ Rablerini inkar edenler için cehennem azabı vardır. Ne kötü varılacak yerdir orası!

﴾6﴿ Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı korkunç uğultuyu işitirler.

﴾7﴿ Neredeyse cehennem öfkeden çatlayacaktır! Oraya her bir topluluk atıldıkça oranın bekçileri onlara, "Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?" diye sorarlar.

﴾8﴿ Onlar da şöyle derler: "Evet, bize bir uyarıcı gelmişti. Fakat biz onu yalanlamış ve ‘Allah hiçbir şey indirmemiştir. Siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz' demiştik."

﴾9﴿ Yine şöyle derler: "Eğer kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şu alevli ateştekilerden olmazdık."

﴾10﴿ İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Artık alevli ateştekiler Allah'ın rahmetinden uzak olsun!

﴾11﴿ Görmedikleri halde Rablerinden korkanlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır.

﴾12﴿ Sözünüzü gizleyin, yahut onu açığa vurun; (fark etmez). Şüphesiz Allah, sinelerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir.

﴾13﴿ Yaratan bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.

﴾14﴿ O, yeryüzünü sizin ayaklarınızın altına serendir. Haydi onun üzerinde yürüyün ve Allah'ın rızkından yiyin. Dönüş ancak onadır.

﴾15﴿ Göktekinin sizi yere geçirivermeyeceğinden emin mi oldunuz? (O zaman) bir de bakarsınız yer yüzü şiddetle çalkalanıyor.

﴾16﴿ Yahut göktekinin, üzerinize taş yağdıran rüzgar göndermeyeceğinden mi emin oldunuz? O zaman, uyarım nasılmış bileceksiniz!

﴾17﴿ Andolsun, onlardan öncekiler de yalanlamıştı. Beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu!?

﴾18﴿ Üstlerinde kanat çırparak uçan kuşlara bakmazlar mı? Onları (havada) ancak Rahmân tutuyor. Şüphesiz O her şeyi hakkıyla görendir.

﴾19﴿ Yahut Rahmân'dan başka size yardım edecek şu ordunuz (taraftarlarınız) kimlerdir? İnkarcılar ancak bir aldanış içindedirler.

﴾20﴿ Peki, Allah rızkını keserse, kimdir size rızık verecek olan? Hayır, onlar azgınlık ve nefretle direnip durdular.

﴾21﴿ Şimdi, yüzüstü kapanarak düşe kalka yürüyen mi daha doğru gider, yoksa dosdoğru bir yolda dimdik yürüyen mi?

﴾22﴿ De ki: "O, sizi yaratan ve size kulaklar, gözler ve kalpler verendir. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!"

﴾23﴿ De ki: "O, Sizi yeryüzünde yaratıp çoğaltandır. Ancak onun huzurunda toplanacaksınız."

﴾24﴿ "Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.

﴾25﴿ De ki: "O bilgi, ancak Allah katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım."

﴾26﴿ Onu (azabı) yakından gördükleri zaman inkar edenlerin yüzleri kötüleşir ve onlara, "İşte bu, (alaylı bir biçimde) isteyip durduğunuz şeydir" denir.

﴾27﴿ De ki: "Söyleyin bakalım: Diyelim ki Allah beni ve beraberimdekileri helak etti, yahut bize acıdı. Peki, ya inkarcıları elem dolu bir azaptan kim koruyacak?"

﴾28﴿ De ki: "O, Rahmân'dır. O'na iman ettik, yalnızca ona tevekkül ettik. Siz, kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında öğreneceksiniz!"

﴾29﴿ De ki: "Söyleyin bakalım: Suyunuz çekiliverse, size kim temiz bir akar su getirir?" ﴾30﴿

Kalem Sûresi

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla

Nûn. (Ey Muhammed) Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde, bir deli değilsin.

﴾1-2﴿ Şüphesiz sana tükenmez bir mükâfat vardır.

﴾3﴿ Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.

﴾4﴿ Hanginizin deli olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.

﴾5-6﴿ Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi daha iyi bilir. O, hidayete erenleri de daha iyi bilir.

﴾7﴿ O halde yalanlayanlara boyun eğme.

﴾8﴿ İstediler ki, yumuşak davranasın, böylece onlar da yumuşak davransınlar.

﴾9﴿ Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.

﴾10-14﴿ Âyetlerimiz kendisine okunduğu zaman, "Öncekilerin masalları!" der.

﴾15﴿ Yakında biz onun burnunu damgalayacağız.

﴾16﴿ Şüphesiz biz, vaktiyle "bahçe sahipleri"ne belâ verdiğimiz gibi, onlara (Mekkeli inkarcılara) da belâ verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden (fakirler gelmeden) bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi.

﴾17﴿ (Bunu tasarlarken) istisna da yapmıyorlardı. ("İnşaallah" demiyorlardı.)

﴾18﴿ Nihayet onlar uykuda iken Rabbinden bir afet (ateş) bahçeyi sardı.

﴾19﴿ Böylece bahçe, (anızı) yakılmış toprağa döndü.

﴾20﴿ Derken, sabahleyin birbirlerine, "Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin" diye seslendiler.

﴾21-22﴿ Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.

﴾23-24﴿ (Yoksullara yardım etmeğe) güçleri yettiği halde (böyle söyleyerek) erkenden yola çıktılar.

﴾25﴿ Fakat bahçeyi o halde gördüklerinde, "Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!" dediler.

﴾26﴿ (Gerçeği anlayınca da), "Hayır, meğer biz mahrum bırakılmışız!" dediler.

﴾27﴿ Onların en akl-ı selim sahibi olanı, "Ben size ‘Rabbinizi tespih etseydiniz ya! dememiş miydim?" dedi.

﴾28﴿ Onlar, "Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz" dediler.

﴾29﴿ Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.

﴾30﴿ Şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz!"

﴾31﴿ "Umulur ki, Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz artık Rabbimizi arzulayanlarız."

﴾32﴿ İşte böyledir azap! Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür; ah bir bilselerdi!

﴾33﴿ Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında Naîm cennetleri vardır.

﴾34﴿ Biz müslümanları suçlular gibi kılar mıyız?

﴾35﴿ Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?

﴾36﴿ Yoksa size ait bir kitabınız var da (bu batıl hükümleri) ondan mı okuyorsunuz?

﴾37﴿ Onda, "Seçip beğendiğiniz her şey mutlaka sizindir" (diye mi yazılı?)

﴾38﴿ Yahut bizden, her ne hükmederseniz mutlaka öyle olacağına dair Kıyamete kadar sürecek kesin sözler mi aldınız?

﴾39﴿ Sor onlara: "Onların hangisi bu (iddianın doğruluğu)na kefildir?"

﴾40﴿ Yoksa onların ortakları mı var? Doğru söyleyenler iseler, haydi getirsinler ortaklarını!

﴾41﴿ bu meal diğer sayfada verilmiştir.

﴾42-43﴿ Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kâfirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir halde buna güç yetiremeyecekleri günü (Kıyamet gününü) düşün. Halbuki onlar sağlıklarında secde etmeye çağrılıyorlar(ve buna yanaşmıyorlar)dı.

﴾42-43﴿ (Ey Muhammed!) Bu sözü (Kur'an'ı) yalanlayanlarla beni başbaşa bırak. Biz onları bilemeyecekleri biçimde adım adım helaka yaklaştıracağız.

﴾44﴿ Onlara mühlet veriyorum. Şüphesiz benim tuzağım sağlamdır.

﴾45﴿ Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar bu yüzden ağır bir borç yükü altına mı girmişlerdir?

﴾46﴿ Yahut gayb (levh-i mahfuz) kendi yanlarında da onlar mı (bundan aktarıp) yazıyorlar?

﴾47﴿ Sen, Rabbinin hükmüne sabret. Balık sahibi (Yûnus) gibi olma. Hani o, (balığın karnında) kederli bir halde Rabbine yakarmıştı.

﴾48﴿ Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka kınanmış bir halde ıssız bir yere atılacaktı.

﴾49﴿ (Fakat böyle olmadı.) Rabbi onu (peygamber olarak) seçti ve salih kimselerden kıldı.

﴾50﴿ Şüphesiz inkar edenler Zikr'i (Kur'-an'ı) duydukları zaman neredeyse seni gözleriyle devirecekler. (Senin için,) "Hiç şüphe yok o bir delidir" diyorlar.

﴾51﴿ Halbuki o (Kur'an), âlemler için ancak bir öğüttür. ﴾52﴿

Hâkka Sûresi

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla

Gerçekleşecek olan kıyamet!

﴾1﴿ Nedir o gerçekleşecek olan kıyamet?

﴾2﴿ Gerçekleşecek olan kıyametin ne olduğunu sen ne bileceksin?

﴾3﴿ Semûd ve Âd kavimleri, yüreklerini hoplatacak olan büyük felaketi (Kıyameti) yalanladılar.

﴾4﴿ Semûd kavmi korkunç bir sarsıntı ile helâk edildi.

﴾5﴿ Âd kavmine gelince onlar da uğultulu ve dondurucu şiddetli bir rüzgarla helak edildi.

﴾6﴿ Allah onu kesintisiz olarak yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş halde görürdün.

﴾7﴿ Şimdi onlardan geri kalan bir şey görüyor musun?

﴾8﴿ Firavun, ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler (halkı olan Lût kavmi) hep o suçu işlediler.

﴾9﴿ Öyle ki Rablerinin elçilerine karşı geldiler. Bunun üzerine Allah da onları gittikçe artan bir azap ile yakaladı.

﴾10﴿ Şüphesiz, (Nûh zamanında) su bastığı vakit, sizi gemide biz taşıdık ki, bu olayı sizin için bir uyarı yapalım ve belleyecek kulaklar da onu bellesin.

﴾11-12﴿ Sûr'a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş(kıyamet kopmuş)tur.

﴾13-15﴿ Gök de yarılmış ve artık o gün o da çökmeye yüz tutmuştur.

﴾16﴿ Melekler onun kıyılarındadır. O gün Rabbinin arşını, bunların da üstünde sekiz taşıyıcı taşır.

﴾17﴿ O gün (hesap için Allah'a) arz olunursunuz. Hiçbir sırrınız gizli kalmaz.

﴾18﴿ İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: "Gelin, kitabımı okuyun!"

﴾19﴿ "Çünkü ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum."

﴾20﴿ Artık o, hoşnut bir hayat içindedir.

﴾21﴿ Yüksek bir cennettedir.

﴾22﴿ Onun meyveleri sarkar (kolaylıkla devşirilebilir).

﴾23﴿ (Onlara şöyle denir:) "Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık, afiyetle yiyin, için."

﴾24﴿ Kitabı kendisine sol tarafından verilen ise şöyle der: "Keşke kitabım bana verilmeseydi."

﴾25﴿ "Hesabımın ne olduğunu da bilmeseydim."

﴾26﴿ "Keşke ölüm her şeyi bitirseydi."

﴾27﴿ "Malım bana hiçbir yarar sağlamadı."

﴾28﴿ "Saltanatım da yok olup gitti."

﴾29﴿ (Allah şöyle der:) "Onu yakalayıp bağlayın."

﴾30﴿ "Sonra onu cehenneme atın."

﴾31﴿ "Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu."

﴾32﴿ "Çünkü o, azamet sahibi Allah'a iman etmiyordu."

﴾33﴿ "Yoksulu doyurmaya teşvik etmiyordu."

﴾34﴿ "Bu sebeple, bugün burada onun samimi bir dostu yoktur."

﴾35﴿ "Kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur."

﴾36﴿ "Onu günahkârlardan başkası yemez."

﴾37﴿ Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur'an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin (Allah'dan alıp tebliğ ettiği) sözüdür.

﴾38-40﴿ O, bir şâirin sözü değildir. Ne de az inanıyorsunuz!

﴾41﴿ Bir kâhinin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz!

﴾42﴿ O, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmedir.

﴾43﴿ Eğer (Peygamber) bize isnat ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı mutlaka onu kudretimizle yakalardık.

﴾44-45﴿ Sonra da onun şah damarını mutlaka keserdik.

﴾46﴿ Hiçbiriniz de bu cezayı engelleyip ondan savamazdı.

﴾47﴿ Şüphesiz Kur'an Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür.

﴾48﴿ Şüphesiz biz, içinizden yalanlayanların olduğunu elbette biliyoruz.

﴾49﴿ Şüphesiz Kur'an, kâfirler için mutlaka bir pişmanlık sebebidir. ﴾50﴿ Şüphesiz Kur'an gerçek kesin bilgidir. ﴾51﴿ O halde sen, yüce Rabbinin adıyla tespih et. ﴾52﴿

Meâric Sûresi

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla

Soran birisi, yükselme yollarının sahibi Allah tarafından kâfirlere kesinlikle inecek olan ve hiç kimsenin uzaklaştıramayacağı azabı sordu.

﴾1-3﴿ Melekler ve Ruh (Cebrail) ona süresi elli bin yıl olan bir günde yükselir.

﴾4﴿ (Ey Muhammed!) Sen güzel bir şekilde sabret.

﴾5﴿ Şüphesiz onlar o azabı uzak görüyorlar.

﴾6﴿ Biz ise onu yakın görüyoruz.

﴾7﴿ Göğün, erimiş maden gibi ve dağların atılmış renkli yün gibi olacağı günü hatırla.

﴾8-9﴿ (O gün) hiçbir samimi dost, dostunu sormaz.

﴾10﴿ Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.

﴾11-14﴿ Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz, cehennem derileri kavurup çıkaran alevli ateştir.

﴾15-16﴿ O, (hakka) arka döneni ve (imandan) yüz çevireni; servet toplayıp yığanı kendine çağırır.

﴾17-18﴿ Şüphesiz insan çok hırslı ve sabırsız olarak yaratılmıştır.

﴾19﴿ Kendisine kötülük dokunduğu zaman sızlanır.

﴾20﴿ Ona bir hayır dokunduğunda da eli sıkıdır.

﴾21﴿ Ancak, namaz kılanlar başka.

﴾22﴿ Onlar, namazlarına devam eden kimselerdir.

﴾23﴿ Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir.

﴾24-25﴿ Onlar ceza gününü tasdik eden kimselerdir.

﴾26﴿ Onlar, Rablerinin azabından korkan kimselerdir.

﴾27﴿ Çünkü, Rablerinin azabından emin olunamaz.

﴾28﴿ Onlar, mahrem yerlerini koruyan kimselerdir.

﴾29﴿ Ancak eşleri, yahut sahip oldukları cariyeleri başka. Çünkü onlar (eşleri ve cariyeleri ile olan ilişkileri konusunda) kınanmazlar.

﴾30﴿ Kim bunun ötesini isterse, işte onlar sınırı aşan kimselerdir.

﴾31﴿ Onlar, emanetlerini ve verdikleri sözü gözeten kimselerdir.

﴾32﴿ Onlar, şahitliklerini dosdoğru yapan kimselerdir.

﴾33﴿ Onlar namazlarını titizlikle koruyan kimselerdir.

﴾34﴿ İşte onlar cennetlerde ikram göreceklerdir.

﴾35﴿ Şimdi, inkar edenlere ne oluyor ki, boyunlarını uzatarak (alay etmek için) sağdan soldan gruplar halinde sana doğru koşuyorlar?

﴾36-37﴿ Onlardan her biri Naîm Cennetine sokulacağını mı umuyor?

﴾38﴿ Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz biz onları kendilerinin de bildikleri şeyden (meniden) yarattık.

﴾39﴿ Doğuların ve Batıların Rabbine yemin ederim ki, şüphesiz onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter. Bizim önümüze geçilemez.

﴾40-41﴿ Sen onları bırak, uyarıldıkları günlerine kavuşuncaya kadar batıl inançlarına dalsınlar ve oynasınlar.

﴾42﴿ Dikili putlara akın akın gidercesine, gözleri inmiş, kendilerini zillet kaplamış bir halde mezarlarından süratle çıkacakları o günü hatırla! İşte o, uyarıldıkları gündür. ﴾43-44﴿

Nûh Sûresi

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla

Şüphesiz biz Nûh'u, kavmine, "Kendilerine elem dolu bir azap gelmeden önce kavmini uyar" diye peygamber olarak gönderdik.

﴾1﴿ Nûh şöyle dedi: "Ey kavmim! Şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."

﴾2﴿ "Allah'a ibadet edin. Ona karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz."

﴾3-4﴿ Nûh şöyle dedi: "Ey Rabbim! Gerçekten ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim."

﴾5﴿ "Fakat benim davetim ancak onların kaçışını artırdı."

﴾6﴿ "Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta direndiler ve büyük bir kibir gösterdiler."

﴾7﴿ "Sonra ben onları açık açık davet ettim".

﴾8﴿ "Sonra, onlarla hem açıktan açığa, hem de gizli gizli konuştum."

﴾9﴿ "Dedim ki: ‘Rabbinizden bağışlama dileyin; çünkü o çok bağışlayıcıdır.'

﴾10﴿ ‘(Bağışlama dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin.'

﴾11﴿ ‘Sizi mallarla, oğullarla desteklesin ve sizin için bahçeler var etsin, sizin için ırmaklar var etsin.'

﴾12﴿ ‘Size ne oluyor da Allah için bir vakar (saygınlık, büyüklük) ummuyorsunuz?'

﴾13﴿ ‘Halbuki, o sizi evrelerden geçirerek yaratmıştır.'

﴾14﴿ ‘Görmediniz mi Allah yedi göğü, tabaka tabaka nasıl yaratmıştır?'

﴾15﴿ ‘Onların içinde nasıl ayı, bir ışık, güneşi de bir kandil yapmıştır?'

﴾16﴿ ‘Allah, sizi (babanız Adem'i) yerden (bitki bitirir gibi) bitirdi (yarattı.)'

﴾17﴿ ‘Sonra sizi yine oraya döndürecek ve kesinlikle sizi (yeniden) çıkaracaktır.'

﴾18﴿ ‘Allah yeryüzünü sizin için bir sergi yapmıştır ki, oradaki geniş yollarda yürüyesiniz.' "

﴾19-20﴿ Nûh dedi ki: "Rabbim! Gerçekten onlar bana karşı geldiler, malı ve çocuğu ancak kendi hüsranını artıran kimselere uydular."

﴾21﴿ "Bunlar da, çok büyük bir tuzak kurdular."

﴾22﴿ "Şöyle dediler: ‘Sakın ilâhlarınızı bırakmayın. Hele hele Vedd'i, Süvâ'ı, Yeğus'u, Ye'ûk'u ve Nesr'i hiç bırakmayın."

﴾23﴿ "Onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin sadece sapıklıklarını artır."

﴾24﴿ Hataları (küfür ve isyanları) yüzünden suda boğuldular ve cehenneme sokuldular da kendileri için Allah'tan başka yardımcılar bulamadılar.

﴾25﴿ Nûh şöyle dedi: "Ey Rabbim! Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!"

﴾26﴿ "Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını saptırırlar; sadece ahlâksız ve kafir kimseler yetiştirirler."

﴾27﴿ "Rabbim! Beni, ana babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlerin de ancak helâkini arttır." ﴾28﴿

Cin Sûresi

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla

(Ey Muhammed!) De ki: "Bana cinlerden bir topluluğun (Kur'an'ı) dinleyip şöyle dedikleri vahyedildi: "Şüphesiz biz doğruya ileten hayranlık verici bir Kur'an dinledik de ona inandık. Artık Rabbimize hiç kimseyi asla ortak koşmayacağız."

﴾1-2﴿ "Doğrusu Rabbimizin şanı çok yücedir; ne bir eş edinmiştir, ne de bir çocuk."

﴾3﴿ "Demek bizim beyinsiz olanımız Allah hakkında doğruluktan uzak sözler söylüyormuş."

﴾4﴿ "Şüphesiz biz, insanların ve cinlerin Allah hakkında asla yalan söylemeyeceklerini sanıyorduk."

﴾5﴿ "Doğrusu insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazılarına sığınırlardı da, cinler onların taşkınlıklarını artırırlardı."

﴾6﴿ "Gerçekten onlar da, sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi öldükten sonra tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı."

﴾7﴿ "Kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk."

﴾8﴿ "Halbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur."

﴾9﴿ "Hakikaten biz bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü istendi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?"

﴾10﴿ "Doğrusu içimizde salih olanlar da var, olmayanlar da. Ayrı ayrı yollar tutmuşuz."

﴾11﴿ "Muhakkak ki biz Allah'ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı, kaçarak da onu aciz bırakamayacağımızı anladık."

﴾12﴿ "Gerçekten biz hidayet rehberini (Kur'an'ı) işitince ona inandık. Kim Rabbine inanırsa, artık ne hakkının eksik verilmesinden, ne de haksızlığa uğramaktan korkar."

﴾13﴿ "Kuşkusuz içimizde müslüman olanlar da var, hak yoldan sapanlar da var. Kim müslüman olursa, işte onlar doğruyu arayıp bulmuşlardır."

﴾14﴿ "Hak yoldan sapanlara gelince, onlar cehenneme odun olmuşlardır."

﴾15﴿ Yine de ki: "Bana şöyle de vahyedildi: ‘Eğer yolda dosdoğru olurlarsa mutlaka onlara bol yağmur yağdırırız ki bununla onları imtihan edelim. Kim Rabbinin zikrinden (Kur'an'dan) yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe yükselen bir azaba sokar."

﴾16-17﴿ "Şüphesiz mescitler, Allah'ındır. O halde, Allah ile birlikte hiç kimseye kulluk etmeyin.

﴾18﴿ "Allah'ın kulu (Muhammed), O'na ibadet etmek için kalktığında cinler nerede ise (Kur'an'ı dinlemek için kalabalıktan) onun etrafında birbirlerine geçiyorlardı."

﴾19﴿ De ki: "Şüphesiz ben ancak Rabbime ibadet ederim ve O'na hiç kimseyi ortak koşmam."

﴾20﴿ De ki: "Şüphesiz ben, size ne zarar verebilir ne de fayda sağlayabilirim."

﴾21﴿ De ki: "Gerçekten beni Allah'a karşı hiç kimse asla koruyamaz ve yine asla O'ndan başka sığınacak kimse de bulamam."

﴾22﴿ "Ancak Allah'tan gelenleri tebliğ edebilirim ve O'nun vahiylerini açıklayabilirim. Kim Allah'a ve Resülüne karşı gelirse, şüphesiz onlar için, içinde ebedi kalacakları cehennem ateşi vardır."

﴾23﴿ Nihayet uyarıldıkları şeyi gördüklerinde kimin yardımcısı daha zayıf, kimin sayısı daha azmış, bilecekler.

﴾24﴿ De ki: "Sizin uyarıldığınız şey yakın mıdır, yoksa Rabbim ona uzun bir süre mi koyacaktır, bilemem."

﴾25﴿ O gaybı bilendir. Hiç kimseye gaybını bildirmez. ﴾26﴿ Ancak seçtiği resüller başka. (Onlara bildirir.) Fakat O, Resülün önünde ve arkasında gözetleyici (melek)ler yürütür ki resüllerin, Rablerinin vahiylerini tebliğ ettiklerini bilsin. Allah onların her halini kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıp dökmüştür. ﴾27-28﴿

Müzzemmil Sûresi

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla

Ey örtünüp bürünen (Peygamber)!

﴾1﴿ Kalk, birazı hariç olmak üzere geceyi; yarısını ibadetle geçir. Yahut bundan biraz eksilt.

﴾2-3﴿ Yahut buna biraz ekle. Kur'an'ı ağır ağır, tane tane oku.

﴾4﴿ Şüphesiz biz sana (sorumluluğu) ağır bir söz vahy edeceğiz.

﴾5﴿ Şüphesiz gece ibadetinin etkisi daha fazla, (bu ibadetteki) sözler (Kur'an ve dua okuyuşlar) ise daha düzgün ve açıktır.

﴾6﴿ Çünkü gündüzün sana uzun bir meşguliyet vardır.

﴾7﴿ Rabbinin adını an ve bütün benliğinle O'na yönel.

﴾8﴿ O, doğunun da batının da Rabbidir. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Öyle ise onu vekil edin.

﴾9﴿ Onların söylediklerine sabret ve onlardan güzellikle ayrıl.

﴾10﴿ Nimet içinde yüzen o yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.

﴾11﴿ Çünkü bizim yanımızda (kâfirler için) bukağılar vardır, cehennem vardır, boğazdan zor geçen yiyecekler vardır ve elem dolu bir azap vardır.

﴾12-13﴿ Yerin ve dağların sarsılacağı ve dağların akıp giden kum yığını olacağı günü (kıyameti) hatırla.

﴾14﴿ (Ey Mekkeliler!) Şüphesiz biz size üzerinize şahitlik edecek bir peygamber gönderdik. Nitekim, Firavun'a da bir peygamber göndermiştik.

﴾15﴿ Ama Firavun o peygambere isyan etti, biz de onu ağır ve çetin bir şekilde yakalayıverdik.

﴾16﴿ Hal böyle iken inkar ederseniz, çocukları ak saçlı ihtiyarlara çevirecek olan bir günden (kıyametten) nasıl korunursunuz?

﴾17﴿ O günle gök (bile) yarılır, Allah'ın vadi gerçekleşir.

﴾18﴿ Şüphesiz bunlar bir öğüttür. Kim dilerse Rabbine ulaştıran bir yol tutar.

﴾19﴿ (Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde bulunanlardan bir topluluk da böyle yapıyor. Allah gece ve gündüzü düzenleyip takdir eder. Sizin buna (gecenin tümünde yahut çoğunda ibadete) gücünüzün yetmeyeceğini bildi de sizi bağışladı (yükünüzü hafifletti.) Artık Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Allah, içinizde hastaların bulunacağını, bir kısmınızın Allah'ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacağını, diğer bir kısmınızın ise Allah yolunda çarpışacağını bilmektedir. O halde, Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Allah'a güzel bir borç verin. Kendiniz için önceden ne iyilik gönderirseniz onu Allah katında daha üstün bir iyilik ve daha büyük mükafat olarak bulursunuz. Allah'tan bağışlama dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. ﴾20﴿

Müddessir Sûresi

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla

Ey örtünüp bürünen (Peygamber!)

﴾1﴿ Kalk da uyar.

﴾2﴿ Rabbini yücelt.

﴾3﴿ Nefsini arındır.

﴾4﴿ Şirkten uzak dur.

﴾5﴿ İyiliği, daha fazlasını bekleyerek (bir kazanç elde etmek için) yapma. ﴾6﴿ Rabbinin rızasına ermek için sabret.

﴾7﴿ Sûr'a üfürüldüğü zaman var ya; işte o gün çetin bir gündür.

﴾8-9﴿ Kâfirler için hiç kolay değildir.

﴾10﴿ Beni, yarattığım kişiyle başbaşa bırak.

﴾11﴿ Ona bol mal ve gözü önünde duran oğullar verdim.

﴾12-13﴿ Kendisine alabildiğine imkanlar sağladım.

﴾14﴿ Sonra da o hırsla daha da artırmamı umar.

﴾15﴿ Hayır, umduğu gibi olmayacak. Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı inatçıdır.

﴾16﴿ Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.

﴾17﴿ Çünkü o, düşündü taşındı, ölçtü biçti.

﴾18﴿ Kahrolası nasıl da ölçtü biçti!

﴾19﴿ Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti!

﴾20﴿ Sonra (Kur'an hakkında) derin derin düşündü.

﴾21﴿ Sonra yüzünü ekşitti, kaşlarını çattı.

﴾22﴿ Sonra arkasını döndü ve büyüklük taslayıp şöyle dedi: "Bu ancak nakledilegelen bir sihirdir."

﴾23-24﴿ "Bu, ancak insan sözüdür."

﴾25﴿ Ben onu "Sekar"a (cehenneme) sokacağım.

﴾26﴿ Sekar'ın ne olduğunu sen ne bileceksin?

﴾27﴿ Geride bir şey koymaz, bırakmaz.

﴾28﴿ Derileri kavurur.

﴾29﴿ Üzerinde on dokuz (görevli melek) vardır.

﴾30﴿ Biz, cehennemin görevlilerini ancak meleklerden kıldık. Onların sayısını inkar edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki kendilerine kitap verilenler kesin olarak bilsinler, iman edenlerin imanı artsın, kendilerine kitap verilenler ve mü'minler şüpheye düşmesin, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ile kâfirler, "Allah örnek olarak bununla neyi anlatmak istedi" desinler. İşte böyle. Allah dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlar için ancak bir uyarıdır.

﴾31﴿ Hayır, (öğüt almazlar.) Aya, çekilip gittiğinde geceye, aydınlandığında sabaha andolsun ki o (cehennem) insan için; içinizden ileri geçmek yahut geri kalmak isteyenler için uyarıcı olarak elbette en büyük bir şeydir.

﴾32-37﴿ Herkes kazandığına karşılık bir rehindir.

﴾38﴿ Ancak ahiret mutluluğuna eren kimseler başka.

﴾39﴿ Onlar cennetlerdedirler. Birbirlerine suçlular hakkında sorular sorarlar ve dönüp onlara şöyle derler: "Sizi Sekar'a (cehenneme) ne soktu?"

﴾40-42﴿ Onlar şöyle derler: "Biz namaz kılanlardan değildik."

﴾43﴿ "Yoksula yedirmezdik."

﴾44﴿ "Bâtıla dalanlarla birlikte biz de dalardık."

﴾45﴿ "Ceza gününü de yalanlıyorduk."

﴾46﴿ "Nihayet ölüm bize gelip çattı."

﴾47﴿ Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.

﴾48﴿ Böyle iken onlara ne oluyor da, öğütten yüz çeviriyorlar?

﴾49﴿ Onlar sanki arslandan kaçan yaban eşekleridirler.

﴾50-51﴿ Hatta onlardan her bir kişi, kendisine açılmış sahifeler verilmesini istiyor.

﴾52﴿ Hayır, hayır! Onlar ahiretten korkmuyorlar.

﴾53﴿ Hayır, düşündükleri gibi değil! Şüphesiz bu (Kur'an) bir uyarıdır.

﴾54﴿ Artık kim dilerse ondan öğüt alır.

﴾55﴿ Bununla beraber, Allah dilemedikçe öğüt alamazlar. O takvaya (kendisine karşı gelmekten sakınılmaya) ehil olandır, bağışlamaya ehil olandır. ﴾56﴿

Kıyâmet Sûresi

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla

Kıyamet gününe yemin ederim.

﴾1﴿ (Kusurlarından dolayı kendini) kınayan nefse de yemin ederim (ki diriltilip hesaba çekileceksiniz).

﴾2﴿ İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanır?

﴾3﴿ Evet bizim, onun parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter.

﴾4﴿ Fakat insan önünü (geleceğini, kıyameti) yalanlamak ister.

﴾5﴿ "O kıyamet günü ne zaman?" diye sorar.

﴾6﴿ Gözler kamaştığı, ay karanlığa gömüldüğü, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, o gün insan "kaçış nereye?" diyecektir.

﴾7-10﴿ Hayır, hiçbir sığınacak yer yoktur.

﴾11﴿ O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur.

﴾12﴿ O gün insana, yapıp önden gönderdiği ve yapmayıp geri bıraktığı şeyler haber verilir.

﴾13﴿ Hatta, mazeretlerini ortaya koysa da, o gün insan kendi aleyhine şahittir.

﴾14-15﴿ (Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.

﴾16﴿ Şüphesiz onu toplamak ve okumak bize aittir.

﴾17﴿ O halde, biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna uy.

﴾18﴿ Sonra onu açıklamak da bize aittir.

﴾19﴿ Hayır! Siz dünyayı seviyorsunuz ve ahireti bırakıyorsunuz.

﴾20-21﴿ O gün bir takım yüzler aydındır.

﴾22﴿ Rablerine bakarlar.

﴾23﴿ O gün bir takım yüzler de asıktır.

﴾24﴿ Bel kemiklerini kıran bir felakete uğratılacaklarını anlarlar.

﴾25﴿ Hayır, can boğaza dayandığı, "Kimdir (bunu) iyi edecek?" dendiği, (ölmek üzere olanın da) bunun ayrılış olduğunu bildiği, bacakların birbirine dolandığı zaman, işte o gün sevkediliş Rabbinedir.

﴾26-30﴿ O, (Peygamberi) doğrulamamış, namaz da kılmamıştı.

﴾31﴿ Fakat yalanlamış ve yüz çevirmişti.

﴾32﴿ Sonra da kasıla kasıla ailesine gitmişti.

﴾33﴿ "Bu azap sana layıktır, layık! Evet, layıktır sana, layık!" denecektir.

﴾34-35﴿ İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder.

﴾36﴿ O dökülen meniden ibaret az bir su değil miydi?

﴾37﴿ Sonra bu, bir "alaka" oldu. Derken Allah onu yaratıp güzelce şekillendirdi.

﴾38﴿ Nihayet ondan da erkek ve dişi iki eşi var etti.

﴾39﴿ Şimdi, bunları yapan Allah'ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi? ﴾40﴿

İnsân Sûresi

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla

İnsan (henüz) anılır bir şey değilken (yaratılmamışken) üzerinden uzunca bir zaman geçti.

﴾1﴿ Şüphesiz biz insanı, karışım halindeki az bir sudan (meniden) yarattık ve onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu işitir ve görür kıldık.

﴾2﴿ Şüphesiz biz onu (ömür boyu yürüyeceği) yola koyduk. O bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek kateder.

﴾3﴿ Şüphesiz biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık.

﴾4﴿ İyiler ise, katkısı kâfur olan içecekler dolu bir kadehten içerler.

﴾5﴿ Bir pınar ki Allah'ın kulları ondan içer, onu (istedikleri şekilde) fışkırtıp akıtırlar.

﴾6﴿ O kullar adaklarını yerine getirirler. Kötülüğü her yanı kuşatmış bir günden korkarlar.

﴾7﴿ Onlar, seve seve yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler.

﴾8﴿ (Yedirdikleri kimselere şöyle derler:) "Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz."

﴾9﴿ "Çünkü biz, asık suratlı, çetin bir günden (o günün azabından dolayı) Rabbimizden korkarız."

﴾10﴿ Allah da onları o günün kötülüğünden korur ve yüzlerine bir aydınlık ve içlerine bir sevinç verir.

﴾11﴿ Sabretmelerine karşılık da onları cennet ve ipek(ten giysiler) ile mükafatlandırır.

﴾12﴿ Orada koltuklar üzerine kurulmuş olarak bulunurlar. Orada ne güneş (yakıcı sıcak) görürler, ne de dondurucu soğuk.

﴾13﴿ Üzerlerine cennetin gölgeleri sarkmış, cennetin meyveleri (kolayca alınacak şekilde) yakınlaştırılarak hazırlanmıştır.

﴾14﴿ Etraflarında gümüş kaplar, şeffaf kadehler dolaştırılır.

﴾15﴿ Gümüşten billur kaplar ki, onları (ihtiyaca göre) ölçüp düzenlemişlerdir.

﴾16﴿ Orada kendilerine, katkısı zencefil olan içecekle dolu bir kâseden içirilir.

﴾17﴿ Orada bir pınar ki ona "selsebil" adı verilir.

﴾18﴿ Çevrelerinde, gördüğünde saçılmış inciler sanacağın, hep aynı gençlik ve güzellikte kalacak hizmetçiler dolaşır.

﴾19﴿ Orada, görünce (sonsuz)nimetler ve büyük bir mülk (hükümranlık) görürsün.

﴾20﴿ Üstlerinde ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler vardır. Gümüş bileziklerle süsleneceklerdir. Rableri onlara tertemiz bir içecek içirecektir.

﴾21﴿ Onlara şöyle denecektir: "Şüphesiz bu sizin için bir mükâfattır. Çalışma ve çabanız makbul görülmüştür."

﴾22﴿ Şüphe yok ki, Kur'an'ı sana elbette biz indirdik biz.

﴾23﴿ O halde, Rabbinin hükmüne sabret. Onlardan hiçbir günahkâra ve hiçbir nanköre itaat etme.

﴾24﴿ Sabah akşam Rabbinin adını an.

﴾25﴿
Gecenin bir kısmında ona secde et; geceleyin de onu uzun uzadıya tespih et.

﴾26﴿ Şunlar (inanmayanlar) dünyayı tercih ediyorlar ve çetin bir günü arkalarına atıyorlar.

﴾27﴿ Onları biz yarattık ve eklemlerini (birbirine) biz bağladık. Dilediğimizde (onları yok eder) yerlerine benzerlerini getiririz.

﴾28﴿ İşte bu bir öğüttür. Dileyen, Rabbine ulaştıran bir yol tutar.

﴾29﴿ Allah'ın dilemesi olmadıkça siz dileyemezsiniz. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

﴾30﴿ O, dilediği kimseyi rahmetine sokar. Zalimlere ise elem dolu bir azap hazırlamıştır. ﴾31﴿

Mürselât Sûresi

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla

Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.

﴾1-7﴿ Yıldızların ışığı söndürüldüğü zaman,

﴾8﴿ Gök yarıldığı zaman,

﴾9﴿ Dağlar ufalanıp savrulduğu zaman,

﴾10﴿ Peygamberler için (ümmetlerine şahitlik etmek üzere) vakit belirlendiği zaman (kıyamet gerçekleşir).

﴾11﴿ (Bu) hangi güne ertelenmiştir?

﴾12﴿ Hüküm ve ayırım gününe.

﴾13﴿ Hüküm ve ayırım gününü sen ne bileceksin.

﴾14﴿ O gün vay yalanlayanların haline!

﴾15﴿ Biz öncekileri helak etmedik mi?

﴾16﴿ Sonra arkadan gelenleri de onların peşine takacağız.

﴾17﴿ Biz suçlulara işte böyle yaparız.

﴾18﴿ O gün vay yalanlayanların haline!

﴾19﴿ Biz sizi bayağı bir sudan (meniden) yaratmadık mı?

﴾20﴿ Sonra onu belli bir süreye kadar sağlam bir yerde (ana rahminde) tuttuk.

﴾21-22﴿ Sonra da ona ölçülü bir biçim verdik. Biz ne güzel biçim verenleriz!

﴾23﴿ O gün vay yalanlayanların haline!

﴾24﴿ Biz yeryüzünü dirileri de ölüleri de toplayan (bir yurt) yapmadık mı?

﴾25-26﴿ Orada sabit yüce dağlar yaratmadık mı, size tatlı bir su içirmedik mi?

﴾27﴿ O gün vay yalanlayanların haline!

﴾28﴿ Onlara şöyle denecek: "Yalanlamakta olduğunuz şeye (cehennem azabına) gidin."

﴾29﴿ "Üç kola ayrılmış gölgeye gidin ki, o ne gölgelendirir ne de alevden korur."

﴾30-31﴿ Şüphesiz cehennem, her biri saray büyüklüğünde kıvılcımlar saçar.

﴾32﴿ Bunlar sanki birer kızıl devedir.

﴾33﴿ O gün vay yalanlayanların haline!

﴾34﴿ Bu, konuşamayacakları gündür.

﴾35﴿ Onlara izin de verilmez ki, özür dilesinler.

﴾36﴿ O gün vay yalanlayanların haline!

﴾37﴿ Bu, hüküm ve ayırma günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya toplamışızdır.

﴾38﴿ Eğer bir tuzağınız varsa haydi bana tuzak kurun!

﴾39﴿ O gün vay yalanlayanların haline!

﴾40﴿ Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, gölgeler içinde ve pınar başlarındadırlar.

﴾41﴿ Canlarının çektiği meyveler içerisindedirler.

﴾42﴿ "Yapmakta olduğunuz şeylere karşılık afiyetle yiyin için."

﴾43﴿ Şüphesiz biz iyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız.

﴾44﴿ O gün vay yalanlayanların haline!

﴾45﴿ Ey inkar edenler! (Dünyada) yiyin ve birazcık yararlanın! Şüphesiz sizler suçlularsınız.

﴾46﴿ O gün vay yalanlayanların haline!

﴾47﴿ Onlara, "Rükû edin (namaz kılın)" dendiği zaman rükû etmezler.

﴾48﴿ O gün vay yalanlayanların haline!

﴾49﴿ Onlar artık ondan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar? ﴾50﴿




















Yorumlar (0)
19
parçalı az bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 32 70
2. Fenerbahçe 33 66
3. Galatasaray 32 62
4. Trabzonspor 33 58
5. Alanyaspor 33 52
6. Gaziantep FK 32 50
7. Hatayspor 32 49
8. Karagümrük 33 49
9. Sivasspor 32 47
10. Göztepe 33 46
11. Antalyaspor 33 42
12. Konyaspor 32 40
13. Ankaragücü 32 36
14. Rizespor 32 36
15. Kasımpaşa 33 36
16. Malatyaspor 32 34
17. Başakşehir 32 33
18. Kayserispor 32 33
19. Gençlerbirliği 32 31
20. Erzurumspor 33 28
21. Denizlispor 32 26
Takımlar O P
1. Giresunspor 30 63
2. Adana Demirspor 30 58
3. Samsunspor 30 58
4. Altay 29 53
5. Altınordu 30 52
6. İstanbulspor 29 51
7. Ankara Keçiörengücü 30 49
8. Tuzlaspor 30 44
9. Ümraniye 29 41
10. Bursaspor 29 40
11. Bandırmaspor 29 39
12. Boluspor 29 35
13. Balıkesirspor 29 32
14. Adanaspor 29 31
15. Menemenspor 30 31
16. Akhisar Bld.Spor 29 25
17. Ankaraspor 29 22
18. Eskişehirspor 30 8
Takımlar O P
1. Man City 32 74
2. M. United 31 63
3. Leicester City 31 56
4. West Ham 31 55
5. Chelsea 31 54
6. Liverpool 31 52
7. Tottenham 31 49
8. Everton 30 48
9. Arsenal 31 45
10. Leeds United 31 45
11. Aston Villa 30 44
12. Wolverhampton 31 38
13. Crystal Palace 31 38
14. Southampton 31 36
15. Brighton 31 33
16. Burnley 31 33
17. Newcastle 31 32
18. Fulham 32 26
19. West Bromwich 31 24
20. Sheffield United 31 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 30 67
2. Real Madrid 30 66
3. Barcelona 30 65
4. Sevilla 30 61
5. Real Sociedad 30 47
6. Real Betis 30 47
7. Villarreal 30 46
8. Granada 30 39
9. Levante 30 38
10. Celta de Vigo 30 37
11. Athletic Bilbao 30 37
12. Cádiz 30 35
13. Valencia 30 34
14. Osasuna 30 34
15. Getafe 30 30
16. Huesca 30 27
17. Real Valladolid 30 27
18. Elche 30 26
19. Deportivo Alaves 30 24
20. Eibar 30 23