27. Cüz Oku/Dinle - 27. Cüz Kaç Ayetten Oluşur? 27. Cüz'ün Arapça-Türkçe Okunuşu - 27. Cüz'ün Meali

27. Cüz, yedi sureden oluşup, Kuran-ı Kerim’in 521. sayfası ile 540. sayfaları arasında yer almaktadır. 60 ayetten oluşan Zâriyât Suresi'nin 31. Ayetinden başlar 60. Ayetinde sona erer. 49 ayetten oluşan Tûr Suresi'nin 1. Ayetinden başlar 49. Ayetinde sona erer. 62 ayetten oluşan Necm Suresi'nin 1. Ayetinden başlar 62. Ayetinde sona erer. 55 ayetten oluşan Kamer Suresi'nin 1. Ayetinden başlar 55. Ayetinde sona erer. 78 ayetten oluşan Rahmân Suresi'nin 1. Ayetinden başlar 78. Ayetinde sona erer. 96 ayetten oluşan Vâkı’a Suresi'nin 1. Ayetinden başlar 96. Ayetinde sona erer. 29 ayetten oluşan Hadîd Suresi'nin 1. Ayetinden başlar 29. Ayetinde sona erer.

Kur'an-ı Kerim Cüzleri 16.02.2021, 15:00 16.02.2021, 15:15






Zariyat Suresi Kur'an'ın 51. suresi. Sure 60 ayetten oluşur. Mekke devrinde indirildiğine inanılan sure ismini ilk ayette geçen ve esip savuran rüzgârlar anlamına gelen “ez-zâriyât” kelimesinden alır.

Tur Suresi Kur'an'ın 52. suresidir. Mekke'de indirildiğine inanılmakta olan sure 49 ayetten oluşur. Sure ismini ilk ayette geçen Sina yarımadasında ve Musa’ya Tevrat’ın 10 emrinin verildiğine inanılan Tur dağından alır.

Necm Suresi, Mekke döneminde inmiştir. 62 âyettir. Sûre, adını ilk âyetin başındaki “en-Necm” kelimesinden almıştır. Necm, yıldız demektir. Sûrede başlıca, Kur’an’ın vahiy eseri olduğu vurgulanmakta, herkesin yaptığının karşılığını göreceği, Allah’ın kudretinin delilleri konu edilmektedir.

Kamer Suresi, Kur'an'ın 54. suresi. Sure 55 ayetten oluşur. Mekke devrinin ilk yıllarında, Tarık Suresi'nden sonra indirildiğine inanılmaktadır. Sure ismini ilk ayetinde geçen ve ay anlamına gelen kamer kelimesinden almıştır. Bu ifade değişik tartışmalara konu olmuştur. 

Rahman Suresi, Kur'an'ın 55. suresi. Sure, 78 ayetten oluşur. Sure ismini ilk ayetinde geçen ve aynı zamanda Allah'ın 99 ismi'nden biri olan R-H-M kökündenen türeyen er-Rahman kelimesinden alır.

Vakı'a Suresi Kur'an'ın 56. suresidir. Sure 96 ayetten oluşur. Sure ismini ilk ayetinde geçen ve gerçekleşen, meydana gelen olay anlamına gelen “elvâkı’a” kelimesinden alır.

Hadid Suresi Kur'an'ın 57. suresidir ve 29 ayetten oluşur, ismini 25. ayette geçen ve demir anlamına gelen “hadid” kelimesinden alır. Hadid suresine isim veren Hadid kelimesi ve kökeni ile ilgili bilgilere göre; Hadid ‘hiddet’ten türetilmiş bir sıfattır. Öfkeli, şiddetli, kızgın, keskin anlamlarına gelir.

İbrahim onlara: "O halde asıl işiniz nedir ey elçiler?" dedi.

﴾31﴿ Onlar şöyle dediler: "Biz suçlu bir kavme (Lût'un kavmine), üzerlerine çamurdan, pişirilmiş ve Rabbinin katında haddi aşanlar için belirlenmiş taşlar yağdırmak için gönderildik."

﴾32-34﴿ Orada (Lût'un yöresinde) bulunan mü'minleri çıkardık.

﴾35﴿ Zâten orada bir ev halkindan baska müslüman bulamadik. ﴾36﴿ Orada, elem dolu azapdan korkacaklar için bir ibret bıraktık.

﴾37﴿ Mûsâ kıssasında da ibret vardır. Hani biz onu açık bir delil ile Firavun'a göndermiştik.

﴾38﴿ O ise kuvvetine güvenerek yüz çevirdi ve "Bu bir büyücü veya delidir" dedi.

﴾39﴿ Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık. O ise (pişman olmuş), kendini kınıyordu.

﴾40﴿ Ad kavminde de ibretler vardır. Hani onların üzerine köklerini kesen rüzgarı göndermiştik.

﴾41﴿ Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu.

﴾42﴿ Semûd kavminde de ibretler vardır. Hani onlara, "Bir süreye kadar faydalanın bakalım" denmişti

﴾43﴿ Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti.

﴾44﴿ Artık, ne yerlerinden kalkmaya güçleri yetti ne de başkasından yardım görebildiler.

﴾45﴿ Bunlardan önce de Nûh kavmini helak etmiştik. Çünkü onlar fâsık bir toplum idiler.

﴾46﴿ Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter.

﴾47﴿ Yeri de biz döşedik. Biz ne güzel döşeyiciyiz.

﴾48﴿ Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık.

﴾49﴿ O halde Allah'a koşun. Şüphesiz ben, size O'nun katından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım.

﴾50﴿ Allah ile beraber başka bir ilah edinmeyin. Gerçekten ben, size, Allah tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım.

﴾51﴿ İşte böyle! Onlardan öncekilere hiçbir peygamber gelmemişti ki,"O bir büyücüdür" yahut "bir delidir" demiş olmasınlar.

﴾52﴿ Onlar bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler (ki hep aynı şeyleri söylüyorlar)? Hayır, onlar azgın bir topluluktur.

﴾53﴿ Onun için, onlardan yüz çevir. Artık kınanacak değilsin.

﴾54﴿ Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt mü'minlere fayda verir.

﴾55﴿ Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.

﴾56﴿ Ben, onlardan bir rızık istemiyorum. Bana yedirmelerini de istemiyorum.

﴾57﴿ Şüphesiz Allah rızık verendir, güçlüdür, çok kuvvetlidir.

﴾58﴿ Şüphesiz zulmedenler için (önceki müşrik) arkadaşlarının azap payı gibi payları vardır. Artık azabımı acele istemesinler.

﴾59﴿ Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o inkar edenlerin haline! ﴾60﴿

Tûr Sûresi

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla

Tûr'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.

﴾1-7﴿ Onu geri çevirecek hiçbir şey yoktur.

﴾8﴿ O gün gök şiddetle sallanıp çalkalanır.

﴾9﴿ Dağlar yürüdükçe yürür.

﴾10﴿ İşte o gün, içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay haline!

﴾11-12﴿ Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara, "İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir" denilir.

﴾13-14﴿
"Bu Kur'an mı bir büyü imiş, yoksa siz mi (gerçeği) göremiyormuşsunuz?"

﴾15﴿ "Girin oraya. İster dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor."

﴾16﴿ Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin, kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.

﴾17-18﴿ Onlara, "Dünya'da yapmakta olduklarınızın karşılığında, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için" denir. Biz, onlara, iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir.

﴾19-20﴿ İman eden ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya, biz onların nesillerini kendilerine kattık. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazandığı karşılığında rehindir.

﴾21﴿ Onlara canlarının istediği meyve ve etten bol bol verdik.

﴾22﴿ Orada, (içilince) boş söz söyletmeyen, günah işletmeyen dolu bir kadehi elden ele dolaştırırlar.

﴾23﴿ Hizmetlerine verilmiş, kabuğunda saklı inci gibi gençler etraflarında dönüp dolaşırlar.

﴾24﴿ Birbirlerine dönüp ("Ne iyilik yaptınız da bu nimetlere ulaştınız?" diye) sorarlar.

﴾25﴿ Derler ki: "Şüphesiz daha önce biz, ailemiz içinde yaşarken (Allah'a isyandan) korkardık."

﴾26﴿ "Allah da bize lütfetti ve bizi iliklere işleyen cehennem azabından korudu."

﴾27﴿ "Gerçekten biz bundan önce ona yalvarıyorduk. Şüphesiz O iyilik edendir, çok merhametlidir."

﴾28﴿ (Ey Muhammed!) O halde, sen öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde, sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.

﴾29﴿ Yoksa onlar, "O bir şairdir; onun, zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz" mu diyorlar?

﴾30﴿ Onlara de ki, "Bekleyin. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim."

﴾31﴿ Bunu kendilerine akılları mı emrediyor, yoksa onlar azgın bir topluluk mudur?

﴾32﴿ Yoksa, "O Kur'an'ı kendisi uydurup söyledi" mi diyorlar? Hayır, (sırf inatlarından dolayı) iman etmiyorlar.

﴾33﴿ Eğer doğru söyleyenler iseler, haydi onun gibi bir söz getirsinler!

﴾34﴿ Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar?

﴾35﴿ Yoksa, gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır, onlar kesin olarak inanmıyorlar.

﴾36﴿ Yoksa, Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Ya da her şeye hakim olan kendileri midir?

﴾37﴿ Yoksa onların, kendisi vasıtasıyla (ilahi vahyi) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? (Eğer varsa) dinleyenleri, açık bir delil getirsin!

﴾38﴿ Yoksa, kızlar O'na (Allah'a) da oğullar size mi?

﴾39﴿ Yoksa sen onlardan (tebliğ görevine karşılık) bir ücret istiyorsun da onlar, borçtan ağır bir yük altında mı kalmışlardır?

﴾40﴿ Yoksa, gayb ilmi onların yanında da ondan mı yazıyorlar?

﴾41﴿ Yoksa, bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl, inkar edenler tuzağa düşecek olanlardır.

﴾42﴿ Yoksa onların Allah'tan başka bir ilahı mı var? Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.

﴾43﴿ Gökten düşmekte olan parçalar görseler, "Bunlar, üst üste yığılmış bulutlardır" derler.

﴾44﴿ Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hallerine bırak.

﴾45﴿ O gün tuzakları kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir ve kendilerine yardım da edilmeyecektir.

﴾46﴿ Şüphesiz zulmedenlere bundan başka bir azap daha var. Fakat onların çoğu bilmezler.

﴾47﴿ Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin, kalktığında Rabbini hamd ile tespih et.

﴾48﴿ Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışı sırasında O'nu tespih et. ﴾49﴿

Necm Sûresi

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla

Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.

﴾1-2﴿ O, nefis arzusu ile konuşmaz.

﴾3﴿ (Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.

﴾4﴿ (Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.

﴾5-7﴿ Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.

﴾8﴿ (Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu.

﴾9﴿ Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.

﴾10﴿ Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.

﴾11﴿ (Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?

﴾12﴿ Andolsun ki, o, Cebrail'i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü.

﴾13﴿ Sidretü'l Müntehâ'nın yanında.

﴾14﴿ Me'va cenneti onun (Sidre'nin) yanındadır.

﴾15﴿ O zaman Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.

﴾16﴿ Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı.

﴾17﴿ Andolsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü.

﴾18﴿ Lât ve Uzza'ya ve diğer üçüncüsü Menat'a ne dersiniz?

﴾19-20﴿ Erkek size de, dişi O'na mı?

﴾21﴿ Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır.

﴾22﴿ Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilah edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar (putperestler)yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir.

﴾23﴿ Yoksa insan (kayıtsız şartsız), her temenni ettiği şeye sahip mi olacaktır?

﴾24﴿ Oysa, Ahiret de dünya da Allah'ındır.

﴾25﴿ Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah'ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar.

﴾26﴿ Şüphesiz ahirete iman etmeyenler, meleklere dişi isimleri veriyorlar.

﴾27﴿ Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanna uyuyorlar. Şüphesiz zan, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez.

﴾28﴿ Öyle ise bizim zikrimizden (Kur'an'dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir.

﴾29﴿ İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı daha iyi bilir. O, hidayete ereni de daha iyi bilir.

﴾30﴿ Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, iyilik edenleri de daha güzeliyle mükafatlandırması için (böyle)dir.

﴾31﴿ Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır. Sizi, topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de, en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah'a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir.

﴾32﴿ Şimdi yüz çevireni; pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü?

﴾33-34﴿ Gayb'ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor?

﴾35﴿ Yoksa, Mûsâ'nın ve Allah'ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim'in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi?

﴾36-37﴿ Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.

﴾38﴿ İnsan için ancak çalıştığı vardır.

﴾39﴿ Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir.

﴾40﴿ Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir.

﴾41﴿ Şüphesiz en son varış Rabbinedir.

﴾42﴿ Şüphesiz O güldürür ve ağlatır.

﴾43﴿ Şüphesiz O öldürür ve diriltir.

﴾44﴿ Şüphesiz O iki eşi, erkeği ve dişiyi, (rahme) atıldığında az bir sudan (meniden) yaratmıştır.

﴾45-46﴿ Şüphesiz tekrar diriltmek de O'na aittir.

﴾47﴿ Şüphesiz O, başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve varlık sahibi kıldı.

﴾48﴿ Şüphesiz O, "Şi'râ'nın Rabbidir.

﴾49﴿ Şüphesiz O, önce gelen Âd kavmini ve Semûd kavmini helak etti ve hiç kimseyi bırakmadı.

﴾50-51﴿ Daha önce de Nûh'un kavmini helak etmişti. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi.

﴾52﴿ O, "Mu'tefike"yi de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür.

﴾53-54﴿ O halde Rabbi'nin nimetlerinin hangisinden şüphe ediyorsun (ey insan!).

﴾55﴿ Bu da önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır.

﴾56﴿ Yaklaşmakta olan (Kıyamet iyice) yaklaştı.

﴾57﴿ Onu Allah'tan başka açacak kimse yoktur.

﴾58﴿ Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur'an'a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?

﴾59-61﴿ Haydi Allah'a secde edin ve ona kulluk edin. ﴾62﴿

Kamer Sûresi

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla

Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.

﴾1﴿ Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve "Süregelen bir sihirdir" derler.

﴾2﴿ Peygamberi yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her iş, (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir.

﴾3﴿ Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.

﴾4﴿ Bu haberler, zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor!

﴾5﴿ O halde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil'in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.

﴾6-7﴿ O halde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil'in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.

﴾6-7﴿ Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler, "Bu zor bir gün" derler.

﴾8﴿ Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanlamıştı. Onlar kulumuzu yalanlayıp "Bu bir delidir" dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu.

﴾9﴿ O da Rabbine, "Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım, yardım et" diye dua etti.

﴾10﴿ Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık.

﴾11﴿ Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.

﴾12﴿ Biz Nûh'u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik.

﴾13﴿ Gemi, inkar edilen kimseye (Nuh'a) bir mükafat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.

﴾14﴿ Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan?

﴾15﴿ Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (gördüler)!

﴾16﴿ Andolsun biz, Kur'anı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

﴾17﴿ Âd kavmi de (Hûd'u) yalanladı. Azabım ve uyarılarım nasılmış!

﴾18﴿ Biz onların üstüne, uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgar gönderdik.

﴾19﴿ İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.

﴾20﴿ Azabım ve uyarılarım nasılmış, (gördüler)!

﴾21﴿ Andolsun biz, Kur'anı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

﴾22﴿ Semûd kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: "İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz."

﴾23-24﴿ "Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o, yalancının, şımarığın biridir."

﴾25﴿ Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı, kimmiş şımarık!

﴾26﴿ (Salih'e şöyle demiştik:) "Şüphesiz biz, onlara bir imtihan olmak üzere, o dişi deveyi göndereceğiz. Şimdi onları gözetle ve sabret."

﴾27﴿ "Onlara, suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını, bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun."

﴾28﴿ Derken, (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti.

﴾29﴿ Fakat azabım ve uyarılarım nasılmış!

﴾30﴿ Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular.

﴾31﴿ Andolsun, biz Kur'anı, düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

﴾32﴿ Lût kavmi de uyarıcıları yalanladı.

﴾33﴿ Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Yalnız Lût'un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız.

﴾34-35﴿ Andolsun, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.

﴾36﴿ Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.

﴾37﴿ Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.

﴾38﴿ "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.

﴾39﴿ Andolsun, biz Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

﴾40﴿ Andolsun, Firavun'un ailesine de uyarıcılar gelmişti.

﴾41﴿ Bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık.

﴾42﴿ (Ey Mekkeliler!) Sizin kafirleriniz onlardan daha mı hayırlı? Yoksa sizin için kitaplarda bir berat mı var?

﴾43﴿ Yoksa onlar, "Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz" mu diyorlar?

﴾44﴿ O topluluk yakında (Bedir'de) bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.

﴾45﴿ Hayır, kıyamet, onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır.

﴾46﴿ Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler.

﴾47﴿ Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün kendilerine, "Cehennemin dokunuşunu tadın!" denecek.

﴾48﴿ Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık.

﴾49﴿ Emrimiz ancak bir tek emirdir. Göz kırpması gibidir. (Anında gerçekleşir.)

﴾50﴿ Andolsun, biz sizin gibileri hep helak ettik. Fakat var mı düşünüp öğüt alan?

﴾51﴿ İşledikleri her şey ise kitaplarda kayıtlıdır.

﴾52﴿ Küçük, büyük her şey satır satır yazılmıştır.

﴾53﴿ Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar cennetlerde, ırmak başlarındadırlar.

﴾54﴿ Muktedir bir hükümdarın katında, doğruluk meclisindedirler. ﴾55﴿

Rahmân Sûresi

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla

Rahmân Kur'an'ı öğretti.

﴾1-2﴿ İnsanı yarattı.

﴾3﴿ Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti.

﴾4﴿ Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir.

﴾5﴿ Otlar ve ağaçlar (Allah'a) boyun eğerler.

﴾6﴿ Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu.

﴾7﴿ Ölçüde haddi aşmayın.

﴾8﴿ Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın.

﴾9﴿ Allah yeri yaratıklar için var etti.

﴾10﴿ Orada meyve(ler) ve salkımlı hurma ağaçları vardır.

﴾11﴿ Yapraklı taneler, hoş kokulu bitkiler vardır.

﴾12﴿ O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾13﴿ Allah insanı, pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı.

﴾14﴿ "Cin" i de yalın bir ateşten yarattı.

﴾15﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾16﴿ O iki doğunun ve iki batının Rabbidir.

﴾17﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾18﴿ (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar.

﴾19﴿ (Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.

﴾20﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾21﴿ O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar.

﴾22﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾23﴿ Denizde akıp giden dağlar gibi yüksek gemiler de O'nundur.

﴾24﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾25﴿ Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır.

﴾26﴿ Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacaktır.

﴾27﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾28﴿ Göklerde ve yerde bulunanlar, (her şeyi) O'ndan isterler. O, her an yeni bir ilahi tasarruftadır.

﴾29﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾30﴿ Yakında sizi de hesaba çekeceğiz, ey cinler ve insanlar!

﴾31﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾32﴿ Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz.

﴾33﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾34﴿ Üstünüze ateşten yalın bir alevle kıpkızıl bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız.

﴾35﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾36﴿ Gök yarılıp da, yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül haline geldiği zaman (haliniz ne olur?)

﴾37﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾38﴿ İşte o gün ne insana, ne cine günahı sorulmayacak.

﴾39﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾40﴿ Suçlular simalarından tanınır da, perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar.

﴾41﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾42﴿ İşte bu suçluların yalanladıkları cehennemdir. ﴾43﴿ Onlar, cehennem ateşi ile yüksek derecede kaynar su arasında gider gelirler.

﴾44﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾45﴿ Rabbinin huzurunda (hesap vermek üzere) duracağından korkan kimseye iki cennet vardır.

﴾46﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾47﴿ İki cennet de (ağaçlar, meyveler, rengarenk bitkiler gibi) çeşit çeşit güzelliklerle bezenmiştir.

﴾48﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾49﴿ İçlerinde akan iki pınar vardır.

﴾50﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾51﴿ İkisinde de her meyveden çift çift vardır.

﴾52﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾53﴿ Onlar astarları kalın ipekten olan döşeklere yaslanırlar. Bu iki cennetin meyveleri (zahmetsizce alınacak kadar) yakındır.

﴾54﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾55﴿ Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. Onlara eşlerinden önce ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.

﴾56﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾57﴿ Onlar sanki yakut ve mercandır.

﴾58﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾59﴿ İyiliğin karşılığı, yalnız iyiliktir.

﴾60﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾61﴿ Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır.

﴾62﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾63﴿ O iki cennet koyu yeşil renktedir.

﴾64﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾65﴿ İçlerinde kaynayan iki pınar vardır.

﴾66﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾67﴿ İçlerinde her türlü meyve, hurma ve nar vardır.

﴾68﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾69﴿ Onlarda huyları güzel, yüzleri güzel dilberler vardır.

﴾70﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾71﴿ Onlar, çadırlara kapanmış hurilerdir.

﴾72﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾73﴿ Onlara, eşlerinden önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur.

﴾74﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾75﴿ Onlar yeşil yastıklara ve güzel yaygılara yaslanırlar, (nimetlenirler).

﴾76﴿ O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

﴾77﴿ Azamet ve ikram sahibi Rabbinin adı yücedir. ﴾78﴿

Vâkıa Sûresi

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla

Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır.

﴾1-2﴿ Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.

﴾3-7﴿ Ahiret mutluluğuna erenler var ya; ne mutlu kimselerdir!

﴾8﴿ Kötülüğe batanlara gelince; ne mutsuz kimselerdir!

﴾9﴿ (İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar (Allah'a) yaklaştırılmış kimselerdir.

﴾10-11﴿ Onlar, Naîm cennetlerindedirler.

﴾12﴿ Onların çoğu öncekilerden, azı da sonrakilerdendir.

﴾13-14﴿ Onlar, karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevherâtla işlenmiş tahtlar üzerindedirler.

﴾15-16﴿ Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.

﴾17-21﴿ Onlar için saklı inciler gibi, iri gözlü huriler de vardır.

﴾22-23﴿ (Bütün bunlar) işledikleri amellere karşılık bir mükâfat olarak (verilir.)

﴾24﴿ Orada ne boş bir söz, ne de günaha sokan bir şey işitirler.

﴾25﴿ Sadece "selam!", "selam!" sözünü işitirler.

﴾26﴿ Ahiret mutluluğuna erenler, ne mutlu kimselerdir!

﴾27﴿ (Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.

﴾28-34﴿ Biz onları (hurileri) yepyeni bir yaratılışta yarattık.

﴾35﴿ Onları ahiret mutluluğuna erenler için, hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık.

﴾36-38﴿ Bunların birçoğu öncekilerden, bir çoğu da sonrakilerdendir.

﴾39-40﴿ Kötülüğe batanlar ise ne mutsuz kimselerdir!

﴾41﴿ Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!..

﴾42-44﴿ Çünkü onlar, bundan önce (dünyada varlık içinde) sefahata dalmış ve azgın kimselerdi.

﴾45﴿ Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.

﴾46﴿ Diyorlardı ki: "Biz öldükten, toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi bir daha diriltilecekmişiz?"

﴾47﴿ "Evvelki atalarımız da mı?"

﴾48﴿ De ki: "Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır."

﴾49-50﴿ Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka (cehennemde) bir ağaçtan, zakkumdan yiyeceksiniz.

﴾51-52﴿ Karınlarınızı ondan dolduracaksınız.

﴾53﴿ Üstüne de o kaynar sudan içeceksiniz.

﴾54﴿ Kanmak bilmez susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz.

﴾55﴿ İşte bu hesap ve ceza gününde onlara ziyafetleridir.

﴾56﴿ Sizi biz yarattık. Hâlâ tasdik etmeyecek misiniz?

﴾57﴿ Attığınız o meniye ne dersiniz?!

﴾58﴿ Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan biz miyiz?

﴾59﴿ Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez.

﴾60-61﴿ Andolsun, birinci yaratılışı(nızı) biliyorsunuz. O halde düşünseniz ya!

﴾62﴿ Ektiğiniz tohuma ne dersiniz?!

﴾63﴿ Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?

﴾64﴿ Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde şöyle geveleyip dururdunuz:

﴾65﴿ "Muhakkak biz çok ziyandayız!" ﴾66﴿ "Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!"

﴾67﴿ İçtiğiniz suya ne dersiniz?!

﴾68﴿ Siz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?

﴾69﴿ Dileseydik onu acı bir su yapardık. O halde şükretseydiniz ya!..

﴾70﴿ Tutuşturduğunuz ateşe ne dersiniz?!

﴾71﴿ Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?

﴾72﴿ Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık.

﴾73﴿ O halde, O yüce Rabbinin adını tesbih et (yücelt).

﴾74﴿ Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir.

﴾75-76﴿ O, elbette değerli bir Kur'an'dır.

﴾77﴿ Korunmuş bir kitaptadır.

﴾78﴿ Ona, ancak tertemiz olanlar dokunabilir.

﴾79﴿ Âlemlerin Rabb'inden indirilmedir.

﴾80﴿ Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah'ın verdiği rızka O'nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz?

﴾81-82﴿ Can boğaza geldiğinde, onu geri döndürsenize!

﴾83﴿ Oysa siz o zaman bakıp durursunuz.

﴾84﴿ Biz ise ona sizden daha yakınız. Fakat siz göremezsiniz.

﴾85﴿ Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz, onu geri döndürsenize!

﴾86-87﴿ Fakat (ölen kişi) Allah'a yakın kılınmışlardan ise, ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır.

﴾88-89﴿ Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise, kendisine, "Selam sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!" denir.

﴾90-91﴿ Ama haktan sapan yalancılardan ise, işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.

﴾92-93﴿ Bir de cehenneme atılma vardır.

﴾94﴿ Şüphesiz bu, kesin gerçektir.

﴾95﴿ Öyleyse yüce Rabbinin adını tesbih et. ﴾96﴿

Hadîd Sûresi

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla

Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah'ı tespih etmektedir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

﴾1﴿ Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnızca O'nundur. Diriltir, öldürür. O her şeye hakkıyla gücü yetendir.

﴾2﴿ O, ilk ve sondur. Zâhir ve Bâtın'dır. O, her şeyi hakkıyla bilendir.

﴾3﴿ O, gökleri ve yeri altı günde (altı evrede) yaratan, sonra Arş'a kurulandır. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah bütün yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

﴾4﴿ Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Bütün işler ancak ona döndürülür.

﴾5﴿ Geceyi gündüze sokar, gündüzü de geceye sokar. O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.

﴾6﴿ Allah'a ve Resülüne iman edin ve sizi üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı maldan, (Allah yolunda) harcayın. İçinizden iman edip de (Allah yolunda) harcayanlar var ya; onlar için büyük bir mükafat vardır.

﴾7﴿ Peygamber, sizi, Rabbinize iman etmeniz için davet edip dururken size ne oluyor da Allah'a iman etmiyorsunuz? Halbuki (Allah ezelde) sizden sağlam bir söz de almıştı. Eğer inanacak kimselerseniz (bu çağrıya uyun).

﴾8﴿ O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kulu Muhammed'e apaçık âyetler indirendir. Şüphesiz Allah, size karşı çok esirgeyici, çok merhametlidir.

﴾9﴿ Size ne oluyor da, Allah yolunda harcama yapmıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. İçinizden, fetihten (Mekke fethinden) önce harcayanlar ve savaşanlar, (diğerleri ile) bir değildir. Onların derecesi, sonradan harcayan ve savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allah hepsine de en güzel olanı (cenneti) vadetmiştir. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

﴾10﴿ Kim Allah'a güzel bir borç verecek ki, Allah da onu kendisine kat kat ödesin. Ona çok değerli bir mükafat da vardır.

﴾11﴿ Mü'min erkeklerle mü'min kadınların nurlarının, önlerinde ve sağlarında koştuğunu göreceğin gün kendilerine şöyle denir: "Bugün size müjdelenen şey içlerinden ırmaklar akan, ebedi olarak kalacağınız cennetlerdir." İşte bu büyük başarıdır.

﴾12﴿ Münafık erkeklerle münafık kadınların, iman edenlere, "Bize bakın ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım" diyecekleri gün kendilerine, "Arkanıza (dünyaya) dönün de bir ışık arayın" denilecektir. Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. Bunun iç tarafında rahmet, onlar (münafıklar) tarafındaki dış cihetinde ise azap vardır.

﴾13﴿ (Münafıklar) mü'minlere şöyle seslenirler: "Biz de (dünyada) sizinle beraber değil miydik?" (Mü'minler de) derler ki: "Evet, fakat siz kendinizi yaktınız. Başımıza musibetler gelmesini gözlediniz, şüphe ettiniz. Allah'ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. O çok aldatıcı (şeytan) Allah hakkında da sizi aldattı."

﴾14﴿ Bugün artık ne sizden, ne de inkar edenlerden bir fidye alınır. Barınağınız ateştir. Size yaraşan odur. Orası gidilecek ne kötü yerdir!

﴾15﴿ İman edenlerin Allah'ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan bir çoğu fasık kimselerdir.

﴾16﴿ Bilin ki Allah, yeryüzünü ölümünden sonra diriltmektedir. Düşünesiniz diye gerçekten, size âyetleri açıkladık.

﴾17﴿ Şüphesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah'a güzel bir borç verenler var ya, (verdikleri) onlara kat kat ödenir. Ayrıca onlara çok değerli bir mükafat da vardır.

﴾18﴿ Allah'a ve Peygamberlerine iman edenler var ya, işte onlar sıddîklar (sözü özü doğru kimseler) ve Allah katında şahitlerdir. Onların mükafatları ve nurları vardır. İnkar edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar cehennemliklerdir.

﴾19﴿ Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. (Nihayet hepsi yok olur gider). Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah'ın mağfiret ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir.

﴾20﴿ Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni, gökle yerin genişliği kadar olan, Allah'a ve Resûlüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. İşte bu, Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.

﴾21﴿ Yeryüzünde ve kendi nefislerinizde uğradığınız hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır.

﴾22﴿ Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık.) Çünkü Allah, kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi sevmez.

﴾23﴿ Onlar cimrilik edip insanlara da cimriliği emreden kimselerdir. Kim yüz çevirirse bilsin ki şüphesiz Allah ganîdir, zengindir, övülmeye lâyıktır.

﴾24﴿ Andolsun, biz elçilerimizi açık mucizelerle gönderdik ve beraberlerinde kitabı ve mizanı (ölçüyü) indirdik ki, insanlar adaleti yerine getirsinler. Kendisinde müthiş bir güç ve insanlar için birçok faydalar bulunan demiri yarattık (ki insanlar ondan yararlansınlar). Allah da kendisine ve Resüllerine gayba inanarak yardım edecekleri bilsin. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.

﴾25﴿ Andolsun, biz Nûh'u ve İbrahim'i peygamber olarak gönderdik. Peygamberliği ve kitabı onların soylarına da verdik. Onlardan kimi doğru yola ermiştir, ama içlerinden birçoğu da fasık kimselerdir.

﴾26﴿ Sonra bunların peşinden ardarda peygamberlerimizi gönderdik. Onların arkasından da Meryem oğlu İsa'yı gönderdik, ona İncil'i verdik ve kendisine uyanların kalplerine şefkat ve merhamet duygusu koyduk. (Kendiliklerinden) icat ettikleri ruhbanlığa gelince; biz onu onlara farz kılmamıştık. Allah'ın rızasını kazanmak için onu kendileri icat etmişlerdi. Fakat ona da gereği gibi uymadılar. Biz de içlerinden iman edenlere mükafatlarını verdik. Fakat onlardan birçoğu da fasık kimselerdir.

﴾27﴿ Ey iman edenler; Allah'a karşı gelmekten sakının ve peygamberine iman edin ki, size rahmetinden iki kat pay versin, size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur versin ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

﴾28﴿ Bunları açıkladık ki, kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun, Allah'ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. Allah büyük lütuf sahibidir. ﴾29﴿




















Yorumlar (0)
6
parçalı bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Galatasaray 26 57
2. Beşiktaş 26 57
3. Fenerbahçe 26 54
4. Trabzonspor 26 48
5. Hatayspor 26 45
6. Gaziantep FK 27 43
7. Alanyaspor 26 42
8. Karagümrük 26 40
9. Göztepe 26 35
10. Antalyaspor 26 34
11. Sivasspor 25 32
12. Konyaspor 25 31
13. Malatyaspor 27 31
14. Kasımpaşa 26 29
15. Rizespor 26 28
16. Kayserispor 25 25
17. Başakşehir 26 25
18. Erzurumspor 26 25
19. Denizlispor 26 21
20. Gençlerbirliği 26 21
21. Ankaragücü 25 20
Takımlar O P
1. Giresunspor 24 53
2. Samsunspor 24 50
3. İstanbulspor 24 46
4. Altınordu 24 44
5. Adana Demirspor 24 42
6. Altay 24 41
7. Tuzlaspor 24 41
8. Ankara Keçiörengücü 24 39
9. Bursaspor 24 34
10. Bandırmaspor 24 31
11. Ümraniye 24 31
12. Adanaspor 24 26
13. Boluspor 24 26
14. Menemenspor 24 26
15. Balıkesirspor 24 25
16. Akhisar Bld.Spor 24 19
17. Ankaraspor 24 15
18. Eskişehirspor 24 7
Takımlar O P
1. Man City 26 62
2. M. United 26 50
3. Leicester City 26 49
4. West Ham 26 45
5. Chelsea 26 44
6. Liverpool 26 43
7. Everton 25 43
8. Tottenham 25 39
9. Aston Villa 24 39
10. Arsenal 26 37
11. Leeds United 26 35
12. Wolverhampton 26 34
13. Crystal Palace 26 33
14. Southampton 26 30
15. Burnley 26 28
16. Brighton 26 26
17. Newcastle 26 26
18. Fulham 26 23
19. West Bromwich 26 17
20. Sheffield United 26 11
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 24 58
2. Barcelona 25 53
3. Real Madrid 25 53
4. Sevilla 24 48
5. Real Sociedad 25 42
6. Real Betis 25 39
7. Villarreal 25 37
8. Granada 25 33
9. Levante 25 32
10. Athletic Bilbao 24 30
11. Celta de Vigo 25 30
12. Osasuna 25 28
13. Getafe 25 27
14. Valencia 25 27
15. Cádiz 25 25
16. Eibar 25 22
17. Real Valladolid 25 22
18. Deportivo Alaves 25 22
19. Elche 24 21
20. Huesca 25 20