Köy Öğretmenliğinden Diyaloglar-Ehliyet Meselesi Zor İş

Zahir Amca köyün en mert insanlarından biridir… Fakat yıllar önce tarlada çalışırken karısı tarlaya yemeği vaktinde getirmeyince, bir hışımla eve gelmiş, savunmasız kadını insafsızca darp ederken kayınbiraderleri olaya karışmış, bizim Zahir Amca da eline geçirdiği bir kürekle karısının kardeşlerinden birini feci şekilde hastanelik etmiştir..

Bu olay üzerine Zahir Amca bir süre çevredeki köylere sığınarak cezaevine girmemek için kaçak hayatı yaşamaya başlar..Çünkü hapse girince en başta kardeşlerinin göz diktiği mallarını nasıl ele geçireceklerini çok iyi bilir.Bu gerçek karşısında hapis cezasından kaçmak zorunda kalır.Zira bu durum, onu diğer olaylardan daha çok tedirgin eder.Gel zaman, git zaman Zahir Amca'nın hiç te sevmediği kişiler arabuluculuk yapmak için olaya dahil olur.Zahir Amca'ya bir oyun yaparak onu hapse gönderirler..Yıllardır böyle bir anı bekleyen kardeşleri, evde ne var ne yok hepsini satar Zahir Amca'ya ise, ”hem vurduğun adamın kan bedeline, hem de senin çoluk çocuğunun masraflarına harcadık” diyerek beklenen darbeyi vururlar.Olaydan önce köyün en zengin kimsesi olan Zahir Amca, bir anlık öfkenin kurbanı olup, hapisten çıkınca her şeyi elinden alınmış ve aynı zaman da köyün en yoksulu olarak tekrar köye geri döner…Daha sonra hiç olmazsa “adamın bir arabası vardır” denilsin diye çoluk çocuğunun elde, yabanda, tarlada, çobanlıkta çalışıp elde ettikleri yoksul birikimi olan bir miktar parayla eski tip külüstür mü külüstür bir araba alır.Almasına alır ama bu arabayla her gün ilçeye bin türlü korkuyla gidip gelir.Çünkü eğer bu arabayla trafiğe yakalanırsa ödeyeceği para cezası bu araba fiyatından misliyle fazla olur…….

                                                       …………………………………………..

 

     Zaman çok güzel bir bahar günü, okul bahçesinde bin bir emekle yetiştirmeye çalıştığım akasya ağıcının dibinde birkaç köylü ile beraber taşan kanı rengine çalan çayı yudumlamaktayız.Neden sonra köyün yolu toz duman içinde ve o bozuk yolda o hızla gelen bizim Zahir Amca'dan başkası değildi/olamazdı.Köyün içine girince bizi fark etti ve aynı hızla taşı, çakılı birbirine katıp yanımıza vardı.

       Daha sonra amamızda şu diyaloglar geçti.

-Zahir Amca buyur bir çayımızı iç.

(Gayet üzgün ve biraz da günler sonra korktuğunun başına geldiği bir kızgın tavırla…)

-Yok Hocam ben çay içmeyeceğim, zaten çay içecek halim mi kaldı, bir sorsana?

-Ne oldu Zahir Amca kötü bir durum mu var?

-Hiç deme hocam, her gün köyden saat 8'de çıkardım, bugün bir saat geç çıkınca yolda trafiğe yakalandım, dünya kadar ceza yazdılar?

(İlk başta , öğretmen olduğum ve devletin de bir memuru olarak bu köyde bulunduğum için, Zahir Amca'nın konuşmasında sanki cezayı trafik memuru değil de ben yazmışım gibi bir hava vardı.Fakat benim de onun bu durumuna üzüldüğümü görünce tavır değiştirmek zorunda kalıp bu sefer kendini haklı çıkarmak adına cezayı yazan memuru şikayet etmeye başladı.)

Aslında dağ gibi adamdı köylü Zahir Amca…Boyu posu, gri rengi şalvarının üzerine uzanan, boynunda asılı duran poşusu, biraz da cehennem yürekli, evelallah öyle kolayına boyun bükecek adam değildi.Ama yoksulluk bu, canı çıksın, hangi devi dize getirmedi ki….

Kısa bir bekleyişten sonra ilk hamle benden.

-Zahir Amca peki neyin yoktu, niye ceza yazdılar sana?

-Hocam emin ol ki ben de hiç bilmiyorum.Aslında her şeyim vardı, bak göstereyim istersen, ruhsat, muayene, sigorta, hatta ceza yemeyim diye geçen gün bir sürü para verip tüpü bile ruhsata işletmiştim.

-Eee niye ceza yazıldı o zaman, yoksa sana gıcıkları mı vardı Zahir Amca?

-Evet hocam aynen dediği gibi, bana gıcıkları var herhalde, hatta araba yarışında trafik polisini bile geçerim.(çok düşük ve oldukça basit, masumane, önemsiz bir şeyi söyleme ses tonuyla) Bir tek ehliyetim yoktu hocam, sadece ehliyet, onun için ceza yazdılar…

Aslında bakarsanız Zahir Amca o kadar da haksız değildi, zira ilçedeki araç sürücülerinde ehliyet bulmak neredeyse imkansız gibiydi..

Köyden diyaloglar devam edecek.......

İbrahim KAYA

[email protected]