İkinci Dünya savaşı bitmesiyle insanoğluna dayatılan bir hayat vardı. Bu iş ev ve alışveriş çılgınlığı bu global bir yaşam tasarımıydı. Her yüz yıl insanların yaşam şekillerini belirleyen sistem yapıcılar, çıkarları ve ekonomik kazanım için her türlü planlamayı yaparlar. Geçmiş tarihlere baktığımız da her yüz yıl değişik bir planlamayla âdemoğlunun yaşam şekline yön vermişlerdir. Bunlar kim derseniz para baronları, sistem koyucular geçmişten günümüze dünya düzeni vermeye çalışan gizli para babaları diyebiliriz. Bu karmaşık bir var oluş paranoyası, önce kaotik yapı sonra istikrar ve düzen ile hayatımıza yerleşen bir sistem. Âdemoğlu ne kadar kendine gelmeye çalışsa da hep hayatı ihtiras, kudret ve güçle özdeşleştiği için bu istemde kendini buluyor. Rab insanoğlunu bu tehlikeli yaklaşımlar için uyarıda bulunsa da asla ıslah olmayan insanlar daima çıkarları için her şeyi yapacak kadar gözü dönmüş bir şekilde bu kurulan tuzağa düşmektedir. Evrensel bir sistem kurulmuş ilişkilerin en düşük olduğu alış veriş çılgınlığının son noktaya vurduğu dönemde birden salgın çıkıyor. Alışıla gelmiş bir yaşam tarzı sekteye uğradığında insanların elem duymaları normaldir. Çünkü alışkanlıklarını bir çırpıda atmaları zordur. Baktığımızda dünya geneline insanların alışılagelmiş yaşam şeklinin sekteye uğraması ile strese kapılmış kendilerini bu stresten uzaklaştırmanın yollarını aramaktadırlar.
Koronavirüsün tüm dünyaya yayılması ile insanların salgından etkilenmemesi için bir takım önleyici faaliyetler yürürlüğe girdi. Toplu yaşam merkezleri kapatıldı. Özellikle günümüz alış veriş merkezleri olan AVM’lerin kapatılması toplumun alışagelmiş alışkanlıklarını engelleyen bir yaklaşım oldu. Yüz yıllık bir alışkanlığın bir anda ötelenmesi insanlar üzerinde bir stres yarattı. Açık olan bir gerçek ise insanların bir birleri arsındaki ilişkilerin zayıf olduğu hayatlarını ev iş ve sosyal ortamlarda dar bir çevre ile geçirdiği gerçeğini fark etmelerini sağladı. İnsanoğlu özünde iletişimi yüksek merhametli ve yardım severdir. Rab âdemoğlunu yaratırken bu özelikleri yüklemiş ve kötü olan fena işleri yasaklamıştı. Ama şimdi sizlere soruyorum bu duyguya sahip kaç kişi kaldı. Maalesef çok az makam, para, güç için ruhunu satan insanların dünya genelinde yaygınlaştığını çıplak gözle görmek mümkün.
Koronavirüs ile ölümün pekte uzak olmadığı renk, cinsiyet, para, makam ve diğer insanoğlunu baştan çıkaran metanın bir ayrımı olmadığını bize göstermiş oldu. Öyle yaşam sevdasına dalmıştık ki her sabah yatağımızdan kalkıp günü başarılı ve kazançlı sağlamak için her türlü şekle giriyorduk. Makam için gözleri dönen insanların hırslarını görür oldu. İnsanlar yaşadıkları çevrede bunu görmeleri mümkün. Bunu yaparken aile bireylerinin acılarını bile hiçe sayan o kadar insan müsveddesi var ki çıplak gözle görmek mümkündür. Sırf iktidar hırsı ile gözü dönen bu kişilerin aile yapıları bozuk olsa da halkı yönetme derdine düşmüşler. Rabbin emirlerinden bir haber bu insanlar, halka ne verebilir ki yalnızca hüzün ve elem başıbozukluk kibirlerini satabilirler. Ama olsun onların sonları da bir seçimlik ve beklenen gün geldiğinde sürprizlerle karşılaşacaklar. Kendi acılarına merhem olamayan bu zübüklerin halka nasıl faydası olacağını düşünmek gerek. Çıkarları uğruna her şeyi yapan bu insanlar hak ettikleri mükâfatı dünyada acı şekilde alırlar ve alacaklardır. Rabbin vaat ettiği ölümü tadacaklar.
Ülkemiz koronavirüs salgınında başarılı bir yöntemle halkın bu illetten uzak durmalarını sağlamak için gereken tüm önlemleri almıştır. Ekonomik açıdan gerekli tedbirler alınmış ve alınmaktadır. Tabi bu durumu siyaset malzemesi yapan yazılı ve görsel basın azını havaya açarak bir takım eleştiriler yapmaktadır. Bu haksız bir yaklaşımdır. Cumhurbaşkanımız her konuda halkının yanında olmaktan çekinmemektedir. Gereken her türlü önlemi almakta ve halkın refahını koruyacak ekonomik ve sosyal paketler hazırlanmış ve hazırlanıyordur. Ama şu gerçek ki dünya genelinde alışagelmiş yaşam tarzımızın bittiği görülmektedir. Rabbin insanlar için önerdiği dürüstlük, ahlaklı ve yardımsever olma zamanı gelmedi mi sizce, bir insanın yaşam ömrü ortalama atmış beş yaş olduğu düşünüldüğünde ne bu hırs ve çılgınlık nedendir. Sonuçta her canlı ölümü tadacak. Gelin aile ilişkilerimiz kuvvetlendirip halkla iletişim kurmaya çalışıp iyi işlere imza atmaya çalışalım. Göreceksiniz her şey yoluna girdiğinde eski alışkınlıkların da yavaş yavaş hayatımızdan çıkartmaya çalışacağız. Ama dünyada sistem koyucuların yeni tuzaklarına düşmeden insan olmaya çalışalım.