Pandemi nedeniyle şehirlerimizde hafta sonu kısıtlamaları, hafta içi, 65 yaş, 18 yaş kısıtlamaları uygulanmasına rağmen, üretimin durmaması adına çiftçilerimiz bu kısıtlamaların dışında bırakılmış ve bundan dolayı da tarımsal üretim normal seyrinde devam etmiştir. 

    Ancak çiftçilerimiz üretim konusunda üzerine düşeni yaparken, karşılığını alma konusunda birçok taleplerini, beklentilerini, aynı zamanda bir çiftçi olarak dile getirmek istiyorum. 

     Türk tarımın ileri gitmesi için, çiftçiliğin, yaşlı kişilerden ziyade, gençlerle yapılması çok önemlidir. Bunun için otuz yaşın altındakilere teşvikler getirilebilir. Yapılan hibe paraların yanında, traktör, biçerdöver, tarım aletleri ile hazine arazileri için faizsiz krediler verilebilir,  

      Çiftçilerimize moral, güven ve destek vermek için, Devletimiz, tarımsal üretimi teşvik amacıyla, alım garantisi vermelidir. Bu garanti sadece pandemi döneminde değil, normale geçildiği zaman da devam etmelidir. 

     Geçen yıl bu konuyu dile getirdiğimde, Tarım Bakanı, çiftçimizin hiçbir ürününün tarlada kalmayacağını söylemişti. Ancak bazı sebze, meyve ürünlerin elde kaldığı ile ilgili üreticilerin zaman zaman serzenişleri kamuoyuna yansımıştır. 

  Yine çiftçilerimizin, devletin verdiği desteğe rağmen gübre ve ilaç, yem fiyatlarının yüksekliği ile ilgili de sık sık şikâyetleri olmaktadır. 

    Biz millet olarak unutkan bir milletiz.2018 yılının sonlarında,  patates-soğan stokçularının saklaması sonucu, tüm Türkiye’de fahiş fiyatlarla satıldığı, karaborsa fiyatları sonrası, Hükümet, sorunu Belediyelere tanzim mağazaları, doğrudan satış mağazaları açtırarak çözdüğünü, karaborsacılarla ilgili adli işlemler yapıldığını unuttuk. Aynı tür olayı değişik meyve-sebzede zaman zaman görmekteyiz. Maalesef bir olay olmadan,  bir tedbir düşünmüyoruz. 

     Özellikle sebze ve meyvede, devlet almadığı için üreticiden düşük fiyatla ürünü alan aracıların, stok yaparak, vatandaşa fahiş fiyatlarla ürün sattığı çokça dillendirilmektedir. 

   Bu konu kesin olarak çözülmesi için, bana göre devlet her ilde, tıpkı toprak mahsulleri gibi bir devlet sebze-meyve hali açmalı, üreticilerimiz sebze ve meyvelerini buraya satmalıdır. Buradan da diğer illerdeki devlet hallerine gönderilmeli, iller arası bir devlet hal ağı kurulmalıdır.  

    Veya Et ve Süt Kurumu, devlet kontrolünde  ET-Sebze ve Meyve Kurumu olarak yapılanmalı , vatandaşlara etin yanında, meyve sebze de satmalıdır.. Böylelikle hem çiftçilerimiz ürettiklerini satarak mağduriyetten kurtulur, hem de aracılar ortadan kalkacağı için karaborsa da biter.  

   Devletimizin çiftçilerimize uzanan eli kolu olan Toprak Mahsuller Ofisi, hububatın yanı sıra mısır, ay çiçeği, kuru baklagilleri de almalıdır. 

   Ziraat Odaları, çiftçilerimizin sorunlarıyla uğraşan daha işlevsel, teknik elemanlarla donanımlı bir kurum olarak yeniden yapılandırılmalıdır. Veya Tarım Kredi ile birleşip, ZİRAAT KREDİ olarak yapılanabilir. Buralarda da ürünler satılabilir. 

        

  

Şemsettin CERAN 

Araştırmacı-Eğitimci-YAZAR 

“Zorunlu Adalet” Kitabının Yazarı 

[email protected]