Kamu Bürokrasisi ve Türkiye’deki gelişimine geçmeden önce bu kavramın ve yapının tarihsel anlamdaki gelişimini incelemek konuyu anlamamız açısından daha yararlı olacaktır.

Gözden kaçırmayın

2021 Yılı Ekim Ayı Memur Maaş Bordrosu Yayımlandı 2021 Yılı Ekim Ayı Memur Maaş Bordrosu Yayımlandı

Tarihte ilk bürokratik gelişmeler, Sümerlerin kurdukları şehirlerde görülmüştür. Ülkemiz açısından düşündüğümüzde oldukça eski sayılabilecek bu dönemde Sümerler, şehir meclislerini oluşturarak ve kente bağlı toprak rejimi kurarak, bürokratik yapılanmanın ilk temelini atmışlardır.

Vergilerin toplanması, tapınakların ve altyapı tesislerinin kurulması, kaynakların ve hizmetlerin bölüşümü ihtiyacı, buradaki idari yapının gelişmesini sağlamıştır. Bu gelişme kademe kademe iş bölümünü, rütbe, görev ve statü farklılığını ortaya çıkarmış (Eryılmaz, 1995:209) ve günümüze dek etkileri devam edecek düzeneğin temelleri atılmıştır. Aslında feodal yahut zirai toplumlarda bürokrasi olgusunun görülmesi gayet doğaldır. Çünkü devletin ortaya çıkışı ile beraber bürokrasi de var olmaktadır. Devletin etkin olabilme gücü, o devlet bürokrasisinin merkezileşme sorununa bağlı görünmekte, merkezileşme ise zorunlu olarak ulaştırma ve haberleşme süreçlerinin verimliliğine bağlı olmaktadır (Şaylan, 1986: 24).

Bütün bunlar, sonuçta bir bürokrasi mekanizmasının kurulması sonucunu doğurmaktadır. Batı’da ise modern anlamda kamu bürokrasisi, feodalitenin yıkıntıları üzerine kurulmuştur. Özellikle İngiltere’de Magna Carta ile, kişilerin lehine kralın yetkilerinin sınırlandırılmasına paralel olarak geliştirilen yeni kurumların kralla birlikte devlet yönetimine katılmaya başlamaları (Aykaç, 1997:58), bürokratik kuruluşların öncülleri olarak kabul edilebilir. 16. Yüzyıldan itibaren gelişen mutlak monarşiler dönemi ise, merkezi otoritenin yapısını büyütmüş ve gücünü artırmıştır. Merkezi yönetimin güçlenmesine bağlı olarak, yönetici ve memurlar sınıfı da doğmuştur. Böylece bürokratların toplum üzerindeki etkileri, derebeylerinin ve prenslerin hakimiyetlerinin yerini almıştır (Eryılmaz, 1995:211).

Siyasal iktidar tarafından belirlenen politikaları tarafsız bir şekilde uygulan ve siyasi otoriteye bağlı bir yapı olarak tanımlanan Bürokrasi kavramı Fransızca bir terim olmakla birlikte günümüzde bütün dillerde kullanılan “aristokrasi, burjuvazi, teknokrasi” gibi bir sınıfı ifade eden bir kavram haline gelmiştir. Bürokrasi kavramı ilk kez Fransız fizyokrat iktisatçı Vincent de Gournay tarafından kullanılmıştır. Bürokrasi kelimesi “Büro” (daire, memurlar) ve “Krasi” (Güç, İktidar) kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Bu şekilde “büroların iktidarı” anlamına gelmektedir (Kabaklı, 2002:9). Sözlük anlamıyla ile bürokrasi “devlet işlerinin yürütülmesinde yazışmalara gereğinden çok önem verme, kırtasiyecilik.” olarak tanımlanmaktadır. Eryılmaz ( 1995:204) Bürokrasi kavramının ilk çıkışı ile ilgili şunları söylemiştir: “Bu kavramın ortaya çıktığı dönemde memurların hizmet yürüttükleri masaların üzeri koyu renkli kumaşla örtülmekteydi. Aslında bu benzetme ile ifade edilmek istenen memurların toplum üzerinde giderek artan egemenliğidir. Memurların bu egemenliği, onların hizmet yürüttükleri bir araçla (yazı masası) ya da mekanla (büro) nitelendirilmiştir.”

En güçlü siyasal yönetim kuramı olarak nitelendirilen Bürokrasi, ataerkil çağda oluşup gelişmekle birlikte, çağdaş anlamda bürokratik örgütlenmenin gelişimi Ulusal devletin gelişmesi ile aynı paralelde olmuştur. Bundan ötürü bürokrasi çok farklı anlamlarda

kullanılmaktadır (Gökçe ve Şahin, 2002). Öztaş (2015: 140:142) de belirtiği gibi “bunlardan birincisi kırtasiyecilik anlamındadır. İkinci anlamı kamu mal ve hizmetlerini üretmek için kurulmuş dairelerdir. Üçüncü anlamı siyaset kurumunun aldığı kararları uygulayan memurlardır. Dördüncü anlamı ise bürokrasi örgüt, örgütlenme ve işleyiş biçimidir.”

Yazımın devamını haftaya yayınlayacağım.

CLOVE…

Ziya Günay