37 yıl sonra elektrik faturalarında alınan TRT katkı payına son verildi. 

Bununla beraber yapılan enerji fonu kesintilerinden de vazgeçildi.

Sadece bunlar değil. Uzun süre atamaları yapılmayan sağlıkçılarla ilgili bir gelişme yaşandı. 

Yaklaşık bir yıldır bu alandaki eksikliğin giderilmesi gerektiği vurgulanırken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 40 bin sağlık personelinin alınacağını duyurdu. 

Hemşire, din görevlisi, öğretmen ve polislerin talep ettiği 3600 ek gösterge konusunda da çalışma yapıldığı kesinleşti.
 
Ek göstergelerin 2200'den 3000'e ve 3600'e çıkarılmasıyla birlikte polis, öğretmen, hemşire, din görevlisi ve idarecilerin emeklilik ikramiyeleri ile emekli maaşları artacak. 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, 3600 ek göstergeyle ilgili çalışmalar yürütüldüğünü ifade ederek bunu adeta bir müjde olarak dile getirdi. 

İnsanların en çok merak ettiği diğer bir konu ise emeklilikte yaşa takılanların (EYT) durumu. 

EYT ile ilgili olarak iktidara yakın medyada olumlu haberlerin sayısı artmıştı. 

Emeklilikte Yaşa Takılanlar Federasyonu Başkanı Gönül Boran'a göre, 5 milyon 400 bin kişinin beklediği düzenlemeyle ilgili Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bir açıklama yaptı. 

"EYT çalışması yok" denilmedi

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, öncelikli gündemlerinde EYT ile ilgili çalışma bulunmadığını belirtildi. 

Açıklamada, "Son günlerde kamuoyuna yansıyan haberlere ilişkin bir düzeltme ihtiyacı oluşmuştur. Bakanlığımızın önündeki çalışma takviminde 3600 ek gösterge konusunda kapsam ve maliyet çalışması ile asgari ücret tespiti bulunmakta ve bu iki konuya ilişkin çalışmalar devam etmektedir. Bakanlığımızın öncelikli gündeminde EYT ile ilgili bir çalışma bulunmamaktadır" ifadeleri yer aldı.

Bakanlık açıklamasında EYT ile ilgili bir çalışma yok denilmiyor. "Bakanlığın gündeminde öncelikli değil" deniliyor. 

Aynı açıklamada 3600 ek gösterge ve asgari ücretle ilgili çalışmaların devam ettiği vurgulanıyor. 

19 yılın en yüksek zammı mı verilecek? 

Hatta AK Parti'den yapılan 19 yılın en yüksek zammının bu yıl asgari ücrete yapılacağı ifade ediliyor.

Bütün bu hayata geçirilen ve geçirilecek uygulamaların belli bir maddi kaynak gerektirdiği açık ve net. 

Bunun için de iktidar, zaten sıkıntı yaşandığı belirtilen ekonomik alanda bazı kalemlerde maliyetin yükselmesini göz aldığını gösteriyor. 

Bu ve buna benzer uygulamalar gündeme getirildiğinde "iktidar kesenin ağzını açtı" yorumları yapılırdı. 

Kesenin ağızının açıldığı zaman dilimlerinde hemen akabinde erken seçim kararı alınırdı.

İktidar erken seçim 'yok', muhalefet 'var' diyor

Yine benzer yorumlar yapılmaya başlandı. Muhalefet, iktidarın erken seçime gideceğinden ısrarlı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise kararlı bir şekilde seçimlerin 2023'te yapılacağını savunuyor. 

İktidar ve muhalefette yaşanan "erken seçim" görüşü, toplumun farklı kesimlerinde de değişiklik gösteriyor. 

Kimileri erken seçim hazırlıklarının yapıldığını ileri sürerken, kimisi de "zaten kaybedeceğini bilen" bir iktidarın bunu göze alarak sandığı milletin önüne koymayacağı görüşünde.

Benzer durum ekonomistler arasında da söz konusu. 

Ekonomist İbrahim Mustafa Turhan'a göre, iktidar para gerektiren hususları hayata geçirmek zorunda. 
 
Turhan bu konuda yetkin bir isim. Bir dönem Merkez Bankası Başkan Yardımcılığı yaptı. Eski Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü olarak çalıştı.
 
25 ve 26. dönemde ise İzmir Milletvekili olarak TBMM'de görev yaptı. 

Yani hem ekonomist hem de siyasetçi. Halihazırda da Gelecek Partisi Kurucusu ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak siyasi hayatını sürdürüyor. 

Turhan'a göre yüksek enflasyon nedeniyle işler bir süredir kontrolden çıkmış durumda. Artan enflasyon nedeniyle de özellikle AK Parti'nin seçmen kitlesinin çekirdeğini oluşturan dar gelirli kesimi baskı altına alınıyor.


"İzlenen politikalar enflasyonun sebebi" 

Dolayısıyla iktidarın büyük ortağı AK Parti'nin anketlere de yansıyan bu sorunu çözmek istediğinden adım atmak mecburiyetinde kaldığını ifade eden Turhan, "İzlenen ekonomik politikalar bizatihi enflasyonun sebebi. Sürekli faiz indirmek, kurun artmasına izin vermek ve kontrolü kaybetmek çözüm getirmiyor" dedi. 

İktidarın 'faiz indirelim, iktisadi faaliyet canlansın Türk lirası da zayıf. Bunun sonucunda ihracat artar. Ama bunlardan sıkıntı çekecek olan dar gelirli kesimi de biz genişletici maliye politikalarıyla bir şekilde yörüngede tutabiliriz' anlayışı ile hareket ettiğini aktaran Turhan, "Onların memnuniyetsizliğini ortadan kaldırabileceklerini düşünüyorlar. Onun için doğalgaza gelen yüksek zammı konutlara yansıtmadılar. Zincir marketler üzerinde baskı uygulanarak maliyet artışlarının fiyatlara yansıması önlenmeye çalışılıyor" diye konuştu. 

"Kaşıkla verdiğin kepçe ile alacak" 

"Her alanda genişletici bir maliye politikası izleniyor" diyen İbrahim Turhan, şunları kaydetti: 

"Tabii ki dar gelirli kesimlerin sorunlarının azaltılması ya da onların ekonomik olarak desteklenmesi iyi bir şey. Ama enflasyonu artırırlarsa bunun hiçbir anlamı kalmayacak. Yani kaşıkla verdiklerini kepçe ile alacaklar. Bütçe birliği ve kamu mali yönetim ve kontrol yasasının öngördüğü şeffaflık ortadan kalkmış durumda. Dolayısıyla da aslında bütçenin durumu sanılandan daha kötü. Çok güçlü bir maliyet baskısı var şu anda. Her şeyin maliyeti sürekli artıyor. Enflasyon sorununu çözmeden genişlemeci bir politika izlerseniz bu maliyet artışlarının nihai fiyatlara geçişli kolaylaştırmış olacaksınız."

"Erken seçimle ilgisi olduğunu düşünmüyorum" 

"Bunların gündeme getirilmesinin nedeni erken seçim olabilir mi?" sorusuna Turhan, "Erken seçimle ilgisi olacağını düşünmüyorum. Artık işler görmezden gelemeyecekleri noktaya geldi. İnsanlar ekonomik olarak sıkıntıda olduğu için bu şekilde bir çözüm aradıklarını düşünüyorum. 'Bunları yapamazsak gideceğiz' endişesi var. Ama bunları hiçbir yararı olmayacak. Başka birtakım dengeleri bozarak sonunda içinde bulunulan durumu daha vahim hale getirecek" diye konuşarak cevap verdi. 

"Alınan kararla ve yapılan düzenlemeler erken seçimin işareti"

Prof. Dr. Şenol Babuşçu ise ciddi mali kaynak gerektiren uygulamaların hayata geçirilmesinin erken seçimin işareti olduğu görüşünde. 

Prof. Dr. Babuşçu da Turhan gibi alanında yetkin bir isim. 

Ziraat Bankası Genel Müdür Yardımcısı ve Halkbank Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi olarak çalışıp emekli olan Başbuşçu, Başkent Üniversitesi Uluslararası Finans ve Bankacılık Bölüm Başkanı olarak görev yapıyor. 

Çok maliyetli olan muhalefetin sürekli yapılmasını istediği ancak iktidarın pek çok kere itiraz ettiği bazı düzenlemelerini yapılmasının sebebinin erken seçim olabileceğini ifade eden Babuşçu, bunun için bir de tarih veriyor: 2022 yılında kesinlikle erken seçim yapılacak.

"Önce olumlu etki yapacak, sonra eriyecek" 

Asgari ücretin çok yükseltilmesi, 3600 ek gösterge ve üstüne bir de EYT çıkarsa bunun eklenerek hesaplanması halinde bunların ciddi bir maliyeti olacağının altını çizen Başbuşçu, "Bir siyasi iktidar için seçim her şeyden daha önemlidir. Asgari ücrette ciddi bir artış yapılırsa bu ilk planda halk üzerinde olumlu etki yapacak. Gelir düzeyi artacağı için olumlu bir hava esecek. Ama sonraki aylarda yüksek enflasyon nedeniyle bu gelir erimeye başlayacak. Bu arada seçim de yapılırsa gelirin eridiği döneme değil de refahın biraz yükseldiği döneme denk getirildiği için halk pozitif etkilenmiş olacak" ifadelerini kullandı. 

The Independentturkish