20. Milli Eğitim Şurası, 1 Aralık itibarıyla başladı.

Tüm paydaşlara hayırlı uğurlu olur temennisiyle...

Şuranın açılışında Cumhurbaşkanı’nın ağzından şunlar işitildi:

1- Sözleşmeli öğretmenlerin özlük hakları kadrolu öğretmenlerin özlük hakları ile eşitlenecek. Yani iyileştirme olacak.

2- Uzman öğretmenlik unvanı için hizmet süresi ve sınav şartları getiriliyor. Şartları yerine getirenlerin derece kademesine 1 derece ve maaşına 1000 TL ilave ediliyor. Yüksek lisans (Tezli/tezsiz ayrımı olacak mı onu kanunda ya da kanuna bağlı çıkarılacak alt normlarda göreceğiz sanırım.) yapmış olanlar, uzman öğretmen sayılacak.

3- Başöğretmenlik unvanı için de hizmet süresi ve sınav şartları getiriliyor. Şartları yerine getirenlerin derece kademesine 1 derece ve maaşına 1000 TL ilave ediliyor. Doktora yapmış olanlar ise başöğretmen sayılacak.

Hemen hemen aynı saatlerde Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da tüm pratisyen ve uzman hekimlerin maaşlarına ne kadar ilave yapılacağına dair açıklamalarda bulunuyordu. Buna dair düzenlemelerin meclisten geçtiğini ifade ederek... Buna mukabil o cenahta da hekimler dışında kalanlar itiraz etmekteydi. Eee herkesin şu enflasyon günlerinde bam teli ve yumuşak karnı maaşlar... Burada dengeyi sağlamak, eşitliği gözetmek mühim bence...

Fahrettin Koca’nın bu açıklamaları akabinde öğretmenler de ağız birliği etmişçesine maaşa ilave için ortaya konan şartları kabul etmediklerini, tüm öğretmenlerin maaşlarına 3000 TL ilave yapılması gerektiğini Twıtter’da gündem yapıyordu. Bu itiraz dalgası, yüz binlerce twıt ile büyüdükçe büyüyor. Bakalım ne denli etki edecek? Meclis üzerinde bir baskı oluşturacak mı? Hep birlikte göreceğiz.

Eğitim öğretim hizmet kolundaki sendikalar da bu itiraz dalgasına kendilerini kaptırarak maaşlara ilaveleri olumlu karşıladıklarını ama maaşlara ilave şartlarını kesinlikle reddettiklerini bir bir  ilan ediyorlardı. Yani maaşa ilaveye tamam lakin şartsız şurtsuz... İlave miktarında iyi bir orta yol bulunur ve bir uzlaşı olur kanaatindeyim. Maaşların üzerine tüy dikmemek gerekiyor.

Top, kanun teklifinin verileceği mecliste artık. Mecliste muhalefet partilerinin, o partileri yönlendirecek ya da baskılayacak -varsa- eğitim sendikalarının etkinlikleri ve girişimleriyle kanun teklifi birtakım önergelerle son halini alarak yasalaşacak. Elbette yetkili sendika Eğitim Bir Sen toplu sözleşme masasındaki hezimetin telafisi için öğretmenler adına tüm öğretmenlerin maaaşlarına şartsız şurtsuz ilave yapılsın diye Ak Parti’yi yakın markaja almalıdır. Şu enflasyon günlerinde bu hamle artık bir sorumluluk değil, zorunluluktur. Ve varığını yoğunu ortaya koymalıdır. Buna, toplu sözleşme masasında çizdirdiği etkinliğini birazcık olsun düzeltme fırsatı ve şansı olarak bakmalıdır.

Bilhassa son aylarda öğretmen cephesinden gelen haberler hiç de hayra alamet değil. Hep iç karartıcı... Nasıl böyle olmasın ki, baksanıza dövize ve ona bağlı enflasyona... Öğretmenler, ciddi bir şekilde geçim güçlüğü çekmeye başladılar. Alım güçleri, eskiye nazaran çok kötü durumda... Yerlerde... Etraflarındaki birçok kamu görevlisinden daha az maaş aldıklarının farkındalar. Ve üstüne üstlük düşük olan maaşları her geçen gün eriyor. Böyle giderse neredeyse asgari ücret ile eşitlenecekler. Bir an için düşünün ki öğretmeniniz asgari ücretli çalışan pozisyonunda... İşte buna mahal vermemek üzere öğretmen maaşlarında ciddi ilaveler olmalı. Ve kesinlikle şartsız şurtsuz... Ve tümüne... Burada bir ayrım kabul edilemez. Sendikalar da bunu daha güçlü ve sert bir biçimde dile getirmelidir. Bundan taviz vermeyeceklerini göstere göstere...

Tüm pratisyen ve uzman hekimlere maaş ilavesi yapılırken nasıl ki ‘‘tüm’’ ifadesi kullanılıyor, öğretmenlerin de maaşlarına ilave yapılırken ‘‘tüm’’ ifadesi yerinde ve eşitlik ilkesine uygun olur. Öğretmenlerin başı kel mi efendiler?

Öğretmenlerin, halihazırda bir maaş bunalımı yaşadığı apaçıktır. Öğretmenin motivasyonunun sağlanması ve veriminin artması için maaşında ciddi ilaveler olmalıdır. Öğretmen, bu darboğazdan ve bunalımdan kurtarılmalıdır. Yoksa ancak ek derslerle maaşına destek sağlayan öğretmen pozisyonunda her geçen gün daha da ezilecektir. Ve beli bükülecektir. Bir an için düşünün ki çok ders mi öğretmeni yıpratır, az ders mi? Elbette çok ders... Çok derse giren öğretmen mi verimli, az derse giren mi? Elbette az derse giren... Bence hazır bir meslek kanunu çıkarılıyorken buna da el atılmalıdır. Öğretmene yalnızca maaş karşılığı ders verilmelidir. Maaş karşılığı ders saati de 15-20 saat arasında olmalıdır. Maaşı da 9000 civarında bir meblağ olursa öğretmenin hem motivasyonu hem de verimi yüksek seviyede olacaktır. Öğretmene bir şey verirken bin dereden su getirmeyin, kılı kırk yarmayın efendiler! Kolaylaştırın, zorlaştırmayın. Sahada ülkenin geleceği olan çocuklar onlara emanet, onların ellerinde şekilleniyor, bunu da aklınızda bulundurun!

Öte yandan sözleşmeli statüde öğretmen istihdamı tamamıyla bırakılmalıdır. Öğretmenlik kafa rahatlığı isteyen bir meslektir. Bir de öğretmenin kafasını, sözleşmeli statü vererek yormayınız. Bu bakımdan sözleşmeli öğretmenlik uygulaması eğitim camiasında kafa yoran bir ağırlıktır. Derhal terk edilmesi tüm paydaşların faydasınadır.

Sonuç olarak şu enflasyon günlerinde dilerim siyasilerimiz enflasyona direnen insanların psikolojisini düzeltmek için maaşlara ilave seansları yapmıyordur.

Öğretmeni rahatlatın!

Öğretmeni rahatlatın!

Öğretmeni rahatlatın!

Saygılar...

Yusuf SEVİNGEN