Memur Sen genel başkanı Ali Yalçın'ı bugün Eğitim Bir Sen genel başkanlığına ve Memur Sen genel başkanlığına taşıyan süreç manifesto gibi dile getirdiği "Memur himmet değil buğday istiyor." veciz sözüyle başlamıştı. Ali Başkan o dönemde isteği dışında gelen müdürlük kararnamesini de elinin tersi ile itmişti.

Peki nedir bu himmet değil de buğday isteme öyküsünün kaynağı;

Yüzyıllar öncesidir.

Hani kıtlık, yoksulluk yıllarıdır yine.

Buğday istemeye gider yoksulun biri, Hacı Bektaş-ı Veli’ye.

Sorar büyük veli, “Buğday mı istersin himmet mi”?

Adam düşünür, açtır, kıtlıktır, ihtiyaç vardır.

“Buğday” der, “ben himmeti ne yapayım? Bana buğday verin”.

 Sonra alır buğdayını ve düşer yola…

Yolda, molada aklı başına gelir, anlar himmet istemenin daha önemli olduğunu.

Pişmandır, döner gelir ama Hacı Bektaş-ı Veli, der ki, “geçti, artık senin nasibin Tapduk Emre’nin kapısıdır.”.

Evet, himmet yerine buğday isteyen, “Bizim Yunus ”tur, yani Yunus Emre.

Buğdayın, geçici hevesi, hırsı, çıkarcılığı, para sevgisini temsil ettiği buna karşın himmetin, kanaati, erdemi, iyiliği ve huzura ulaştıran bilgiyi, doygunluğu gerçek sevgiliye yönelmeyi temsil ettiği yerde buğday, cam parçaları iken himmet ise elmasın ta kendisidir.

İşte o dönemde bu metafordan hareketle liderliğe yürüyüş hareketini başlatan Ali başkan "Memur himmet değil buğday istemektedir." diye kitlenin sesini iktidara duyurmuş kendisini genel başkanlığa taşıyan süreci başlatmıştı.

Ben de bugünkü yazımda başkanlığını da yürütmekte olduğum Tokatlı Eğitim Gönüllüleri Derneği Başkanı olarak, alandan gelen talepleri bir arzuhale -bir dilekçeye- dönüştürerek köşemde yer vermek istedim .

 Biz TOEG Tokatlı Eğitim Gönüllüleri Derneği olarak "Mevzubahis vatan" ise her şeyin teferruat olduğunu düşünen , vatanperver eğitimciler ve eğitim gönüllülerinden oluşuyoruz.

 Toplumsal olarak değerler erozyonuna kurban edilen eğitim camiasını ekonomik olarak da sürklase edersek bu durumun toplumda onulmaz yaralara yol açacağı unutulmamalıdır .

 Bu nedenle aşağıdaki önerilerimizi bir dilekçe olarak yetkililere iletiyoruz;

 1-Eğitim çalışanları ve kamu görevlilerine 15 Ocak'ta bordroya yansıyacak şekilde SEYYANEN ZAM yapılmalıdır.

 2-Gelir vergisi matrahı %15 'te sabitlenmelidir.

 3-3600 ek gösterge sözü hayata geçirilmelidir.

 4-Öğretmenlik meslek kanunu mutlaka revize edilmelidir. Sicil yönetmeliğinin olmadığı bir süreçte, yalnızca disiplin sürecinin işlediği öğretmene taltifin kişilerin iki dudağı arasında kaldığı mevcut durumda sadece sınavla uzmanlık olmaz. Öğretmenlik artık bir kariyer mesleği olmalıdır.

 5-Ücretli öğretmenler de en az asgari ücretli emekçiler kadar ücret almalıdır.

 6-Emekli öğretmenler ve eğitim çalışanları unutulmamalıdır. Ahde Vefa sadece bir deyim değildir, vefa sadece bir semt adı değildir.

 7- Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği acilen değiştirilmeli altyapısı olan kanun değiştirilerek yönetici atama yönetmeliğine dönüştürülmelidir.

8- Yöneticilik ek görev olmaktan çıkarılmalıdır. İller arası atamalarda nasıl ki polisler, askerler unvanları ile gidiyorsa yöneticiler de öğretmen olarak gitmemeli, unvanları ile tayin olmalıdırlar.

 Ekonomik kriz nedeniyle hızla eriyen maaş ve ücretlerin sosyal devlet ilkesi gereği hızla telafi edilmesi gerekmektedir.

Asgari ücretli emekçi kardeşlerimizin yüzünü güldüren kayda değer zamdan dolayı emeği geçenleri ve özellikle irade koyan Sayın Cumhurbaşkanı'nı tebrik ediyoruz.

 Aynı iradeyi, alım gücü düşen kamu çalışanları adına da görmek istediğimizi ifade etmek isteriz.

Hikmetli olan anlasın ki artık "himmet" karın doyurmamaktadır.

 Memur himmet değil buğday istemektedir.

 Son söz, TOEG Tokatlı Eğitim Gönüllüleri olarak devletimizin her daim yanındayız.

 Devletimizin de 15 Temmuz'da, pandemide, tüm zor zamanlarda dimdik yanında duran eğitimcilerin yanında olmasını talep ediyoruz.

 Tatlı sözlerle ve iki başarı belgesi ile ağza bir parmak bal çalınmıştır.

 Eğitimciler artık hakkını istemektedir.

 Şeyh Edebali'nin Osman Gazi'ye nasihatinde dediği gibi "Ey Oğul, insanı yaşat ki devlet yaşasın."

Eğitimcileri yaşatın ki Milli Eğitim yaşasın.

 Vesselâm.

Erhan Ziya SANCAR

 Eğitimci Yazar