Ünlü Alman Fizikçi Albert Einstein, hayatı bisiklete binmeye benzetiyor. Dengeyi korumak için sürekli ilerlemek gerekir, dengeni kaybettiğin zaman bisikletten nasıl düşersen, hayat ritmini, ahenkli çalışmanı bıraktığın zaman da hayata tutunma şansın azalır. 

Eğitimin başlangıcı olan okuma yazma öğrenmesinde de, ara verildiği zaman unutma yaşanmaktadır. Bundan dolayı uzun tatiller mahsurludur. Hatta ilkokulun diğer sınıflarında da unutma vardır. Uzun yaz tatilleri bu açıdan tekrar belirlenmelidir. 

Hep genç olarak hatırladığımız ilkokul öğretmeninizi yıllar sonra rastladığımızda, çok değişmiş yaşlanmış, saçı dökülmüş, beli bükülmüş görünce asla kabullenmeyiz. 

Çünkü o bizim hafızamızda hep dinç, genç ve enerjik olarak kalmıştır. 

Yine uzun yıllar sporla uğraşan birini, sporu bıraktıktan sonra gördüğümüzde hayretler içerisinde kalırız. Çünkü vücudu deforme olmuş, kilolar almıştır. 

Günlük hayatımızda da her işte devamlılık gerekir. Sürekli değişik işlere sapmamak gerekir. Ya da çalışmaya ara vermemek gerekiyor. Aksi takdirde sekteye uğramamız kaçınılmaz olacaktır. 

Aynı şeyleri öğrencilik için de dile getirebiliriz. Bir öğrenci başarılı olması için,  kafası estiği zaman değil,  derslerine düzenli çalışması gerekir.  

Yine Peygamber Efendimizin bir hadisi ; “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya çalış, yarın ölecekmiş gibi de ahrete çalış." Hadisi de bu düşünceyi en iyi şekilde anlatmaktadır. İkisinde de ölümün zamanı bilinmediği için çalışma ve ibadet hep devam etmelidir.  

Ama kalıcı olabilmek için de ölmez eserler yapmak gerekiyor. Reşat Nuri Güntekin’in “ Çobanla Şair” hikâyesini buna örnek olarak verebiliriz. 

Bir çoban şehirde bir kalabalık görür. Yanlarına vardığında bir adamın heykelinin açılışını görür. Şaşırır, acaba ne iş yaptı da heykelini dikiyorlar. Sonra koyunlarını güderken dağ başında, yaşlı beli bükülmüş, saçı dökülmüş bir yaşlı adamı görür ve ona şehirde gördüklerini anlatır. Gördüğü şahısta,  o kişi benim der. 

-Çoban, hayretle sen şu halinle ne yapabildin de senin heykelini diktiler, ben senden daha güçlüyüm, taşı sıksam suyunu çıkarırım, der. 

Şair, gel seninle bir imtihan yapalım, der. 

-Çoban, benim okumam yazmam yok ki…. 

-Olsun fark etmez. Şimdi kapa gözünü, ne gördüğünü anlat, der.-Hiçbir şey görmüyorum. Göz kapalı ne görülür ki…Sıra şaire gelir; 

-Şair, mavi bulutları, onun yanındaki yıldızları, yavrusuna ekmek arayan kuşları, vatanına geri dönen leylekleri, birbirine mâni yazan sevgilileri vs.… Çoban; 

-Tamam, senin büyüklüğünü ben de anladım, haklısın, seni tanıdığıma çok sevindim.  

-Ben bu yaşa gelene kadar bir sürekli eserler verdim. İnsanlar benim görünüşüme değil,  bu eserlerimden dolayı bana değer veriyorlar, heykelimi dikiyorlar. 

Sonuçta, dengeyi korumak için, başarı için, tıpkı bisikleti sürerken olduğu gibi hep ilerlemek, durmamak gerekir. 

 

Şemsettin CERAN   

Eğitimci-Araştırmacı-YAZAR-ŞAİR /ANKARA