17 Haziran 2022 Cuma itibarıyla cari ders yılı tamamlandı.

20 Haziran 2022 Pazartesi itibarıyla da öğretmenler hizmet içi eğitim sürecine alındı.

Bu süreç, 24 Haziran 2022 Cuma gününe değin devam edecek.

Bu sene, sene sonu seminer dönemi uzaktan planlanmış.

Çok da iyi olmuş.

Öğretmenlerin ekseriyeti bundan memnuniyet duyuyor.

Okula boşu boşuna gidip gelme ve okulda boş boş oturma ritüelinde de böylece kurtulmuş oldular.

Pandeminin getirisi, kazanımı, lütfu diyelim buna da.

Pandemi olmasaydı sittinsene öyle devam ederdi.

Öğretmenlerin yıllardır süregelen serzenişine rağmen…

Eeee Türk eğitim sisteminde bazı ritüeller anlamsız ve gereksiz de olsa o denli yerleşmiş ki dönüştürmeniz veyahut söküp atmanız neredeyse ütopya…

Hizmet içi eğitim videolarına ilişkin öğretmen geri dönütlerine bakılırsa öğretmenlerin kendilerine sunulan hizmet içi eğitim videolarından da epey keyif aldıkları anlaşılıyor.

Verimli, yararlı, motivasyon artırıcı, harika gibi güzellemelerle sosyal medya gruplarında geri bildirimlerde bulunuyorlar.

Özellikle birbirlerine salık verdikleri ve dikkat çektikleri eğitim videoları ise şöyle:

1-    Kendilik Cesareti

2-    Sosyal Medya Kullanımı ve İletişimi

3-    Zor Durumların Yönetimi, Meslek Doyumu vs…

4-    Merhamet ve Yavaşlamak

5-    Öğretmenin Fabrika Ayarları

6-    Öğretmen Olmak

Elbette bunlar haricinde başka eğitim videoları da bulunuyor. Onları buraya almadım. Öğretmenlerin en az 1 eğitim videosunu izlemesi yeterli oluyor. Neye mi? Hem sene sonu hizmet içi eğitimi tamamlamalarına hem de sene sonu seminer dönemi ek ders ücretini hak etmeye…

Her neyse konuyu çok dağıtmadan devam edelim.

Yukarıdaki söz konusu eğitim videolarının tamamı retorik üzerine kurulmuş. Retorik üzerine kurularak ahkam kesmek elbette en kolay olanıdır. Buna retorik teatisi ya da ayini de diyebiliriz. Yani değişen bir ritüelin içinde teati ayini…

Bu alışverişten konuşan da keyif alıyor. Dinleyen de keyif alıyor. Diyeceksiniz ki o zaman:

-       Sorun bunun neresinde?

Sorunumuz: Pratiktir.

İş pratiğe gelince ya da dökülünce pratiğin canı çıksın. Retorik capcanlı, pratik ölü… Pratik arada kalmış zira. Bir mengenede sanki…

Bundan ötürü diyoruz ki:

-       Konuşanın ve dinleyenin deşarjından öteye geçmeyecek olan eğitim videoları… Bize eğitim sahasını tozpembe gösterecek… Sonra toz olup gidecek. Üzerimize üzerimize gelen tüm gerçeklerle baş başa kalacağız. Tam böyle düşünürken Sinan Canan’a Alev ALATLI’nın söylediği söz kulağıma çalındı: ‘‘Dünyayı değiştirmek istiyorsan elinden gelen işle başla!’’ Aslında bu eğitim sistemi içinde tozpembe ve ponçik halleri ya da hayalleri bırakıp herkesin elinden gelen işe odaklanması lazım. Muhakkak herkesin elinden gelen bir iş var. Daha gerçekçi ve buram buram yaşam kokan bir retorik işte.

Evet, Sinan Canan’ın, Nevzat Tarhan’ın, Ahmet Şerif İZGÖREN’in söyledikleri kayda değer… Lakin artık izleme, dinleme ve konuşma aşamasını geçsek diyorum. Retoriğin pratiği yok mu acaba? Ya da ne zaman pratiğe sırtını değil, yüzünü dönecek pratik? Hava söz ya da sözcük dolsun diye mi konuşuyoruz? Havayı mı şişiriyoruz yoksa kendi havamızı mı? Bence yol ayrımındayız ve tercihte bulunmalıyız.

Bir öğretmen arkadaşım şöyle yorumluyor bu videoları:

‘‘İnsan bu videoları izlerken kendini Alıce Harikalar Diyarı’nda zannediyor. Hatta gerçeklikten epey uzaklaşıyor. Üç-beş hayalden öteye geçemiyor sonra. Geçmek isteyenin de gerçekler öyle bir yüzüne çarpıyor ki netice hayal kırıklığı oluyor. Öte yandan öğretmenlere, merhametten ve kendilikten dem vuran sistem öğrencilere kurslardan, testlerden vs. bahsediyor. Bazen insan bu sistemin çelişkilerinde kavruluyor. Kendi yağında kavrulmak gibi… Aslında hepimiz öyle ya da böyle idare ediyoruz işte.’’

Ayrıca Sinan CANAN’ın oturuşuna ve sunduğu eğitimin ‘‘Öğretmenin Fabrika Ayarları’’ şeklinde isimlendirilmesine takılanların olduğuna da rast geldim. Bu takıntılı kimselere ise şöyle diyorum:

‘‘Üzümün çöpü armudun sapı darboğazından kurtulun. Burnunuzdan kıl aldırmayıp buluttan nem kapıyorsunuz ha bire.’’

Saygılar…

Yusuf SEVİNGEN