Kanallar arasında gezerken Deniz Toprak isimli bir sanatçı yanık sesiyle ' Gözünü toprak doyursun.' türküsünü seslendiriyordu.

 Pandemi nedeniyle tam kapanmanın tartışıldığı şu günlerde düşüncelere daldım.

Pandemi dönemi bize gösterdi ki şükretmeyi bilmiyormuşuz.

 Teşekkür etmeyi bilmiyormuşuz.

 Elimizdekilerle yetinmeyi bilmiyormuşuz.

 Soluduğumuz havanın değerini bilmiyormuşuz.

 Güneşin değerini, yağmurun değerini,toprağın değerini,yolculuğun değerini bilmiyormusuz.

El sıkışmanın ,sarılmanın değerini bilmiyormuşuz.

 Kanaat etmeyi zanaat haline getirememişiz.

 Pandemi işte hırslarının esiri olan bu şükürsüz topluma, bu teşekkürsüz  topluma Yaradanın bir ibret mesajıdır.

 Ah biz insanlar, bizim olan dünya herkese yetecek genişlikteyken, hırslarımızla daraltıyoruz onu.  

 Mirim şu Dünyada şu an yaklaşık 7,78 milyar insan yaşıyor.

Bu insanların hepsini bir metrekarelik bir alanda duracak şekilde topladığımızda 7 bin 500 kilometrekarelik bir alana sahip Çankırı’yı dolduramıyor bile. Biraz sıkışsalar tamamı Konya Ovası'na sığabilir.

Hatta bu hesabı bir adım ileri taşırsak, Carl Haub’un insanlığın milattan önce 50 bin yılında iki insandan doğduğu varsayımını esas alarak yapmış olduğu bir hesaba göre, Adem Babamız ve Havva Annemizden bu yana, şu an hayatta olanlar dahil, 115 milyar civarında insan yaşadı.

Yine her birine cömertçe bir kare ayırırsak, sadece iç Anadolu Bölgesi’nin üçte ikisinden biraz fazlası ancak dolacak.

Mahşer yeri çok dağınık olmayacak diyebiliriz.

Daracık bir parsel için can pazarlarının kurulduğu Dünya, böylesine geniş bir yer aslında

İnsan, hırs ve kin güdümlü hareket ettikçe, bütün galaksi hayat dolu  da olsa, yine yetmeyecek belki de.

Tolstoy’un “İnsan Ne İle Yaşar” adlı kitabında, çiftçi Pahom’un hazin ve ibretlik öyküsü yer alır.

Sıradan kendi halinde bir çiftçi olan Pahom, daha zengin bir hayatın hayalini kurmaktadır.

Uzak bir yerlerde, cömert bir reisin karşılıksız toprak verdiğini duyunca, daha çok toprak elde etmek için reise gidip talebini iletir. Gerçekten de reis herkese istediği kadar toprak veren cömert biridir.

Pahom’a “Sabah güneşin doğuşundan batışına kadar yürüyerek ya da koşarak ulaştığın bütün yerler senindir fakat güneş batmadan yeniden başladığın yere dönmen lazım.” der. “Seni başladığın yerde görmek istiyorum. Yoksa bütün hakkını kaybedersin.”der.

Pahom güneşin doğuşuyla beraber başlar yürümeye. Tarlalar, bağlar, bahçeler geçer. Tam geri dönecekken gördüğü sulak bir arazi dikkatini çeker, orayı da almak için koşmaya başlar.

Şu bağ, bu bahçe derken bakar ki güneşin batmasına az kalmış. Vakit epey geçmiş. Daha hızlı koşar, koşar, ama artık kesilir takâti. Halsiz adımlarla yürümeye devam ederken, Pahom’un burnundan kanlar damlamaya başlar. Tam başladığı noktaya yaklaşmışken, bir an yığılır yere ve bir daha kalkamaz…

Reis olanları izlemektedir. Çok kereler şahit olduğu olay yeniden vuku bulmuştur. Adamlarına bir mezar kazdırır. Pahom’u bu mezara gömerler. Reis Pahom’un mezarının başında durur şöyle der:

'İnsanoğlu ibret almaz durumu beter

Azıcık insan olana bu kadar toprak yeter!'