08.05.2021, 19:08

Gösteri Çağı

Benim için ayrı bir ilgi alanı olan TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu)’nun yayımladığı verilere bazen saatler ayıran deli bir tarafım var. Gayem; bir anlamda içinde yaşadığım ve aynı çağın göğsünden birlikte süt emdiğim insanları tanımak olsa da toplumun bir ferdi olarak belki de gidişatımızın karekodlarını okuyabilmek gayesini güdüyorum bir anlamda.

Dün ise hayret ettiren bir veri çarptı gözüme.

Zira bu verilere göre ülkemizde 2019 yılında 61 bin 512 kitap yayımlanmış. Yani günde yaklaşık olarak 169 kitap matbaalardan çıkıp, raflara ulaşmış.

Uluslararası Yayıncılar Birliği’nin 2018 verilerine göre kitap okuma, önceliklerimiz arasında 232. sırada olunca ve yine aynı veriler günde 1 dakika kitap okuyup, 6 saat televizyon izlediğimizi, 4 saat internet kullandığımızı fısıldayınca bu rakama hayret ediyorsunuz tabi ki.

Mutluluğun büyük ölçüde artık beklentilerin karşılanmasına odaklandığı; kendinize biçtiğiniz hayaller ile hayatın dayattığı gerçekler arasındaki uçurumun gün geçtikçe derinleştiği; hakikatin bedelini ödemek yerine daha çok tellallığını yaparak nemalanmaya çalıştığımız mümbit coğrafyamda beni şaşırtan şey yayımlanan “kitap sayısının çokluğu” değil aslında.

Öyle ya bir kitap yazmanın zahmetine, akıtılan yürek terine; her bir kitabın koynunda barınan uykusuz gecelere, günün ilk ışıklarına kadar ilmek ilmek örülen ve bazen doğurmak için saatlerce kıvranılan cümlelere yabancı değilim.

Zihnimden yüreğime akan ses “bu kitaplarda yazılan bilgilerin nerede olduğunu” soruyor sadece. Ya da bu kadar kitaba rağmen bizim neden “ruhlarımız üşüyor” ve doyurulamaz bir “anlam açlığı” içinde kıvranıyoruz da umudumuz ve ufkumuz bu kadar yorgun?

İnsan sormadan edemiyor, zira TÜİK’in 2019 yılına ait verileri yaklaşık 411 milyon kitap bandrolü satıldığını da gözler önüne seriyor.

Kabul edelim ki yırtıcılığın, bencilliğin ve artık kişisel çıkarların sahne aldığı; bizi biz yapan manevi dinamiklerinden örülü erdemlerin her geçen gün anlamını yitirdiği bir “gösteri” çağında yaşıyoruz ve bu çağın göğsünden süt emen zamanımızın insanı, artık bir gözetim toplumu halinde “seyretmeye ve seyredilmeye” her şeyden çok daha fazla önem veriyor.

Özellikle çağımızın barometresi olarak gösterilen sosyal medya hesaplarına bakın herkesin gösterecek ve görünecek bir şey (ler)i var ve herkes bu “görünürlük” furyasına katılmak için can atıyor. Çünkü bu furya; önce “arzuyu” üretiyor, sonra “görünürlük” sevdasıyla bu arzuyu doyuruyor.

Bellekten mahrum, köklerinden uzak, her türlü bilgi saniyeler içinde elinin altında olduğu için bilgi ve bilgeliği bu yüzden umursamayan ve bu sayede de “her konuda bilgisi olup malumat kırıntılarının üzerine devasa fikirler bina edebilen” bu furyada, kameraların modern hakimiyeti ve söz yerine imgelerin krallığı söz konusu.

Gaye sadece “kendini” göstermek olunca da ait olduğu köklerin fısıldadığı “empati” buharlaşıyor ve sadece kendisi için yaşayan, diğer insanlara sadece “kendisini yüceltsin ve övsünler” diye değer veren; istediğini aldıktan sonra da bir kâğıt mendil gibi muhatabını kaldırıp atan kişilikler ortaya çıkıyor.

Şöyle alıcı gözlerle bir bakın; kendilerine yönelmiş kameralarla kendinden geçmiş, adeta bir tornadan çıkmış gibi parlak, sürekli enerjik, acıyı ve hüznü reddeden, toplum ve insanlık adına ürettiği en ufak bir değeri olmayan, başarı; popülerlik, çekicilik gibi yalancı cennetlerin ihtirasında boğulmuş bu besleme kişilikleri gözümüzün içine sokuyor bu furya.

Ama ne acı ki bu furya sadece sahip olma hırsımızı tetikleyip bizi birer tüketim makinesi haline getirmiyor, ya da zamanlarımızı çalmıyor; aynı zamanda faydanın peşinde koşan, istediklerini burada ve şimdi isteyen bir kişilik yaratarak ruhlarımızı da istila ediyor. Bununla savaşmak için elimizde kadim insanlık değerlerinden başka bir silahımız yok, ama bu silah da “manevi değerlerimiz baş döndüren bir hızla ters düz edildiği için” günden güne caydırıcılığını kaybediyor.

Zahmete, çileye, oluş çabasına yaslanmayan bu arayış ruhunun uzay boşluğunda kaybolan günümüz insanının manevi açlığını gidermek için pansuman niyetine din soslu popülizmi de öne çıkarıyor ama kimse kulaklarını ve özellikle de yüreğini inandığını sandığı değerlere sonuna kadar açmadığı ve açarsa özgürlüğünü kaybedeceğinden korktuğu için; o an duyduğu birkaç söz ve birkaç dakikalık sohbetle sadece üşüyen ruhunu örtüyor. Bir süre sonra o da bu enformasyon deryasında kaybolup gidiyor.

Sahne ışıklarını ellerinin tersiyle itip görünür olmayı ısrarla reddeden; gözleri gibi sakındıkları insan kalma davası içinde kıvranan ve yıllar yılı biriktirdikleri değerlerle bu mümbit coğrafya için söylenecek sözü olanlar yok mu, var tabi olmaz mı? Ama onlar da ne yazık ki tıpkı Hz. İbrahim(as) gibi yalnız ve tek başınalar. Doğrularda kalabalıklaşmak adına atacakları en ufak bir adımla flaşların yüzlerine patlayacağını, spot lambaların yüzlerinde patlayacağını ve kim bilir belki de bilginin şehvetinde boğulacaklarını bildikleri için adım atmaktan imtina ediyorlar.

İnsanlık tarihinde insan denen varlığın kendi fıtratından bu kadar uzaklaştığı bir çağ yaşandı mı, köklerinden uzakta göklere yükselme sevdası tüm benlikleri bu kadar hoyratça sardı mı bilmiyorum ama resmi verilere göre günlük yaklaşık 170 kitabın basılıp raflara girdiği bir toplumda bu kitapların okunup okunmadığından emin değilim.

Zira bilgi benim acizane fikrimce amaç değil araçtır. İnsan bu araçla önce kendisi olma yolunda yorulur, sonra da tıpkı bir mum gibi tükene tükene çağın zifiri karanlığına ışık saçar.

Üzülerek söylemeliyim ki; arzunun, haz ve hızzın, ayartıcı tüm güçlerin “krallık tahtında” oturan medya, bizi ikna etme konusundaki maharetini sergiledikçe; sorumluluklarımızın ihmali sahipliklerimizin, derin benlik kuyularında “bizi biz yapan” kırıntılar da kaybolacak; okuma yazmayı sökmüşlerimizin kendi egolarını yücelttikleri narsist öyküleri okumaya devam edecek ve bu dünyaya kendi hikayemizle bir değer kat(a)madan ötelere göçeceğiz.

Zira görmek istemesek de, bugün gözümüzün ta içine “rol model” olarak sokulan besleme kişilikler; iyiliği besleyen, hakkın gücüne inanan, yaşatmanın asıl imtihan olduğunu kavrayan ve bunu için gözünü kırpmadan kendini feda edebilen kahramanlar değil; yazık ki sadece kendileri için yaşayan, gücün hakkına iman eden, dünyayla ilgili sahici dertleri olmayan gel geç şöhretler ve bunların ne kendilerine, ne bize ne de topluma bir şey katamayacakları gün gibi ortada.

Bundan değil midir ki hayal dünyaları video oyunlarıyla, televizyon ekranlarından üzerlerine boca edilen şiddetle ve bu şiddetin ortaya çıkardığı “Kurtlar Vadisi” nesliyle, gücünü tüketimden alan ve bu yüzden “kutsallık” gömleği giydirilen her şeyi söküp atan kapitalizmin hayasız saldırılarıyla tarumar olan çocuklarımızla geleceğe umutla bakamaz olduk!

Bundan değil midir ki artık hemen hiçbirimiz bir imdat anımızda, ruhumuzu mengene gibi sıkan bir musibetimizde, bir kalp daralmamızda, akıttığımız gözyaşlarının sıcaklığında “Hızır’ı” görmez olduk.

Bundan değil midir ki, bir ısırık elma için yedi yıl kölelik yapan içimizdeki Musa(as)’yı benlik çukurlarımızda kaybettik ve çağımızın insaf bilmez, sözün namusundan bihaber, yeminin erdeminden beri, vefadan yetim hal bilmezlerinin arasında “asasız” kaldık.

Bundan değil midir ki; günü birlik ilişkiler, bilmem kaçıncı el yürekler ve bedenler, sevginin almak değil hiçbir şey kalmayana kadar vermek olduğunu idrak edemeyen zihinler, gündüzün ortasında üşüyen ruhlarımızla “sevgisiz” kaldık.

Bundan değil midir ki; çarmıha gerdiğimiz manevi dinamiklerimiz, “oku” emrine rağmen cehaletin dibine vuran idraksizliğimiz, “paylaş” emrine rağmen banka sıralarına kölelik yapan yetimliğimizle “İsa(as)’sız” kaldık!

Bundan değil midir ki; koşulsuz sevgi, katıksız merhamet, amasız adaletin inşa ettiği medeniyete sırtımızı dönerek; ruhumuzun kıyılarını döven zemheri yalnızlığımızla “Muhammed Mustafa(sav)’sız” kaldık.

Yorumlar (0)
22
parçalı az bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 38 86
2. M. United 38 74
3. Liverpool 38 69
4. Chelsea 38 67
5. Leicester City 38 66
6. West Ham 38 65
7. Tottenham 38 62
8. Arsenal 38 61
9. Leeds United 38 59
10. Everton 38 59
11. Aston Villa 38 55
12. Newcastle 38 45
13. Wolverhampton 38 45
14. Crystal Palace 38 44
15. Southampton 38 43
16. Brighton 38 41
17. Burnley 38 39
18. Fulham 38 28
19. West Bromwich 38 26
20. Sheffield United 38 23
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 38 86
2. Real Madrid 38 84
3. Barcelona 38 79
4. Sevilla 38 77
5. Real Sociedad 38 62
6. Real Betis 38 61
7. Villarreal 38 58
8. Celta de Vigo 38 53
9. Granada 38 46
10. Athletic Bilbao 38 46
11. Osasuna 38 44
12. Cádiz 38 44
13. Valencia 38 43
14. Levante 38 41
15. Getafe 38 38
16. Deportivo Alaves 38 38
17. Elche 38 36
18. Huesca 38 34
19. Real Valladolid 38 31
20. Eibar 38 30