Başlığımı Yunus Emre’nin şiirinden seçtim. Çalap Oğuzca’da da Rab demektir. Allah âlemlere sığmaz ama kırık kalplere giriverir. Yunus Emre çağının değil günümüze bile ışık tutan felsefesiyle insan sevgisini ve Rabbe olan aşkı dile getirir. Müslümanlığın tertemiz berrak hali ile insanlara seslenen Yunus Emre, dinin ne kadar insan sevgisi ile dolu olduğunu dizlerinde gözlerimizin önüne seriyor. Şiirlerini dinlerken insanın ruhunu besleyen dizelerde insanın ne kadar onurlu ve rabbine muhtaç olduğunu bizlere gösteriyor. İslam âlimlerine baktığımız da bu özellik kendini göstermektedir. Aslın da Yunus Emre’nin bize dokunması öz Türkçeyle halkın kalbinde yer etmesinden kaynaklanmaktadır. Müslümanlığın temeli saf bir sevgiyle Allaha ulaşmaktır. Hiçbir beklenti olmadan âdemoğlunun Rabbine dua ile seslenmesidir. Son peygamber Hz. Muhammed (S.A.V) dünya üzerinde saflığın tertemiz duyguların kaynağıydı. Tüm peygamberlerin mucizelerinin temeliydi. İnsanı karşılıksız ve saf sevmenin kaynağıydı. Rabin kullarını karşılıksız sevmesi sanırım her şeye rağmen seviyorum demenin temeli buradan geliyor olmalı. Çünkü Rab kullarını her şeye rağmen seviyorken biz insanlar şartlar koyarız. O kadar çıkar içinde yaşarız ki gözümüz kendimizden başkasını görmez. Hayat yalnızca kendi etrafında dönen insanlarla dolu maalesef, ama Rab insanoğlunu her şeye rağmen sever ve rızık verir.
Günümüzde insanların çıkar kavgaları evlere kadar girmiş güç savaşı hayatın her sathında devam ediyor. Acımasızca bir birlerini kırıyor bir birlerinin üstüne basıp yukarlara tırmanıyor. Ne kadar acı bir durum toplumun geldi son nokta, yazıklar olsun diyor insan bu durumu izledikçe hırs, iktidar ve para, benlikleri sarmış, sarhoş bir vaziyete getirmiş, gözleri hiçbir şey görmüyor. Evladını kaybeden bir baba hala hırs ve iktidar içinde ağzı köpürerek gücü elde etmek istemesi ne iğrenç bir ironi yalnızca dilden dökülen cümlelerle yazıklar olsun diyesi gelir. Toplunun en sıkıntılı kesimi ise entelektüel geçinip ateist takılan tipler bu karakterdeki insanların hayatı sahtelik içinde geçer kendilerini toplunun üzerinde gören bu şahsiyetler aslında sülük şeklinde yaşarlar. Toplumda o kadar değişik çürümüş birey var ki, kimisi dini diline dolar kalbinde ise dinin ve Allah’ın zerresini bile bulamazsın.
İşte toplumun durumu hele bir de bu bozuk yaşam tarzında aramızdan çıkan siyasetçiler. Güç ve iktidarı ele geçirdiklerini sana bu kişilikler dünyanın kendi etrafında döndüğün sanarak bireylere ahkâm keserler kendi çıkarlarına dokunulduğun da bir öfke nöbeti geçirip sorunu ortadan kaldırmak için her yolu seçerler. Ama sanmayın bu sözler iktidar için söylüyorum aslında tüm siyasetçilerden bahsediyor. Düşünceleri ne olursa olsun aynı karakterde tek bir fabrikadan çıkmışçasına gücün sarhoşluğu altında küçük dağları kendileri yarattı edası vardır. Ama ne yazık ki haytalarını dünyada bırakan şahsiyetlerdir.
Dünyamıza Yunus Emre’nin öğretilerindeki sevgi her şeye rağmen sevebilmek, kişi dünyanın en çirkin en zavallı en sefil insanı olabilir. Bunlara rağmen sevilebilir. Burada insanın iyi çekici ya da zengin bir konum elde ederek sevgiyi kazanması gerekmiyor. Kusurlarına cahilliğine kötü huylarına ya da kötü geçmişine rağmen olduğu gibi o haliyle sevilebiliyor. Bütünüyle çok değersiz biri gibi görünebiliyor ama en değerli gibi sevilebiliyor. İşte Rabbin insanoğlunu sevdiği gibi kişilerde koşulsuz bir birlerini sevdiğinde dünya yaşanabilir bir yer haline gelecektir.
‘’ Gönül Çalab'ın tahtı gönüle Çalap bahdı, İki cihân bed-bahtı kim gönül yıkar ise’’ Yunus EMRE