Cumartesi günleri TRT-1’de izleyenleri ekran başına kilitleyen, ailecek seyrettiğimiz “Gönül Dağı” diye bir dizi film yayınlanıyor. 

    Bozkırda hayallerinin peşinden koşan ve tüm engellere rağmen imkânsızı başarmaya çalışan 3 kuzenin hikâyesi anlatılıyor Gönül Dağı’nda. Yazdığı   hikâyelerde bozkırı ve bu coğrafyada yaşayan insanları samimi bir dille eserlerine yansıtan Mustafa Çiftçi’nin öykülerinden esinlenilerek senaryolaştırılan Gönül Dağı, Eskişehir’in Sivrihisar ilçesinde çekiliyor. 

     İç Anadolu Bölgesinin çeşitli il ve ilçelerinde yaşamış ve halen de yaşamaya devam eden ve Bozkırın (İç Anadolu Bölgesinin )  folkloru ile ilgili de araştırmalar yapmış birisi olarak, dizide Bölgeyle pek uyuşmayan bazı alışkanlıklar, geleneklere de rastlamak mümkün. Yanlış bir algı oluşmaması için açıklama gereği duyuyorum. 

     İç Anadolu bölgesi genelinde birden çok çocuk olur. Ama dizide, filmin ana karakterlerinin çoğunda (başkan, rekabetçi amcalar, dişçi vb)  çoğunda tek çocuk olması pek Bozkır’da rastlanan durum değildir. Çünkü bozkırda çocuk arkadır, kaledir, iş gücüdür. 

   Yine dizide parayla ağıtçılık diye bir mesleğin olmasını da hiç duymadım. Genellikle Anadolu’da erken yaşta eşini, çocuğunu kaybeden kadınlardan, cenaze eviyle gönül bağı olanlar bu işleri yaparlar. 

    Aslında bu vesileyle kendi acılarını tekrar yaşarlar. Boğazına sarıldığı ölü yakınına ölen kişi ile ilgili duygularını ağlayarak aktarır, karşılık olarak da başka kadınlar ölen kişi ile ilgili duygularını ağıt halinde dile getirirler. Bundan dolayı da hiçbir ücret almazlar. 

    Ama cenaze yıkama, mezar eşme, cenazelerde kuran okuma, mevlit okuma vb. işleri yapanlara cenaze sahibi ceplerine bir miktar para kıstırır. Bu işlerle ilgili önceden bir pazarlık yapılmaz. 

  Başrol oyuncularını saymazsak, rolünün hakkını verenlerin başında Selami ve vazgeçilmez sevgilisi ve amcaoğullarından Ramazan rolleriyle çok öne çıkmaktadırlar. Özellikle Selami’nin sesi ve ADETA- DERCESİNE sözleri dillere pelesenk olmuştur. 

  Buna karşılık kadın karakterlerin bazıları, makyajlarıyla, şiveleriyle Bozkır’a pek uymamışlar gibi geldi bana. 

   Aynı şekilde Başkan rolü de sanki diziye pek oturmamış. Anadolu’da o tür görevlere getirilenlerin çok geniş çevresi olur. Dizi de başkanın şoförü bile yok. 

  Ancak her bölümde umulmayan olaylar ve sürpriz sonuçlar diziye olan ilgiyi artırmaktadır. Sonunda da bir karakterin gelişen olayları yorumlaması diziye ayrı bir renk katmaktadır. 

  Ama diziyi önemli kılan, karakterlerdeki samimiyet ve aralarındaki gönül bağıdır. 

  Böyle ailecek izlenecek, kültürümüzü, geleneklerimizi, folklorumuzu tanıtan bir dizi izlettiği için, milli kanalımız TRT’ye teşekkürler. 

   

Şemsettin CERAN 

Araştırmacı-Eğitimci-YAZAR 

[email protected]