Öğretmen, verimli olsun istiyor musunuz?

Öğrenci, verimli olsun istiyor musunuz?

O zaman yüklerini ve ağırlıklarını bertaraf edeceksiniz?

Nasıl mı?

Ders yükünü azaltacaksınız.

Müfredat yükünü azaltıp müfredatı daha sade hâle getireceksiniz.

Okulların fiziki yapılarını çok yönlü ve alternatifi bol hâle getirip çeşitlendirecek ve zenginleştireceksiniz.

Sınava göre değil, ilgisine ve yeteneğine göre anlam arayışına girişecek öğrenci oralarda.

Öğretmen tamamıyla yönlendiren ve izleyen olmalı.

Öğrenci, okula girdiğinde kendi programını yapacak, kendi kendine öğrenme yolculuğuna çıkacak.

Eski köye yeni adetler getirmeliyiz artık.

Çünkü dünya değişiyor.

Daha radikal değişimler icap ediyor.

Şu anki Bakan eğitimi rayına oturtmak istediği için revizyon değil, mevcudu yerleştirmek istiyor.

Ama eski olanı, çağa uymayanı rayına oturtsanız ne olacak ki?

Büyükler kabul etse de bir yerden sonra küçükler okulların bu hâllerini reddedecek.

Reddimuallim, reddimektep dönemleri başlayacak.

Eğitim politikaları eli ile geleceğe dönük bunlar gibi öngörülerimiz besleniyor.

Öyle ki bazı liselerde çok çok iyi öğrencilerin okulu gereksiz ve zaman kaybı gördüğü için açık liselere kayıt oldukları bilgisini alıyoruz. Bir nevi reddir bu.

Gençler, mevcut okul ortamının kendilerine bir şeyler katamadığını, 9 saat ya da 10 saat okul ortamında beklemenin de bir anlamı olmadığının farkındalar.

Prosedüre bağlı çıkış yolunun da şimdilik açık liseye geçiş olduğu kanaatine varmış durumdalar. Bazı aileler de gençlerin bu tutumunu anlayışla karşılıyor. Zannedersem bu olay giderek çoğalacak.

Bir müddet sonra ilkokul ve ortaokul çocuklarını da tutamayacağız bugünkü okullarda. Mübarek insanlar, yeni nesil sorudan önce yeni nesil okulları yapınız. Yeni nesil müfredat, yeni nesil dersler vs... Resmen eskiye sap olduk.

İlk etapta bu bağlamda yapmamız gerekenler:

1- Yaygın eğitim saatleri ve örgün eğitim saatleri diye ders saatlerini ikiye ayırmak,

2- Öğretmenlerin, örgün ders ve yaygın gelişim saatleri diye ders saatlerini ayırmak,

3- Müfredatı sadeleştirmek ve basitleştirmek,

4- Okulları, yeni kuşaklara hitap eden tarzda sil baştan donatmak ve yeni bir mimari yapı ile çağa uygun duruma getirmek,

5- Çocuklara ve gençlere okullarda aradıklarını ve kendilerini bulabilecekleri rahatlık ve özgürlük ortamını sağlamak... Böylece çocuklar ve gençler, okulun hem fiziksel hem de zihinsel yapısı ile kendilerini kıstırdığını ve sıkıştırdığını hissetmeyecek ve düşünmeyecek. Çocuklar ve gençler, okullardaki öğrenme yolculuklarında derslere değil, kendilerine zaman ayırdıklarını duyumsayacak. Okullar hayat ile sıkı ilişki içinde olacak. Okullar, çocukları bastırmak ya da meslek edindirmek için varsa zaten vay halimize, hem de bu çağda...

6- Sistemi, okul öncesinden itibaren kurgulamak ve yapılandırmak,

Öğretmeniyle, öğrencisiyle, velisiyle, bürokratlarıyla, sendikalarıyla kendimizi kandırmayalım. Öğrenci kaybını asgariye indirecek hakiki bir sistem kurup uygulayalım. Yoksa kurduğumuz bu eski sistemde sahte dünyaların içinde ne öğrencisi ne öğretmeni ne de başka birisi kendini bulur. Ancak oyalanılır. -mış gibi yapılır. Lakin nereye kadar? Bir yerden sonra dikişlerin hepsi eş zamanlı patlayacak ve sistem lastikleri patlamış araba gibi bizleri savuracak. Herkesi bir yana atacak. Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir diyerek mi toparlayacaksınız? Türk insanı, ne zaman çıkacak şu kafadan? Yumurta hele bir dayansın kapıya o zaman düşünürüz, demeyiniz artık. YETER!

Tamam, anladık. Genlerinizdeki eğitim sistemini uygulamakta ısrarcısınız ama gençlerin istediği eğitim sistemi, o hangi bahara kalacak?

Saygılarımla...

Yusuf Sevingen