Üniversite sınavlarında baraj kalktı.

Ve artık herkes üniversiteli olabilecek.

Dağ gibi (!) barajı kaldırarak üniversite okuma oranını yüzde yüzlere getirmeyi planlıyoruz.

Tıpkı ilkokullaşma, ortaokullaşma, liselileşme gibi...

                                                        

Haydi Kardelenler Üniversiteye, kampanyası sanki...

Bu hamle ile sözüm ona dağ gibi baraj fare doğurmayacak öyle mi?

Takriben 18-22 aralığı da fiili zorunlu eğitime tabi olacak bu gidişle.

4+4+4 sistemine nur topu gibi bir 4 daha eklemlenecek.

Okusun da büyüsün, diyeceğiz çocuklarımıza artık.

Bir müddet sonra anneler ve babalar öyle otomatiğe bağlayacak ki çocuklarını ilkokula, ortaokula ve liseye gönderir gibi üniversiteye uğurlayacaklar.

Çocuklarımızın ve gençlerimizin okumaktan gözleri açılamayacak.

Habire okuyacaklar.

Habire sınavlara girecekler.

Habire okuyacaklar.

Habire sınavlara girecekler.

Okusun da büyüsün, diye diye uyutacağız ve oyalayacağız.

Mışıl mışıl...

Aymayacaklar.

Yaşamda aylak değil, yaşama aymaz olacaklar.

Bununla göğsümüz kabaracak.

Okumanın ancak böyle cılkı çıkar valla.

Bunu da başardık ya, pes doğrusu!

Hâl böyle olunca büyükler çalışacak, genç nüfus okuyacak.

Eee üniversiteden sonra bu gençlere iş olanağı da sağlayamadığımıza göre bu gençler diplomalı işsizler olacaklar. Yani hem aylak hem aymaz...

Evet, üniversiteden sonra bu gençlere iş olanağı da sağlanmadığı için üniversiteden çıkınca sudan çıkmış balık gibi olacaklar.

Bir başlarına kalacaklar ve başlarının çaresine bakacaklar.

Öyle ki okumanın eskiden bir anlamı vardı.

Şimdi okumanın hiçbir anlamı kalmadı.

Okul okuma sıradanlaştı. Sıradanlaşan her şey değerini yitirir. Ve bir süre sonra o şey çöker.

Bu sistem, çocukları ve gençleri bir anlam bunalımı ve kendini bir yerde bulamama darboğazında bitiriyor ve tüketiyor zaten.

Gençler ve çocuklar kurgulanan sistemin doğal akış seyrinde kendilerini bulmak ve anlamlı olmak istiyorlar. Bunun da bir bilinç içinde olmasını arzuluyorlar.

Gelin görün ki sistem öyle kurgulanmış ki her yer her yerde... Kimse kendi yerinde değil.

Savunum, sınavlar ve barajlar zaten olmamalı.

Ama okul öncesinden başlayarak çocuk kendi doğal seyrinde ve çeşitli küçük dokunuşlar ile hayatta istediği yeri alabilsin. Yani demem o ki okul öncesinden itibaren her mesleğe bir yolculuk kurgusu olsun sistemin. Anlamlı, bilinçli ve sonucu olan bir yolculuk...

Mevcut sistemdeki yolculuklar yalnızca diploma ve okuma yolculuğu... Anlamı yok, bilinci yok, sonucu yok. Bu yoklukta hangi çocuk ya da genç var olduğunu hissedecek? Hisseder, diyenler ya tatavacı ya palavracı...

Pekâlâ prosedür hâline gelmiş vaatlerle giden yıllarının hesabını kim verecek bu gençlere? Her zamanki gibi kimse bundan sorumlu olmayacak.

Yalnızca puan barajı kalktı ama sistemin yarattığı barajlar hâlâ ortada... Sınavlar, açmazlar, çıkmazlar, mecburiyetler, mahkûmiyetler vs... Puan barajının kapaklarını açtınız ve bu barajın diğer barajlara karışmasına yol açıyorsunuz, aslında bayağılaşan sistemin baraj seviyesini yükselttiniz. Durum budur. Haberiniz ola...

BİR TAVSİYE: ÖĞRENCİLER İÇİN ÜNİVERSİTEYE GİRİŞTE BARAJ KALKTIYSA SIRADA MİLLETİN SEÇTİKLERİ İÇİN DE TBMM’YE GİRİŞTE SEÇİM BARAJI KALKMALI... HALEP ORADAYSA ARŞIN BURADA...

Saygılar...

Yusuf SEVİNGEN