Dünyanın bin bir hali vardır. Yarın neyin ne olacağını Allah’tan başka hiç kimse bilmez. 

Avrupalılar günlük yaşarlarken, bizim millet uzun vadeli yaşar. En önce yapması gerekeni, en sona bırakır. 

Söz gelimi Hac farizası hali vakti yerinde olanlar için mecburi olmasına rağmen, bizim millet genç yaşta değil ,eleğini eledikten sonraya planlar. O sırada da birçok sağlık sorunları yaşadığımız için ,ağız tadıyla farizamızı yerine getiremeyiz. 

Buna karşılık Umre’de gördüm. Malezyalı, Afganlı, Pakistanlı Müslümanlar gencecik ,kucaklarında bebeleriyle ibadetlerini yerine getiriyorlar. 

Sanırım bu bir kültür meselesi, bir gelenek meselesi. Bizim insanımız kıtlığı gördüğü için birçok şeyi gereksiz buluyor. 

Söz gelişi gezmek, Anadolu insanı için lüks bir eylemdir. Başta kendi çevrem olmak üzere yöremizden hiç kimsenin bir deniz tatili, bir tarihi yerler gezisi yaptıklarını görmedim. Hatta tek tük tatile çıkanlar da kınanırdı. 

Ama artık devir değişiyor. İmkanlar iyileştikçe özellikle şehirlerde yaşayanlar mutlaka bir şekilde tatile gidiyor. 

Dört bir tarafı farklı güzellikleri sahip güzel ülkemizin, Kıbrıs’ın, Türk Cumhuriyetlerinin, her köşesinde İslam Medeniyeti eserleri olan Balkan Devletlerinin; tarihi , doğal güzellikleri gezmekle bitmez. Nasip olursa bundan sonra oralara gitmek istiyorum. 

Bizim toplumumuzda, mekân, yani ev almak birinci önceliktir. “Ahirette iman, dünyada mekân” atasözü toplumuzun düsturu olmuştur. 

Ama her gün gördüğümüz halde, hep unuttuğumuz bir gerçek var “ölüm.” Bunu kendimize konduramasak da her canlı bir gün ölümü tadacaktır. 

O halde uzun vadeli planlar yaparken, çok istediğimiz hayallerimizi ertelememeliyiz. 

İmkânımız varken; almak istediklerimizi görmek istediklerimizi, yapmak istediklerimizi yapalım, kısacası hayallerimizi ertelemeyelim. 

Hayallerimizi yerine getirmeyip, öbür dünyaya, yöresel tabirle,” gün görmedi gariban, her şeye yernik gitti.” demesinler. 

Konuyu bir de şiirle dile getireyim;

ERTELEME HAYALLERİNİ 

Gece gündüz çalışıp, gidersin yakına uzağa,  

Olursun bazen zengin, bazen de züğürt ağa, 

Açığı kapatayım derken, düşersin tüm batağa 


Bir de bakmış, kalmışsın yarı yolda yaya 

Ararsın; çoluk, çocuk, nerde kaldı akraba 

Herkes uydurur sana, yalandan bir bahana 


Ceran Hoca, kavlin yarım kalır, yürüdüğünde Hakk’a  

Yaşarken yap hayrını, sonra kimse vermez sadaka. 

Üç gün sonra çocuklar arasında çıkar, sen ben diye kavga. 

Erteleme hayallerini, yap girmeden kara toprağa. 

Şemsettin CERAN
20 Mayıs 21/Ankara                                             

NOT: Son on yılda birkaç defa misafir olduğum ve her seferinde de büyük keyif aldığım, ALATA Tarım Bakanlığı kampının hizmet kalitesini, turistik otel seviyesine çıkaran tesisin kıymetli yöneticisi Ayhan Beye yeni görevinde başarılar dilerim.