Toplumda her çocuğun yüksek kaliteli bir eğitim alması için eşit fırsatlar sunmak, sosyal devletin temel bir görevidir. Dolayısıyla toplumda sosyal hareketliliği ve sosyoekonomik sonuçları iyileştirmek için, eğitim fırsatlarındaki eşitsizlikleri ortadan kaldırmak ya da en aza indirmek kritik derecede önemlidir. Bu nedenle günümüzde Türkiye’nin de içinde olduğu pek çok ülkede eğitim sistemlerinin karşı karşıya olduğu zorlukların başında, eğitim fırsatlarına erişimi genişletme, eşit fırsatlar sunma ve yüksek kaliteli eğitim sağlama konuları yer almaktadır.

Tüm çocuklara daha eşit eğitim imkânları sağlamaya yönelik politika ve uygulamalar sınıf, okul ve eğitim sistemi düzeyinde uygulanabilir. Bu tür eğitim politikaları mümkün olduğu kadar erken uygulanırsa, dezavantajlı öğrencilerin karşılaştığı öğrenme önündeki engellerin kalkmasına, öğrencilerin tutumlarına, sosyal ve duygusal becerilerine, okul dışındaki ortamlarının iyileşmesine, gelecekteki sosyal hayatına ve daha iyi iş imkânlarına sahip olmasına yardımcı olur.

Son yıllarda Türkiye eğitim sisteminde gerçekleştirilen birçok olumlu göstergeye rağmen kronik sorun haline gelen eğitimde bölgesel eşitsizlikler, fırsat eşitliği, kademeler arası geçiş ve eğitimin niteliği gibi konular hâlâ çözüm beklemektedir. Eğitim sisteminin kalitesini artırmanın önündeki engelleri en aza indirmek ve daha nitelikli bir eğitim sistemi tesis etmek adına üzerimize düşen görevi yapıyor ve veri temelli politika önerileri geliştiriyoruz.

Eğitim-Bir-Sen olarak Türkiye’de eğitimin mevcut durumunu ve politika önerilerini ortaya koymak amacıyla bu yıl altıncısını yayımlandığımız Eğitime Bakış 2021: İzleme ve Değerlendirme Raporu ile sistematik olarak Türkiye eğitim sistemini çeşitli göstergelerle veriye dayalı olarak izledik ve değerlendirdik.

Raporumuzdan Önemli Bazı Bulguları Sizlerle Paylaşmak İstiyorum:

Yükseköğretim Hariç 18 Milyondan Fazla Öğrencimiz Var

2020/21 eğitim-öğretim yılında yükseköğretim hariç tüm eğitim kademelerinde toplam öğrenci sayısı 18 milyon 85 bin 943 olmuştur. Genel ortaöğretime 838 bin 587, mesleki ve teknik ortaöğretime ise 652 bin 880 öğrenci yeni kayıt yaptırmıştır. Ortaöğretimden toplamda ise 1 milyon 156 bin kişi mezun olmuştur.

Okul Öncesi ve Ortaöğretimde Okullaşma, Ortaöğretimde ise Mezuniyet Oranları Hala İstenilen Düzeyde Yakalanamadı

5 yaş grubunda net okullaşma oranı geçen yıla göre %16,6 puan düşmüş ve %58,5 olarak gerçekleşmiştir. 14-17 yaş grubunda ise net okullaşma oranı %90,76’dır. Ortaöğretim kademesinin zorunlu eğitim kapsamında olmasına rağmen çoğu ilde hem kızların hem de erkeklerin eğitimin dışında kalması, üzerinde düşünülmesi ve yeni politikaların üretilmesi gereken bir konudur. Dahası 17 yaş için net okullaşma oranı OECD ülkeleri ortalaması %90 olup Türkiye’nin bu oranı ise %82’dir.

2020 yılında 18-21 yaş arası en az lise mezunu olanların oranı erkeklerde %65,9, kadınlarda ise %73,3’tür. Buna ilaveten çoğu OECD ülkelerinde lise kademesinin zorunlu olmamasına rağmen 25 yaş altı en az lise mezunu olma oranları bakımından %76 ile Türkiye son sıralarda yer almaktadır.

Türkiye’nin (%32) 18-24 yaş arası ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerinin oranı OECD ülkeleri ortalamasının (%15) oldukça gerisinde kalarak Kolombiya’dan sonra son sıradadır.

Özel Eğitime Erişimde Kızlarımız Dezavantajlı

Özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerin eğitime erişimlerinde son yıllarda önemli artış olmasına rağmen öğrencilerin %37’si kız olup bu oran son beş yıldır neredeyse aynı kalmıştır.

Her Dört Ortaöğretim Son Sınıf Öğrencisinden Üçü, Bir Yükseköğretim Programına Yerleşememiştir

ÖSYS’ye başvuran ve yerleşen aday sayısı arasındaki makas yıllar itibarıyla sürekli açılmış ve 2021 yılında aradaki fark bir milyon 792 bin 528’e yükselmiştir. 2021 yılında ortaöğretim son sınıfta üniversite giriş sınavına başvuranların %14,5’i lisans düzeyinde, %10’u önlisans düzeyinde ve %1,8’i açıköğretim düzeyinde bir yükseköğretim programına yerleşirken toplamda ise her dört ortaöğretim son sınıf öğrencisinden üçü, bir yükseköğretim programına yerleşememiştir.

OECD Ülkeleri Arasında En Genç Öğretmen Oranı En Yüksek Olan Ülke Türkiye

2020/21 eğitim-öğretim yılında toplamda 1 milyon 112 bin 305 öğretmen görev yapmakta olup kadın öğretmenlerin oranı %59,2’dir.

OECD verilerine göre Türkiye 30-49 yaş arası genç öğretmen oranı %67 ile en yüksek olan ülkelerin başında gelmektedir.

2012 ile 2016 yılarını kapsayan beş yıllık süreç içerisinde toplamda 250 bin 731 öğretmen ataması yapılırken 2017 ile 2021 yılları arasını kapsayan son beş yıllık dönemde ise toplamda 167 bin 718 öğretmen ataması yapılmıştır.

Türkiye OECD Ülkeleri Arasında Okul Yöneticilerinin En Fazla Çalıştığı Ülkelerin Başında Gelmektedir

OECD ülkelerinde ortaokul yöneticileri yılda ortalama toplam bin 626 saat çalışırken Türkiye’de bin 856 saat çalışmaktadır. Bu veri OECD ülkeleri ortalamalarının oldukça üstündedir.

Türkiye OECD Ülkeleri Arasında Eğitim Harcamaları İçinde Hanehalkı Harcama Oranı En Yüksek Olan Ülkelerin Başında Gelmektedir

Türkiye’de eğitime yapılan kamu ve özel harcamalar OECD ülkeleri ortalaması ile karşılaştırıldığında oldukça farklılaşmaktadır. Kamu harcamaları bakımından OECD ülkeleri ortalaması %90 iken Türkiye’nin kamu harcamaları ortalaması %73’tür. Özel harcamalar noktasında ise OECD ülkeleri ortalaması %10 iken Türkiye’nin özel harcamaları ortalaması %29 ile OECD ortalamasının oldukça üzerindedir. Dahası eğitim harcamaları arasında hanehalkı harcama oranı (%14) en yüksek olan ülkeler arasındadır. 

·         14-17 yaş grubunda okullaşma oranının düşük olduğu illerde ortaöğretime erişimi artırmaya, özellikle de kız çocuklarının aleyhine olan bölgelerde eğitimin dışında kalma nedenleri araştırılmalı ve eğitime erişimleri için yeni politikalar geliştirmeye öncelik verilmelidir.

·         Özellikle okul öncesi okullaşma oranı düşük olan bölgeler ile dezavantajlı yerleşim bölgelerine yeni okul öncesi kurumların yapılmasına öncelik verilmeli ve okul öncesi eğitime erişim ve katılımın önünde bir engel olarak duran okul öncesinde alınan ücret kaldırılarak ücretsiz yapılmalıdır.

·         Özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerin eğitime erişimlerinde son yıllarda önemli artışlar olmasına rağmen bu çocukların ortaöğretime devamına ve özelliklerine göre de mesleki eğitime yönlendirilmelerine ilişkin politikaların uygulanması veya mevcut politikaların gözden geçirilmesi gerekmektedir. Özel eğitim ihtiyacı olan kız çocuklarının okullaşma oranlarını artırmaya yönelik daha etkin politikalara ihtiyaç vardır.

·         Ortaöğretim kademesinin zorunlu olmasına rağmen lise mezunu olma oranlarının özellikle de erkeklerin mezun olma oranlarının düşük olmasının nedenleri araştırılmalıdır. Kaynakların daha verimli kullanılması ve mezun olamayan veya okul terkine giden gençler için gerekli olan politika değişiklikleri yapılmalıdır.

·         Bölgeler arasında eğitimde fırsat eşitliğini sağlayacak yapıcı politikalar geliştirilmelidir.

·         Ne eğitimde ne istihdamda olanların oranının yüksek oluşu oldukça kaygı vericidir. OECD ülkeleri ortalamasının altında kalan Türkiye’nin bu noktada önemli politikalar geliştirmesi ve uygulamaya geçirmesi gerekmektedir.

·         Mevcut sistem içerisinde genç öğretmenlerin deneyim kazanması ve daha verimli olabilmelerine yönelik politikalar geliştirilebilir.

·         Öğretmen atamaları son on yıl içerisinde ele alındığında, son beş yıllık periyotta öğretmen atamaları düşmüştür. Dahası 2021 yılında yapılan atamaların yarısı Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne yapılmıştır. Sistem içerisindeki öğretmen ihtiyacını karşılanmasına yönelik hesaplamalar ve buna yönelik atamalar yapılmalıdır.

·         Türkiye özel harcama oranlarının bu denli yüksek olması eğitimsel eşitsizlikleri artırıcı bir fonksiyona sahip olabilmektedir. Farklı sosyoekonomik ailelerden gelen öğrencilerin özel eğitim harcamalarının bu denli yüksek olması eğitimsel eşitsizliklerin yeniden üretilmesine ve dezavantajlı ailelerden gelen çocukların dezavantajlarını artırmasına neden olmaktadır. Bu noktada eğitimde özel ve kamu harcamalarının gözden geçirilmesi ve eğitimsel eşitsizliklerin önüne geçilmesi için kamusal kaynakların daha da artırılması gerekmektedir.

Eğitime Bakış 2021 Raporu pdf