15.02.2021, 18:05

Eğitimde Yaratıcı Dramanın Önemi; Kural 1-Oyun Değildir!

21. Yüzyıl dünyasında tartışması alevlenen en önemli kavramın ‘’geleneksel’’ kelimesi olduğunu söylemek pek de sırıtmayacaktır. Özellikle Z kuşağı diye tabir edilen neslin bu kavramla ilişkisi oldukça uzaktır. Hal böyleyken bu kavramın eğitim içinde de sorgulanması son derece doğal. Eğitim yöntemlerini belirleyen öğretmenler ne kadar çabuk bu kavramın dışındaki hayata uyum sağlarsa kendilerinden en az bir kuşak sonrası ile bağ kurması o kadar kolaylaşacaktır. Peki eğitimde geleneksel yöntem derken kastedilen şey nedir?

Eğitimde geleneksel yöntem en basit tanımıyla öğretmenin merkezde olduğu, öğrencinin ise pasif bir öğrenici konumunda olduğu sistemdir. Tahtanın önüne dilikip sözlü ve yazılı anlatımla öğretmeye çalışan bir öğretmen figürü tam burada gözünüz önüne gelebilir. Şimdi bunu unutmanızı istemek elbette ütopik bile değil. Eğitim hayatımızın bir parçası olmaya da elbette devam edecek. Bazı durumlarda bunun zorunlu olduğunu kabul etmenin bizi yenilikçi öğretmen statüsünden çıkaracağını zannetmiyorum. Önemli olan, asıl değinmek istediğim konu ise şu; yeni nesil kendisinin öznesi olmadığı şeyleri kabul etmeyi pek istemiyor artık. Çünkü internet çağı herkese kendini önemli hissettirdi. En azından bir süreliğine. Hedef kitlemiz olan Z kuşağı da bu önemli hissetme kavramından en çok nasibini alan kesim. Öğrenme süreçleri de artık buna göre işliyor. En azından bunun denendiğini biliyoruz. Öğretmenin özne konumundan çıkıp, bu konumun öğrenciye tahsis edilmesi eğitime öğrencinin daha fazla monte edilmesi demek haline geldi. Öğrenci pasif durumunu aktif hale getirdi. Bunun tarihçesinden bahsedecek değilim ancak şunu bilmemiz gerekiyor. Öğrenci merkezli eğitim yirminci yüzyılda dillendirilmeye başlandı. Aradan yüz yıldan fazla geçti. Artık daha ciddi ele almamız ve yürürlüğe koymamız gerekiyor.

Öğrenci merkezli eğitimde öğretmen yalnızca lider ve kaba tabirle derleyen toparlayan pozisyonundayken, öğrenci şifrelerle sunulan bilgiyi ortaya çıkaracak olan bulucudur. Bu eğitim yönteminin en önemli yardımcılarından birisi de hiç şüphesiz yaratıcı dramadır. Bu teknik ile öğrenci ezberleyerek değil yaparak yaşayarak öğrenir. Drama; insanın kendini başkalarının yerine koyarak çok yönlü gelişmesi, bireyin eğitim ve öğretimde aktif rol alması, kendini ifade edebilmesi, araştırma istek ve arzusunun artması, yaratıcı olması, yaşamı çok yönlü algılaması, bireyin angarya haline dönüşebilen eğitim ve öğrenme isteğinin artmasını sağlayan eğitim yöntemidir. Drama ‘yaparak-yaşayarak öğrenme’ bakımından en etkili eğitim yöntemlerinden biridir.  Ezbere dayalı bir eğitim çocuğun zihinsel gelişimini, araştırmasını, paylaşmayı öğrenmesini engeller. Burada geleneksel yöntemlerle yapılan eğitime karşılık öğrenciyi bir adım daha eğitimin içine çeken en önemli durum öğrenme halinin ana karakterinin öğrenci olmasıdır. Ona açılan yaşam alanı kendini bulmasına fırsat tanır, hata yapmasına imkan verir. Biliyoruz ki hata yapmış olmak için bile denemek şarttır. Motivasyon cümlelerinin klişe mottosu hata yapmaktan korkmamaktır. Bu sayede öğrenci kendini sistemin içinde bulur, yazan, ezberleyen, zamanı geldiğinde kullanıp sonra unutması gereken süreç onu sadece bilgiyi yük gibi taşınan bir olgudan öteye götüremez. Yaratıcı drama ilk başta görmeyi öğreten bir süreç olduğu için yaratıcı drama çalışmaları öğrencilerin kendilerini ve insanı tanımada, iletişim ve işbirliğini öğrenmede, empati, yaratıcılık ve sorunlara çözüm bulma becerilerinin gelişmesinde yardımcı olmaktadır. 

Drama şüphesiz ki eğitim sürecini eğlenceli hale getirir. Bu eğlence oyun demek değildir. Dramayı derslere entegre edip oyunlaştırmak başka bir şey, yalnızca oyun oynamak başka bir şeydir. Bunun en önemli kanıtı ise; dramada kesinlikle gidilmesi gereken belli bir hedef ve amaç vardır. Bu da öğrenme sürecimizdir. En basitinden ezbere dayalı olarak verilmesi gereken bir kavramın yaşantıya dönüşüp öğrencinin bulmasını hedefler. Oyunlarda ise çoğu zaman bağlanacak bir amaç olmayabilir.

Son olarak dramanın öğrencide bıraktığı etkilerden söz etmek isterim. Birçok etkisi söz konusudur. Öğrenci kendini tanır, yeni şeyler ortaya çıkarır, düşünme becerilerini geliştirir vs. Bence en önemlisi eğitim süreci içinde de olsa öğrencinin bu öğrenme süreci içinde eğlenmesidir. Eğlenceden kasıt iyi vakit geçirmesi, alması gereken bilgiyi istekle ve özveriyle kabullenmesidir. Aksi halde bilgiyle dolu mutsuz bireylere çarparız durmadan. Mutsuz bireyler yaptıkları en basit şeyden bile keyif almaz ve bir süre sonra yapmamaya başlar. Mutsuzlukla hiçbir şey yapmak istememe dengesinin adını en güzel Bukowski koymuştur;

“Üşengeç değilsin, sadece mutsuzsun. Ve mutsuz insanlar yorgun olur, hiçbir şey yapmak istemezler.”

Ramazan Teker

Yorumlar (1)
Ali CAN 2 hafta önce
Sınav sistemin olduğu bir düzende bu tip şeyler işe yaramaz. Ne zamanki sınav sistemi klakar işte o zaman değerlendirilir.Ancak o zaman da değerini kaybeder.
9
parçalı bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Galatasaray 26 57
2. Beşiktaş 25 54
3. Fenerbahçe 26 54
4. Trabzonspor 26 48
5. Hatayspor 26 45
6. Alanyaspor 26 42
7. Gaziantep FK 26 40
8. Karagümrük 26 40
9. Göztepe 26 35
10. Antalyaspor 26 34
11. Sivasspor 25 32
12. Konyaspor 25 31
13. Malatyaspor 26 31
14. Kasımpaşa 26 29
15. Rizespor 26 28
16. Kayserispor 25 25
17. Başakşehir 26 25
18. Erzurumspor 26 25
19. Denizlispor 26 21
20. Gençlerbirliği 25 21
21. Ankaragücü 25 20
Takımlar O P
1. Giresunspor 24 53
2. Samsunspor 24 50
3. İstanbulspor 24 46
4. Altınordu 24 44
5. Adana Demirspor 24 42
6. Altay 24 41
7. Tuzlaspor 24 41
8. Ankara Keçiörengücü 24 39
9. Bursaspor 24 34
10. Bandırmaspor 24 31
11. Ümraniye 24 31
12. Adanaspor 24 26
13. Boluspor 24 26
14. Menemenspor 24 26
15. Balıkesirspor 23 24
16. Akhisar Bld.Spor 24 19
17. Ankaraspor 23 14
18. Eskişehirspor 24 7
Takımlar O P
1. Man City 26 62
2. M. United 26 50
3. Leicester City 26 49
4. West Ham 26 45
5. Chelsea 26 44
6. Liverpool 26 43
7. Everton 24 40
8. Tottenham 25 39
9. Aston Villa 24 39
10. Arsenal 26 37
11. Leeds United 26 35
12. Wolverhampton 26 34
13. Crystal Palace 26 33
14. Southampton 25 30
15. Burnley 26 28
16. Brighton 26 26
17. Newcastle 26 26
18. Fulham 26 23
19. West Bromwich 26 17
20. Sheffield United 26 11
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 24 58
2. Barcelona 25 53
3. Real Madrid 24 52
4. Sevilla 24 48
5. Real Sociedad 24 41
6. Real Betis 25 39
7. Villarreal 25 37
8. Granada 25 33
9. Levante 25 32
10. Athletic Bilbao 24 30
11. Celta de Vigo 25 30
12. Osasuna 25 28
13. Getafe 25 27
14. Valencia 25 27
15. Cádiz 25 25
16. Eibar 25 22
17. Real Valladolid 25 22
18. Deportivo Alaves 25 22
19. Elche 24 21
20. Huesca 25 20