Kıymetli meslektaşlarım kıymetli basın mensupları bugün buraya dün yaşanan şiddet olayını ve faillerini kınamak şiddete uğrayan meslektaşımızın yanında olduğumuzu belirtmek ve şiddet olaylarının son bulması, okulların ve eğitim çalışanlarının güvenliğinin sağlanması adına hükümete ve Milli Eğitim bakanlığına çağrıda bulunmak için toplanmış bulunmaktayız.

Sendikadan açıklama geldi: Öğretmeler günü etkinliklerine katılmıyoruz! Sendikadan açıklama geldi: Öğretmeler günü etkinliklerine katılmıyoruz!

Eğitim sistemimizde aktör olması gereken öğretmenin ikinci plana itilmesi, öğretime ağırlık verilmesi, eğitim boyutunun ihmal edilmesi, , bunun sonucunda meydana gelen şiddet olayları; öğretmenlerin alaya alınması, darp edilmesi ve öldürülmesi, geleceğimizi karartacak bu erozyonu ciddi bir şekilde düşünmenin zamanının geldiğini, hatta geçtiğini net bir şekilde göstermektedir.

Eğitimciye yapılan saldırıyı topluma ve toplumun geleceğine yapılmış bir saldırı olarak görüyoruz.

Eğitimin başı öteden beri şiddetle derttedir. Bir yanda teröre kurban verdiğimiz Aybüke Yalçın ve Necmettin Yılmaz öğretmenlerimiz, öte yanda Vandalların şehit ettiği Necmettin Kuyucu ve Ayhan Kökmen. Bugün de yeni bir saldırı olayı nedeniyle bir araya gelmiş bulunmaktayız. Gözü dönmüş bir öğrenci velisi tarafından darp edilen Mustafa Küçükaçar öğretmeni korumak, bilgiyi, ilmi, şuuru korumak anlamına gelmektedir

Toplum olarak, şiddeti normalleştiren duyarsızlığa savaş açmak zorundayız. Öğretmenlik mesleği, bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum anlayışından, veliler ya da öğrenciler tarafından gelebilecek saldırılara karşı hazırlıklı olunması gereken bir meslek hâline getirilmiştir. Bu gidişat bizi endişelendirmektedir. Eğitim ve şiddeti aynı cümle içerisinde kullanmak bile bizi derinden yaralamaktadır. Şiddetin egemen ve baskın olduğu yerde sağlıklı ve verimli bir eğitim ortamından bahsetmemiz imkânsızdır. Eğitimciye saldırı topluma ve toplumun geleceğine yapılmış bir saldırıdır

Gözü dönmüş saldırganların umudu yaralamalarına ve toplumun geleceğini karartmalarına asla izin vermeyeceğiz. “Bu saldırganlara karşı toplum olarak, ülke olarak önlem almak zorundayız. Öğretmenlerin hayatına kasteden bu saldırılara karşı önleyici ve caydırıcı tedbirler hayata geçirilmelidir. Okullarda güvenlik önlemleri artırılmalı, bu tür saldırılara karışanların kamu hizmetlerinden faydalanmalarına yönelik kısıtlamalar getirilmelidir.

Bu tür şiddet olaylarının önüne geçmek için Millî Eğitim Bakanlığı’na ve hükûmet yetkililerine çağrımızdır.

Daha önce yaşanan şiddet olaylarında tepkimizi ortaya koymuş ve Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda mutlaka öğretmeni şiddete karşı koruyacak yasal bir düzenleme olmalıdır demiştik. Gerek eylemlerimizle gerek kampanyalarımızla öğretmenlerimizin hayati tehlikesi olduğunu haykırmıştık. Bu artık bir zorunluluk, öğretmenlerimizin bu şiddet sarmalından kurtarılıp onlara hak ettikleri değerin verilmesi gerekmektedir. Şiddeti önleyici tedbirleri de kapsayan Öğretmen Meslek Kanunu ivedilikle güncellenmeli ve hayata geçirilmelidir. Çünkü böyle bir düzenleme olmazsa bu saldırılar devam edecek. Saldırıların önüne geçilmesi için ÖMK’nın bir an önce eğitim çalışanlarını ve eğitimcileri şiddete karşı koruyacak şekilde güncellenmesi gerekmektedir 

Bu noktaya gelmemize, öğretmeni haksızlığa ve saldırıya açık hâle getiren politikaların ve disiplini rafa kaldıran uygulamaların sebep olduğudur. Öğretmenlerin emeğini yok sayan, itibarını örseleyen, eğitimdeki etki alanını daraltan, eğitimin aktörünü neredeyse bir figürana dönüştüren, bu mesleği her türlü haksızlığa ve saldırıya açık hâle getiren yaklaşımlar, politikalar, bugün geldiğimiz noktanın sebebidir. Öğretmeni önemsizleştiren uygulamalar mesleğin onur ve itibarını zedelemiştir, zedelemektedir. Yaşanan mesleki erozyon öğretmeni savunmasız bırakmış, saldırılara açık hâle getirmiştir.

Başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere, tüm ilgililerin iştirakiyle acil çalışma yapılması, caydırıcı düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Basına, sivil toplum kuruluşlarına, bilim adamı, aydın ve sanatçılara da büyük görevler düşmektedir. Topluma verdiklerine ters orantılı olarak yeteri kadar mağdur edilen öğretmenlerimiz ilgisiz, desteksiz, çaresiz bırakılmamalıdır. Öncelikle MEB, misyonuyla yakıştıramadığımız ve anlaşılmaz bir şekilde her defasında öğretmeni zora sokan, mağdur eden uygulamalardan bir an önce vazgeçmeli, onları en etkili ve güven verici tarzda korumalıdır. Bu önlemleri almak için yoksa başka darpların, ölümlerin olması mı beklenmektedir? Harekete geçmek için daha kaç eğitimcimizin kurban verilmesi gerekir? Millî Eğitim Bakanlığı bu tür olaylarda sessiz kalmamalı, personeline sahip çıkmalı, gerekli açıklamaları yapmalı, gerekli adımları atacak iradeyi ortaya koymalıdır. Biz öğretmenlerimizi hedef alan bütün saldırılar sona erdirilinceye, kanlı, karanlık bu şuursuzluk son buluncaya kadar, herkesi sorumluluk almaya davet ediyoruz. Biz bilginin gücünün cehalet cürmüyle sindirilmesine müsaade etmeyeceğiz. Ruhumuzu besleyen, benliğimizi geliştiren, geleceğimizi aydınlatan, milletçe varlığımızın dayanağı olan eğitimin şiddetin esiri olmasına hep birlikte karşı durmalıyız.

Bizim nazarımızda her üyesiyle saygıya değer bu ailenin hangi ferdine olursa olsun, yapılan saldırıyı kayıtsız şartsız te’lin ediyoruz. 

Talebimiz eğitim ve öğretim hizmeti sunumu esnasında veya verilen eğitim ve öğretim hizmetinden kaynaklanan nedenlerle eğitim çalışanlarına karşı cebir, şiddet veya tehdit kullanan kişilere hapis cezası verilmesi; eğitim kurumlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçunun tutuklama nedeni varsayılan suçlardan sayılması ve şiddet mağduru personele karşı işlenen suçlar sebebiyle ceza hukuku kapsamında yürütülmekte olan işlemlerde ve davalarda personelin talebi üzerine bakanlığın hukukî yardımda bulunması noktasında düzenleme yapılmasıdır. Mevcut düzenlemelerin caydırıcı olmadığı, bilakis şiddeti beslediği artık görülmelidir. Sorun üreten bir sistem çare olamaz.

“Öğretmenlik mesleğine itibar kazandırılmalı, eğitim çalışanlarımız saldırılara açık, korumasız, korunaksız, güvensiz bırakılmamalıdır. Çocuklarımızı, umudumuzu, geleceğimizi emanet ettiğimiz öğretmenlerimiz her bakımdan korunmalı, etkinleştirilmelidir.

Eğitim-Bir-Sen Şırnak