Hayat gerçekten çok tuhaf, gazetecilik mesleği çok daha tuhaf…

Haberin ne zaman nereden çıkacağını, geleceğini, öğreneceğini bilemiyorsun.

Yargılandığım bir dava için Çağlayan adliyesinde duruşma saatini beklerken bir avukat ile karşılaştım. Oturduk sohbet ettik. Anlattıkça "yok artık" dedim.

Daha önce hatırlarsanız özel okullar ile ilgili bir yazı kaleme almış ve özel okuldaki öğretmenlerin yaşadıkları sıkıntıyı gündeme taşımaya çalışmıştım. Bu konu hakkında YouTube kanalımda, Halk TV'deki katıldığım programlarımda anlattım.

Konu yine bir özel okul ile alakalı.

Değerli okurlar Özel Öğretim Kurumları yönetmeliğinin ilgili maddesi çok açık.

Öğretmenle sözleşme imzalanır. Bu sözleşmeden üç nüsha olur biri imzacı öğretmende, diğeri okul yönetiminde üçüncüsü ise İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünde saklanır.

Neden bunları yazıyorum?

Anlatacağım…

Olay, bazı özel okullarda öğretmenlik dışında her işi yapan, maaşlarını çektikten sonra yarısını tekrar okul yönetimine veren, üç kuruş paraya köle gibi çalışan öğretmenlerin başına gelen olaylardan birisi.

Kuruluşun adını mahkeme süreci devam ettiği için açıklamayacağım.

Adaleti bir kurum kültürü olarak benimsediğini(!) yeteneği başarıya dönüştürdüğünü resmî sayfasından duyuran bu koleji ''X Kolejleri'' diyerek belirteyim.

Okul yöneticileri ağır ceza mahkemesinde yargılanıyor.

İstanbul Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosunun Ağır Ceza Mahkemesine gönderdiği iddianame ve ifadeleri okudum.

Bu kolejde 2018 yılında çalışmaya başlayan öğretmen B.N., 2021 yılında işinden ayrılıyor.

Aynı kurumda çalışan başka bir öğretmen arkadaşı İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü'ne gidiyor ve kolej ile yapmış olduğu sözleşmesinin suretini istiyor. Sözleşme suretindeki imzaların kendisine ait olmadığını görüyor. Arkadaşından bu durumu öğrenen B.N., durumdan şüpheleniyor ve kendisi de gidip İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü'ndeki sözleşmesini kontrol ediyor. Şüphelenmekte de haklı çıkıyor. Sözleşmedeki imza kendisine ait değil.

2018-2019-2020 tarihli sözleşmelerde isminin altındaki imzaların kendisine ait olmadığını ve hepsinin birbirinden farklı olduğunu görüyor.

Okul yönetimi ile yaptığı sözleşmede yer alan çalışma şartlarının, İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü'ne sunulan sözleşmedeki çalışma şartlarından çok farklı olduğunu görüyor. Okul yönetimi sözleşme yapılırken öğretmene bir suretini vermesi gereken sözleşmeyi vermiyor hatta fotoğrafının çekilmesine dahi izin vermiyor. Yani kurum sözleşmelerdeki şartları öğretmen aleyhine değiştirip sözleşmelerin altına sahte imza atarak İlçe Millî Eğitim Müdürlüklerine sunuyorlar.

Yani tam bir sahtecilik var.

Öğretmen durumu savcılık makamına bildiriyor. Okul yöneticileri ve müdürü hakkında evrakta sahtecilikten dilekçe veriyor ve durumu anlatıyor. Savcılık okul yöneticilerini, müdürünü çağırıp soruyor. Savcılık sorgusunda kişiler iddiaları reddediyor haliyle.

Hatta okul müdürü Ö.F., şu savunmayı yapıyor:

Sağlık hizmet borçlarında yeni düzenleme Sağlık hizmet borçlarında yeni düzenleme

"Öğretmenler ile eğitim-öğretim yılı başlamadan en az dört, beş ay önce sözleşme imzalanır, her eğitim-öğretim yılının başında ise Millî Eğitim sözleşmeleri, öğretmen ve müdür tarafından imzalanır en sonunda Tüm Türkiye'de bulunan O… kolejlerinin şubelerinde imzalanan sözleşmeler, kurucu temsilcisine toplu olarak gönderilir. Dolayısıyla, ön sözleşme haricinde, birebir öğretmenler ile ben sözleşme yapmam, Bahsi geçen sözleşme, ön sözleşme kapsamında hazırlanan sözleşme olduğundan, millî eğitim sözleşmesini imzaladığında ben öğretmenin yanında değildim. Bu nedenle sözleşme öğretmen tarafından mı yoksa başka biri tarafından mı imzalandı bilmem mümkün değil. Ayrıca, bahsi geçen öğretmen uhdemizde takriben 3 yıl gibi bir süre çalıştıktan sonra sözleşmeleri olmadan derslere girmesinin mümkün olmayacağı Millî Eğitim Müdürlüğünce atamasının yapılmasının mümkün olmayacağını bilmesine rağmen sözleşmesini imzalamadan nasıl bu kadar zaman çalışmıştır."

Avukatı da bu ifadeye katılmış ve şunu belirtmiş:

"Sırf Müvekkilin çalıştığı şirketten hakkı olmayan meblağlar talep edebilmek için, kendi kusurlu davranışlarından menfaat elde etmeyi amaçlamaktadır. Bu nedenle işbu şikâyeti yaptığı inancı ve kanaatindeyiz."

Savcılık sözleşmede yer alan imzalar ile öğretmenin imzalılarının incelenmesi için bilirkişiye göndermiş.

Sonuç ne çıkmış?

Tabii ki sözleşmede yer alan imzalar sahte.

İddianameyi düzenleyip Ağır Ceza Mahkemesine göndermiş.

İddianamede şu ifadeleri kullanmış:

"İlçe Millî Eğitim Müdürlüğüne ibraz edilmesi gereken formlardaki müşteki imzasının neden sahte olduğunu açıklayamamış, suçlamaları kabul etmemiş bilirkişi raporu ile sabit imza taklidi suretiyle sahtecilik eylemi karşısında savunmaların kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilmiştir.

Gerçek olmayan istihdam şartlarını ihtiva eden müştekinin imzası taklit edilmek suretiyle sahte olarak hazırlanmış sözleşmeleri ibraz etmiş, böylelikle şüpheliler fikir, irade ve eylem birliği içinde üç adet özel belge sayılan sözleşmeyi hazırlamış, kamu kurumu sayılan ilçe millî eğitim müdürlüğüne ibraz etmiş. Müştekiyi yasal olmayan koşullarda istihdam ederek ve işçi olmasından kaynaklanan haklarını almasını engelleyerek kendi yararlarına müşteki zararına menfaat temin edip atılı suçları işledikleri makul ve yeterli şüphe hasıl olmuştur."

Ağır Ceza Mahkemesi de davayı kabul etmiş. Kovuşturmaya başlamış.

Özel okullardaki öğretmenler zaten üç kuruş paraya çalışıyorlar.

Anlayacağınız…

Özel okul sahipleri devlete öğretmenin asıl hangi şartlarda çalıştığını değil kendi hazırladıkları şartları sahte evraklarla bildiriyormuş. Gözünüz doysun gözünüz.

Davayı takip edeceğim. Bahse konu okulun beyanlarına göre üç bin öğretmenleri varmış. Üç bin…

Özel okullarda okuyan tüm öğretmenlere çağrımdır. İlçe Millî Eğitim Müdürlüklerinde bulunan sözleşmelerinizi kontrol edin.

Çünkü özel okul sektörü tam bir bataklık haline gelmiş durumda. Bugün dahi asgari ücretin altında çalıştırılan öğretmenler var. Nasıl olur demeyin bayağı aldıkları maaşın kalan kısmını çalıştıkları okullara geri ödedikleri iddia ediliyor. 

Başımızın üstünde taşımamız gereken öğretmenleri, kimliksiz, kaçak, çocuk bakıcısı haline nasıl getirdik aklım almıyor. Patronları milyonları kazanıyorken öğretmenler köle gibi çalıştırılıyor.

Bu durumu bu yapı yıkılana kadar haykıracağım!

Murat Ağırel