‘Pandemi Döneminde Öğrenme Kaybı’ Raporu

Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi (EBSAM) tarafından hazırlanan “Pandemi Döneminde Öğrenme Kaybı, Tespit ve Öneriler” Raporu’nu açıkladı. Konuyla ilgili düzenlenen basın toplantısında konuşan Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, bir yılı aşkın bir süredir devam eden ve hayatın her alanını etkisi altına alan koronavirüs salgını sürecinde yaşanan öğrenme kayıplarına dikkat çekmek amacıyla hazırladıkları raporun öncelikle, uzaktan eğitim sürecinde öğrencilerin öğrenme kayıplarının telafi edilmesine, öğrenciler arası eşitsizliklerin en aza indirilmesine yönelik etkin politikaların geliştirilmesine hizmet etmesi temennisinde bulundu.

EĞİTİM PERSONELİ 20.04.2021, 13:25 20.04.2021, 13:35
‘Pandemi Döneminde Öğrenme Kaybı’ Raporu

Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, salgın sürecinde eşitsizliklerin daha da derinleştiğini ifade ederek, “Sosyo-ekonomik düzeye göre öğrenciler arasındaki farklılık daha da artmıştır. Her öğrenciye kaliteli eğitim sunmak ve eşitsizlikleri azaltmak için paydaşların katılımıyla köklü, kalıcı ve etkin bir reform programı geliştirilmelidir” dedi.

Pandemi ilan edilmesinin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen koronavirüs salgınının ekonomiden çalışma hayatına, sağlıktan eğitime hayatın bütün alanlarını olumsuz etkilemeye devam ettiğini kaydeden Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, ilk başlarda salgının etkisinin azaltılması için dünya genelinde yüz yüze eğitime ara verildiğini, salgının kontrol altına alınmasıyla birlikte dünyanın önde gelen ülkelerinin, birçok sorunun yanı sıra, uzaktan eğitimin uzamasının okuldan uzak kalan öğrencilerin öğrenme kayıplarını ve eşitsizlikleri derinleştirme riski taşıması sebebiyle öncelikle okulları açarak yüz yüze eğitime geçtiğini hatırlattı.

Sendika olarak, salgın sürecinde ortaya çıkan öğrenme kayıplarına dikkat çekmek amacıyla “Pandemi Döneminde Öğrenme Kaybı, Tespit ve Öneriler” başlıklı raporu hazırladıklarını belirten Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, 16 sorudan oluşan veri toplama aracının, Türkiye genelinde online anket tekniği ile (İBBS) Düzey 1 bölgesinde devlet okulunda çalışan 14 bin 943 öğretmene uygulandığını, 6 sorunun öğretmenlerin profilini, 10 sorunun ise salgın sürecinde verilen uzaktan eğitimde öğretmenlerin müfredatı takip etme, öğrencilerin öğrenme kayıpları düzeyi ile öğrenme kayıplarını telafi etmek için neler yapılması gerektiğine ilişkin olduğunu söyledi.

Öğrencilerin üçte ikisi canlı dersleri takip edememiş, dersleri takip edenlerin üçte ikisi ise cep telefonuyla dersleri takip edebilmiş

Türkiye’de uzaktan eğitim sürecinde teknolojik imkânları yetersiz olduğu için öğrencilerin derslere bağlanamadığını ya da dersleri takip edemediğini dile getiren Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Türkiye İstatistik Kurumu 2020 verilerine göre hanelerin yüzde 16,7’sinde masaüstü bilgisayar, yüzde 36,4’ünde taşınabilir bilgisayar, yüzde 22,4’ünde ise tablet bilgisayar bulunmaktadır. Bu dijital araçların aynı evde olma oranlarının yüksek olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca, çocukların ve ailelerinin dijital araçları eğitim süreçlerinde nasıl kullanacağına ilişkin çocukların evdeki çalışma ortamları, ailelerin çocuklarının derslerine ilgisi; eğitim kurumlarının ve öğretmenlerin uzaktan eğitim konusunda ne derecede donanımlı, buna ne kadar alışık oldukları ve öğretmenlerin ne kadar hazırlıklı, online öğretimle ne derecede meşgul oldukları da oldukça önem arz etmektedir. Millî Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre öğrencilerin üçte ikisi canlı dersleri takip edememiş, dersleri takip edenlerin üçte ikisi ise cep telefonuyla dersleri takip edebilmiştir. Dersleri yeterince takip edemeyen çocukların okulla bağları azalmakta ve ciddi bir öğrenme kaybı yaşanmaktadır. Öğrencilerin öğrenme kayıplarının düzeyinin tespit edilmesi ve öğrenme kaybını telafi etmek için gerekli çalışmaların yapılması gerekmektedir” şeklinde konuştu.

Birçok ülkenin bu konuda etkin politikalar takip ettiğini dile getiren Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “ABD’nin New York eyaletinde öğrenme kaybının telafi edilmesi amacıyla eyalet eğitim departmanı her okul için ‘yüksek kaliteli dijital müfredat’ ve bir ‘dijital öğrenme merkezi’ yapmayı önererek öğrencilerin ve öğretmenlerin hem cihaz ve internete erişimlerini kolaylaştırmayı sağlamış hem de okul saatleri dışında da öğretmenlerin, öğrencilerin öğrenme kayıplarını telafi edebilecekleri bir imkân oluşturmuştur. Hollanda eğitim bakanlığı, öğrenme kayıplarının telafi edilmesi noktasında bakanlık ve paydaşları tarafından hazırlanan raporda dört alternatif sunarak uygulanması için mali yardım programı hazırlamıştır. Ayrıca, öğrenme kayıplarını telafi etmek için yaz okulu, normal okul günü müdahalesi, uzun okul günü ve okul sonrası programları geliştirilmiştir. Fransa’da uzaktan eğitim alan öğrenciler için okullardan ve öğretmenlerden her bir öğrencinin derslerinin en az yüzde 50’sinin yüz yüze olacağı bir plan uygulamaları istenmiştir. Fransa ve İngiltere, okulların kapalı olduğu dönemde ortaya çıkan öğrenme kayıplarının derinleşmesi sebebiyle, ana politikaları, okulları kapatmamak olmuştur. İngiltere, uzaktan eğitim sürecinde öğrenme kayıplarının önüne geçmek için öncelikle dizüstü bilgisayar, tablet ve internet bağlantısına ihtiyaç duyan dezavantajlı ailelere yardımda bulunmuştur. Bunun yanı sıra, öğrenme kayıplarını en aza indirmek için hassas çocuklar ve kritik sektörlerde çalışan ailelerin çocukları için okulları açık tutmuştur.” dedi.

Sağlanan destekler yetersiz

Türkiye’nin ise salgının başladığı dönemden bugüne kadar okulları açık tutmayı bir politik öncelik olarak tanımlamadığını, salgın sürecinde okullarını en uzun süre kapalı tutan OECD ve Avrupa ülkelerinin başında yer aldığını ifade eden Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Türkiye, bu süreçte, TRT ile iş birliği yaparak uzaktan eğitim materyalleri hazırlamış, Mobil EBA Destek noktası uygulamasını hayata geçirmiş, 500 bin tablet dağıtımını gerçekleştirmiş, GSM operatörleriyle iş birliği yaparak öğrencilere ücretsiz 8 GB’ye kadar internet erişimi sağlamıştır. Ancak sağlanan bu destekler yetersizdir. Okulların kapalı olduğu dönemde öğretmenlerin yüzde 52’si her gün ders yaptığını, yüzde 31’i haftada birkaç gün ders yaptığını, yüzde 5’i haftada bir gün ve yüzde 3’ü birkaç haftada bir gün ders yaptığını, yüzde 9’u ise canlı ders yapmadığını ifade etmiştir. Eylül 2020’de yaptığımız ‘Pandemi Sürecinde Okulları Güvenle Açmak: Öğretmen ve Veli Araştırması’ Raporu’na göre canlı ders yapma oranının önemli ölçüde arttığı, hiç ders yapmayan öğretmen oranının ise azaldığı görülmektedir. Canlı ders yapan öğretmenlerin yüzde 6’sı öğrencilerin tamamının canlı derslere katıldığını, yüzde 39’u yarıdan fazlasının katıldığını, yüzde 17’si yarısının katıldığını, yüzde 38’i ise yarısından azının canlı derslere katıldığını belirtmiştir. Eylül 2020’de yaptığımız araştırma ile kıyaslandığında güz döneminde derslere katılım oranı geçen yıl Mart-Haziran ayına göre daha yüksektir. Bu artışa rağmen, hâlâ önemli oranda öğrencinin canlı derslere katılmadığı görülmektedir. Canlı ders yapan öğretmenlerin yüzde 7’si canlı derslere katılamayan öğrencilerin öğrenme açığını kapatmak için ek canlı ders yaptığını, yüzde 20’si ödev verdiğini, yüzde 60’ı derslerle ilgili doküman gönderdiğini, yüzde 9’u bu konuda bir şey yapmadığını ifade etmiştir. Eylül 2020’deki araştırma verilerimizle kıyaslandığında ek canlı ders yapma oranı güz döneminde Mart-Haziran dönemine göre daha yüksektir” diye konuştu.

Öğrenciler teknolojiye erişimde güçlük çekmektedir

Katılımcıların uzaktan eğitimde yaşadıkları en büyük zorluklara da değinen Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Yüzde 74’ü öğrencilerin teknolojiye erişim güçlüğü olduğunu, yüzde 47’si evden çalışmanın getirdiği stres ve iş yükünü, yüzde 46’sı evde kaliteli internet hizmeti eksikliğini, yüzde 41’i teknik cihaz eksikliğini (dersler için web cam, bilgisayar vb.), yüzde 40’ı canlı ders platformu altyapısının yetersizliğini, yüzde 39’u öğrencinin dijital okuryazarlığının yetersizliğini, yüzde 38’i müfredatı uzaktan eğitime adapte etmeyi, yüzde 34’ü dönüt vermeyi, yüzde 29’u uzaktan öğrenme için öğretim materyali hazırlamayı, yüzde 20’si uzaktan eğitim ile ilgili yeterli bilgi ve deneyime sahip olmamayı ifade etmiştir. Öğretmenlerin yaklaşık dörtte biri yüzde 90’dan daha fazla oranda öğrencinin derslere katıldığını, her üç öğretmenden biri yüzde 50 ve üzeri öğrencisinin herhangi bir uzaktan öğretim etkinliğine katılmadığını kaydetmiştir. Öğrencilerinin yüzde 70’inden fazlasının herhangi bir uzaktan öğretim etkinliğine katılmadığını ifade edenlerin oranı ise yüzde 15’tir. Katılımcı öğretmenlere göre öğrencilerin dersleri düzenli takip etmemesinin nedenleri şu şekildedir: Öğrencilerin uzaktan eğitim sürecinin uzaması sebebiyle ciddi motivasyon kaybı içinde olması (yüzde 57,5), ebeveynlerinin çocuklara dijital öğrenme ortamında yardımcı olamaması (yüzde 44,6), ailelerin çocuklara yeterince destek olmaması (yüzde 40,2), sınav ya da not gibi ölçme değerlendirmenin yapılmaması (yüzde 38,0), öğrencilerin akranlarından uzak olmasıyla sosyal ve psikolojik olarak olumsuz etkilenmesi (yüzde 36,6), ailesinin çalışması sebebiyle destek eksikliği (yüzde 29,9), sessiz çalışma ve öğrenme ortamının olmaması (yüzde 26,7). Bu veriler, ailelerin teknolojik, fiziki ve sosyo-kültürel imkânlarının çocukların uzaktan eğitime erişmelerinin üzerindeki en temel unsur olduğunu ortaya koymaktadır” ifadelerini kullandı.

Eğitimde eşitsizlikler salgın sürecinde daha da derinleşmiştir

Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, öğretmenlerin yüzde 41,6’sının tanımlı müfredatı tamamladığını, yüzde 34,5’inin müfredatın çoğunu tamamladığını, yüzde 19,9’unun öğrencilerin dersleri düzenli takip edememesi sebebiyle müfredatı tamamlamada zorluk yaşadığını, yüzde 4’ünün ise öğrencilerin dersleri düzenli takip edememesi sebebiyle müfredattan geri kaldıklarını dile getirdiklerini kaydederek, “Az sayıdaki öğrenci dersleri düzenli takip etme ve müfredatı öğrenme imkânına sahip iken, diğer taraftan oldukça büyük oranda öğrenci dersleri düzenli takip edemediğinden müfredatı öğrenme imkânından yoksun kalmıştır. Bu ise eğitimde eşitsizliklerin salgın sürecinde daha da derinleştiğini açık bir şekilde göz önüne sermektedir. Öğretmenlerin yüzde 16,1’i müfredattaki kazanımların yüzde 91-100’ünü, yüzde 21’i yüzde 81-90’ını, yüzde 18,8’i ise yüzde 71-80’ini verdiklerini söylemiştir. Müfredattaki kazanımların yüzde 50 ve altı düzeyde verdiğini söyleyen öğretmenlerin oranı ise yüzde 19,9’dur” dedi.

Öğrenme kayıplarının telafisi için iyi bir planlama yapılmalıdır

Öğretmenlerin yüzde 47,8’inin öğrenme kayıplarını telafi etmek için 2021-2022 öğretim yılında ihtiyacı olan öğrencilere telafi eğitimleri düzenlenmesi gerektiğini, yüzde 19,2’sinin Haziran-Temmuz aylarında ihtiyacı olan öğrencilere yüz yüze telafi eğitimi verilmesi gerektiğini, yüzde 12,1’inin ise Ağustos-Eylül aylarında ihtiyacı olan öğrencilere yüz yüze telafi eğitimi verilmesi gerektiğini belirttiğini dile getiren Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Öğretmenlerin yüzde 7,7’si online ek dersler ile telafi eğitimlerinin yapılması gerektiğini, yüzde 10’u öğrenme kayıplarını gidermek için bir şey yapılmasına gerek olmadığını ifade etmiştir. Katılımcılar, en yüksek düzeyde öğrenme kaybının ilkokul 1. sınıf (yüzde 69,1), lise 4. sınıf (yüzde 43,9) ve ortaokul 4. sınıf (yüzde 43) öğrencilerinde yaşandığını belirtmiştir. Katılımcılar, en az düzeyde öğrenme kaybı yaşayan sınıf düzeylerini ise ilkokul 3. sınıf (yüzde 15,8), ortaokul 2. sınıf (yüzde 18,5), lise 2. sınıf (yüzde 20,2) ve ortaokul 3. sınıf (yüzde 20,4) olarak tanımlamıştır. Eylül-Ekim aylarında ilkokul 1. sınıflar, daha sonra diğer ilkokul sınıf düzeyleri ile 8 ve 12. sınıf düzeyleri kısa süreli yüz yüze eğitim yapmış, ortaokul ve lise düzeyindeki diğer ara sınıflar ise uzaktan eğitim yapmıştır. Bu husus dikkate alındığında katılımcıların neredeyse bir yıldır yüz yüze eğitime hiç katılmamış olan ara sınıfları en az düzeyde öğrenme kaybı yaşayan sınıflar olarak tanımlanması dikkat çekicidir. Ayrıca, cinsiyet, okulun bulunduğu yer, mesleki tecrübe, çalışılan okul türü ve bölgelere göre öğretmenlere yöneltilen sorulara verilen cevaplarda; kadın öğretmenler erkek öğretmenlere göre, büyükşehir/şehir merkezinde çalışan öğretmenler ilçe merkezi ile köy/kasaba/belde/kırsal alanda çalışan öğretmenlere göre, 15 yıldan az tecrübeye sahip öğretmenler 16 yıl ve üzeri tecrübeye sahip olan öğretmenlere göre, sınıf öğretmeni, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, İngilizce, Matematik, Türkçe gibi branşlar diğer branş öğretmenlerine göre, İstanbul ve Batı Anadolu’da çalışan öğretmenler diğer bölgelerde çalışan öğretmenlere göre çok daha yüksek oranda her gün ve haftada birkaç gün ders yaptıklarını ve çok daha düşük oranda hiç ders yapmadıklarını, çok daha yüksek oranda  öğrencilerin tümü ya da yarıdan fazlasının derslere katıldığını, çok daha yüksek oranda  farklı yöntemlerle öğrenme açığını kapatmaya yönelik ek çalışmalar yaptıklarını, çok daha yüksek düzeyde müfredatı başarı ile tamamladığını, çok daha yüksek düzeyde müfredattaki kazanımları büyük oranda verdiklerini ifade etmiştir.” dedi.

Öneriler

Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, raporda yer alan önerilerden bazılarını şöyle sıraladı:

-“Çocukların fiziki ve zihinsel olarak daha sağlıklı ve refah içinde büyümelerini sağlamak için,  akranları ile birlikte okul ve sınıf ortamında olmaları önemlidir. Bunun için gerekli tüm sağlık ve güvenlik önlemleri alınmalı ve en temel politik öncelik olarak okulların yüz yüze eğitime devam etmesi sağlanmalıdır.

-Öğretmenleri ve diğer okul personelini aşılamak, okulları güvenli bir şekilde açmak için önemlidir. Eğitim çalışanlarını öncelikli olarak aşılamanın enfeksiyon riskini sadece onlar için değil, toplumun tüm kesimleri için azaltacağı da dikkate alınmalıdır. Eğitim çalışanlarının bir an önce aşılanması, yüz yüze eğitimin yeniden normalleşmesinin yanı sıra, bir yıldır okuldan uzak kalan öğrencilerimizin en çok ihtiyaç duydukları eğitimin sosyalleştirme işlevinin geri dönüşüne en fazla katkıda bulunacak kritik bir karar olacaktır.

-Okulları açmak ve okulların açık kalmasını sağlamak, öğrencilerin daha fazla kayıp yaşamasını önler. Ortada bir yılını kaybetmiş milyonlarca öğrencinin olduğu dikkate alındığında öğrenme kaybıyla mücadele için günü kurtarmak yerine, proaktif ve etkin stratejiler geliştirilmelidir. Öğrencilerin öğrenme kaybını gidermek için elimizde sihirli bir değnek bulunmamaktadır. Bunun yerine, iyi bir planlamaya, yoğun çalışmaya ve motivasyona ihtiyaç vardır. Öğrenme kaybını tespit çalışmalarına ivedilikle başlanmalıdır. Öğrenme kaybını gidermek için millî bir seferberlik başlatılmalıdır. Öncelikle öğrencilerin öğrenme kaybı düzeyi en kısa sürede tespit edilmelidir. Tüm öğrencilere yönelik yapılacak öğrenme kaybını tespit etme çalışmaları, telafi eğitim programlarının içeriği, süresi, uygulaması ve yöntemi gibi birçok kritik husus ile ilgili temel verileri sunacaktır. Öğrenme kaybını tespit etme çalışmalarının en kısa sürede başlaması bir zorunluluktur.

-Öğretmenlerin büyük çoğunluğu farklı zaman dilimini ve yöntemini önerse de öğrencilerin öğrenme kayıplarını telafi etmek için bir çalışma yapılması gerektiğini ifade etmiştir. Farklı ülkelerde öğrenme kayıplarını gidermek için yapılan uygulamalar dikkate alınarak, online telafi eğitimi programı bir an önce başlatılmalıdır. Bilgi, beceri ve öğrenme kaybı düzeyi göz önünde bulundurularak, okul, ilçe hatta şehir olarak benzer düzeyde olanların katılacağı telafi programları düzenlenmelidir. Benzer bir yöntem ile benzer bilgi, beceri ve öğrenme kaybı düzeyine sahip öğrencilerin aynı okulda ya da yakın okullarda telafi programlarına katılması sağlanmalıdır. Öğrenme kaybı yaşayan öğrencilerin mevcut müfredatı takip etmesi makul değildir. Telafi uygulamasında olmazsa olmaz temel kazanımları içeren bir müfredat planlaması yapılmalıdır.

-Salgın sürecinde eşitsizlikler daha da derinleşmiş, sosyo-ekonomik düzeye göre öğrenciler arasındaki farklılık daha da artmıştır. Her öğrenciye kaliteli eğitim sunmak ve eşitsizlikleri azaltmak için paydaşların katılımıyla köklü, kalıcı ve etkin bir reform programı geliştirilmelidir.”

RAPOR

Yorumlar (0)
21
açık
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 39 81
2. Galatasaray 39 81
3. Fenerbahçe 39 79
4. Trabzonspor 39 68
5. Sivasspor 39 62
6. Hatayspor 39 61
7. Alanyaspor 39 57
8. Karagümrük 39 57
9. Gaziantep FK 39 55
10. Göztepe 39 51
11. Konyaspor 39 49
12. Rizespor 39 48
13. Kasımpaşa 39 46
14. Malatyaspor 39 45
15. Başakşehir 39 45
16. Antalyaspor 39 43
17. Kayserispor 39 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 39 38
20. Gençlerbirliği 39 38
21. Denizlispor 39 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 35 80
2. M. United 36 70
3. Leicester City 36 66
4. Chelsea 36 64
5. Liverpool 35 60
6. West Ham 35 58
7. Tottenham 35 56
8. Everton 35 56
9. Arsenal 36 55
10. Leeds United 35 50
11. Aston Villa 35 49
12. Wolverhampton 35 45
13. Crystal Palace 35 41
14. Southampton 35 40
15. Burnley 35 39
16. Newcastle 35 39
17. Brighton 35 37
18. Fulham 35 27
19. West Bromwich 35 26
20. Sheffield United 35 17
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 36 80
2. Real Madrid 36 78
3. Barcelona 36 76
4. Sevilla 36 74
5. Real Sociedad 36 56
6. Real Betis 36 55
7. Villarreal 36 55
8. Celta de Vigo 36 50
9. Athletic Bilbao 36 46
10. Granada 36 45
11. Osasuna 36 44
12. Cádiz 36 43
13. Levante 36 40
14. Valencia 36 39
15. Deportivo Alaves 36 35
16. Getafe 36 34
17. Huesca 36 33
18. Real Valladolid 36 31
19. Elche 36 30
20. Eibar 36 30